Yazılar

İskender Paydaş ile geçmişe yolculuk

Sevilen sanatçı İskender Paydaş, Bodrum Azka Otel’de sahne aldı.
Popun  efsane olmuş isimlerinden merhum Harun Kolçak şarkılarıyla sahneye gelen sanatçı Kolçak’ın  efsaneleşmiş şarkılarıyla  konukların hoş geldiniz diyen  Paydaş programının sonlarına doğru günümüzün popüler şarkılarıyla tatilcilere unutulmaz bir Bodrum akşamı yaşatırken; sanatçı tatil için yurtdışından gelen misafirlerini de unutmayarak programının sonlarına doğru yabancı şarkılarla sahnesini bitirdi.

Doğum günü hediyesini sır gibi sakladı

Aras Kargo Yönetim Kurulu Başkanı Barış Baran Aras, zarif ve güzel eşi Elif İnci Aras’a doğum gününde aldığı hediyeyi sır gibi sakladı.

Büyük bir aşk ile evliliklerine devam eden çift, özel günleri asla atlamıyor. Şimdiler Beykoz Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak eğitime destek veren Elif İnci Aras, aile şirketlerinde üst düzey yöneticiliğini de sürdürüyor. Eşine aşkını (Elif-İnci) teknesine verdiği isim ile de ifade eden Barış Bey, eşinin doğum günü her yıl olduğu gibi Bodrum’da dostları ile birlikte kutladı. Eşine aldığı doğum günü hediyesini sır gibi saklayan Aras, hediyenin ne olduğunu eşim açıklamak isterse o açıklar diyerek, herkesi meraklandırdı.  Yazı Bodrum’da geçiren çift önümüzdeki günlerde tekneleri ile Yunan adalarını da ziyaret edecek.

Erken evrede belirti vermediği için…

Acıbadem Maslak Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Prostat kanseri erken evrede belirti vermediği için ailede kanser öyküsü varsa 40, yoksa 45 yaşından itibaren tarama testi önerilmektedir. En önemli tarama testi PSA denilen kan testidir. Bununla birlikte bazı saldırgan türde kanserler PSA az ürettikleri için parmakla rektal muayene de mutlaka yapılmalıdır. Tedavi aşamasında ise günümüzde robotik cerrahi yöntemi giderek daha çok tercih edilmektedir. Bu yöntemle komplikasyon oranları azalmakta, ameliyat süresi kısalmakta ve hasta daha çabuk iyileşmektedir. Robotik ameliyat sonrasında ise cinsel fonksiyon kaybı ve idrar kaçırma gibi sorunlar daha az görülmektedir” diyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural, Eylül ayı Prostat Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, prostat kanseri hakkında en çok merak edilen 10 soruyu yanıtladı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzde her 7 erkekten birinde rastlanan prostat kanseri, 70 yaş üstündeki her 2 kişiden birinde görülüyor. Prostat kanseri erkeklerde kansere bağlı ölümler arasında 2. sırada yer alsa da erken tanı konulduğunda neredeyse tamamen tedavi edilebiliyor. Erken tanı için de düzenli olarak 40-45 yaşları itibarıyla üroloji muayenesi ve PSA testi yapılması gerekiyor.

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

Prof. Dr. Ali Rıza Kural

SORU: Hangi belirtilerle ortaya çıkar?

CEVAP: Prostat kanseri erken evrede belirti vermez. Lokal ileri evre yani bulunduğu yerde büyüyüp çapı birkaç cm’yi geçen kanser varlığı halinde idrar yolunu tıkamaya başlar ve hastalar zor idrar yaptıklarını ifade eder. Ender de olsa idrarda yanma, meniden kan gelmesi gibi şikayetler de görülebilir. Prostat kanseri kemiklere yayılmış yani metastaz yapmışsa o zaman da hastalar sırt, bel bölgesi, kalça ve bacaklarda ağrı şikayetleriyle hekime başvururlar.

SORU: En önemli risk faktörleri nelerdir?

CEVAP: Çalışmalar hastaların yaklaşık yüzde 10’unda kalıtsal faktörlerin rol oynadığını göstermektedir. Anne ve babadan gelen bazı genlerin mutasyona yani değişime uğraması, prostat kanseri riskini artırabilir. Genetik mutasyon, sigara, obezite ya da ultraviyole ışınlarına maruz kalma gibi çevresel faktörlere bağlı olarak sonradan da gelişebilir. Bu nedenle ailede meme kanseri, kolorektal kanser, over kanseri, pankreas kanseri ve prostat kanseri olup olmadığı iyice sorgulanmalıdır.

SORU: Kimler, ne zaman tarama testi yaptırmalı?

CEVAP: Ailesinde meme kanseri, kolorektal kanser, over kanseri, pankreas kanseri ve prostat kanseri öyküsü olanların tarama testlerine 40 yaşından itibaren; olmayanların ise 45 yaşından itibaren başlamaları gerektiğini belirten Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Yaş ilerledikçe prostat kanseri görülme sıklığı artmaktadır. Hastaların yüzde 60’ını 65 yaş ve üzerindeki yaş grubu oluşturmaktadır. Prostat kanseri gelişme riski, ailede bir kişide bu hastalık varsa 2 kat; ailede iki kişide varsa 4 kat artmaktadır” diyor.

SORU: Erken tanının önemi nedir?

CEVAP: Prostat kanseri erken teşhis edilirse neredeyse tamamen tedavi edilebilir. Bunun için de tarama testleri büyük önem taşımaktadır. Prostat Spesifik Antijen (PSA) olarak bilinen kan testi, en önemli tarama testi olarak kabul görmektedir. Ayrıca günümüzde BRCA 1, BRCA 2 genetik testlerle ailesel riski olan hastalarda genetik mutasyon olup olmadığı saptanabilmektedir.

SORU: Hangi tarama testleri yapılabilir?

CEVAP: En önemli tarama testinin Prostat Spesifik Antijen (PBA) olarak bilinen kan testi olduğunu belirten Prof. Dr. Kural şöyle konuşuyor: “PSA değerlerinin yüksek olması kesin kanser anlamına gelmediği gibi düşük bulunması da kanserin olmadığı anlamına gelmez. PSA Velocity (Psa Değerinin yıllık artış hızı ), f/t PSA yani serbest PSA’nın total PSA’ya oranı, 4K testi, idrarda PCa 3 testi, Phi skoru testi gibi yüzde yüz sonuç vermeyen ancak anormal olduğunda şüphemizi artıran testler de vardır. Şüphe arttığında Multiparametrik Prostat MR’ı çekilmeli ve ardından gerekli görülürse MR görüntüleri eşliğinde Prostat Biyopsisi- MR-TRUS füzyon biyopsi yapılmalıdır.”

Acıbadem Maslak Hastanesi

SORU: Parmakla muayene yapılması şart mı?

CEVAP: PSA değerlerine baktırmak önemli olsa da PSA üretmeyen veya az üreten saldırgan kanser tiplerini de araştırmak gerekiyor. Parmakla muayenenin önemini vurgulayan Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Ayrıca PSA kanserden başka nedenlerle de yükselebildiği için parmakla prostat muayenesi büyük önem taşır. PSA değeri ne olursa olsun parmakla muayenede sertlik bulunması prostat kanseri şüphesi oluşturur” diyor.

SORU: Kanser tanısı konulduğunda ne yapılmalı?

CEVAP: Hastalığın “Klinik Önemli” mi “Klinik Önemsiz” mi olduğuna bakmak gerekiyor. Patologlar, biyopsi materyalini inceleyerek tümörün saldırganlık derecesine göre “Gleason skoru” denilen bir sonuç verirler. Gleason skoru düşük ve tümör uzunluğu da küçük ise yani “Klinik Önemsiz Prostat Kanseri” ise aralıklı PSA kontrolü ile takip yani Aktif İzlem önerilir. Gleason skor yüksekse yani “Klinik Önemli Prostat Kanseri” saptanırsa tedaviden önce sadece prostat kanserinde kullanılan ve hastalığın evresi hakkında bilgi veren “Ga 68 PSMA pet” taraması yapılmalıdır.

SORU: Nasıl tedavi ediliyor?

CEVAP: Prostat kanseri organa sınırlıysa ve hastanın yaşı, genel sağlık durumu uygunsa en geçerli tedavi yöntemi cerrahidir. Radikal Prostatektomi denilen ameliyatta prostatla birlikte meni keseleri ve bölgesel lenf düğümleri çıkartılır. Prostatın her iki tarafında yerleşik sinir-damar demetleri korunarak ameliyat sonrası ereksiyonun devam etmesi sağlanabilir. Geçici idrar kaçırma olsa da 4-6 hafta içerisinde düzelir. Hastanın sağlık koşulları ameliyat için uygun değilse veya hasta ameliyat istemiyorsa radyoterapi yani ışın tedavisi uygulanabilir. Hastalık ileri evrede ise vücuttaki erkeklik hormonunu baskılayan hormon tedavisi veya kemoterapi uygulanmaktadır. Bazı hastalarda da sadece tümörlü bölgenin tedavi edildiği “Fokal Tedavi” yöntemine başvurulabilir. Bu tedavilerde ilk 2 yılda nüks oranları yüzde 25 civarındadır.

SORU: Robotik cerrahinin açık ameliyattan farkı nedir?

CEVAP: Açık ameliyatın geç iyileşme, uzun süre hastanede kalma, enfeksiyon riski ve büyük yara izi gibi dezavantajları olduğunu belirten Prof. Dr. Ali Rıza Kural “Robotik cerrahide Da Vinci adlı robot, konsol cerrahı tarafından kullanılmaktadır. Robot enstrümanlarının 7 derece serbest hareket kabiliyeti, eldeki en ufak titremenin aletlere iletilmesini engelleyen sistemin varlığı, görüntünün 12 misli büyük ve 3 boyutlu olarak konsola iletilmesi ameliyatı çok hassas ve çok az bir kan kaybıyla yapmamıza imkan verir. Bunun sonucu olarak da açık cerrahiye oranla daha hızlı bir iyileşme sağlanrken kan transfüzyonuna çok düşük oranda (yüzde 1’den az) gerek duyulur. İdrar tutmanın geri dönüş süresi ve oranları, ereksiyon geri dönüş süresi ve oranları açık ameliyata oranla daha iyidir” diyor.

SORU: Prostat kanserinden korunmak mümkün mü?

CEVAP: Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Kural bu soruyu şöyle yanıtlıyor: “Prostat kanserinden korunmak için süt ve süt ürünlerinin fazla tüketilmemesi, aşırı derecede kalsiyum alınmaması önerilmektedir. Ayrıca obezitenin de prostat kanseri riskini artırdığı belirtilmektedir. Bunun yanı sıra düzenli egzersiz yapılması, bol sıvı tüketilmesi, D vitamini kullanılması, sigara içilmemesi, içenlerin de bırakması tavsiye edilmektedir. Aşırı miktarda E vitamini alınmasının veya Folik asit kullanımının da prostat kanseri riskini artırdığı bilinmektedir.”

Emekli olunca yaşayabilecek 12 sahil kasabası!

Emeklilik hayali ikiye ayrılır. Emekli olunca dünyayı gezme hayali kuranlar ve sessiz, sakin bir sahil kasabasına yerleşip, müstakil evinin bahçesinde domates yetiştirmeyi düşleyenler… Biz ikincisine sesleniyoruz. Özellikle kalabalık şehirlerde yaşamanı sürdüren, her gün ömründen bir parçasını trafikte yitiren ve ruh emici gökdelenlerin arasında bir gıdım oksijene muhtaç kalan bizlerin, emekliliğimizde daha dingin bir hayat sürme isteğimiz hiçbir şekilde sıkıcı karşılanmamalı.

Akarca

1 – Akarca

Akarca’yı çoğu insan bilmez. Çünkü burada sabahın ilk ışıklarına dek süren eğlenceler yoktur. Yalnızca buz gibi bir deniz ve dingin bir yaşam sürmeyi seçmiş emekli büyüklerimiz vardır. Genelde yazlıkçıların mekanı olan Akarca, İzmir’in Seferihisar ilçesinde bulunuyor. Ege Denizi’nin en berrak hali, bu güzide sahil kasabasına bahşedilmiş desek yeridir.

 Bademli

2 – Bademli

Eğer emekli ikramiyenizi Maldivler’e yatırmak istemiyorsanız, ikinci seçenek olarak Bademli Köyü’nü düşünebilirsiniz. Neden böyle diyoruz, çünkü Bademli’deki deniz, o gördüğünüz Maldivler’deki okyanustan farksız. Popüler olamamasının nedeni ise malum, zamane gençliği işte. Bademli’nin İzmir’in Dikili ilçesinin güneybatısında olduğunu da belirtelim unutmadan.

Çukurbağ

3 – Çukurbağ

Sessiz ve sakin bir hayat süreyim, domatesimi de ekeyim ama sıkılınca eğlenceden de çok uzak kalmayayım diyorsanız eğer, o zaman Çukurbağ Yarımadası’na yerleşebilirsiniz. Antalya’nın Kaş ilçesinde bulunan Çukurbağ, Meis Adası’nın manzarasıyla da büyülüyor insanı. Hem torunlarınız da çok sevinir bu duruma.

Güzelçamlı

4 – Güzelçamlı

Hep özlediğiniz o bakir doğaya en sonunda kavuşacağınız bir yer Güzelçamlı. Aydın’ın Kuşadası ilçesinde bulunan Güzelçamlı, dünyanın en yüksek oksijen oranına sahip bölgelerinden biri. Hani gökdelenlerin arasında nefes alamıyoruz dedik ya, Güzelçamlı bu yönden ömürlük bir terapi niteliğinde anlayacağınız.

Badavut

5 – Badavut

Issız, daha da ıssız, olabildiğine ıssız bir yer arayışındaysanız, tası tarağı toplayıp Sarımsaklı Badavut’a yerleşebilirsiniz. Issız dediysek gözünüzü korkutmuş olmayalım, Ayvalık Sarımsaklı’ya çok yakınsınız aynı zamanda. Canınızı sıkıldığında, iki çift laf edeceğiniz insanlar da bulabilirsiniz istediğinizde.

Mazı

6 – Mazı

Emeklilik hayalleri genelde Bodrum üzerinden yürüyor. Özellikle her 5 insanın 3’ünün domatesi hep Bodrum’da yetişiyor. Yaz aylarında Bodrum’un ne kadar kalabalık olduğunu söylememize gerek yok. Ama Mazı öyle mi? Değil tabi. Bodrum’da emeklilik hayalini kuranların, kesinlikle yerleşmesi gereken bir cennet köşesi Mazı.

Palamutbükü

7 – Palamutbükü

Yeryüzünde cenneti arıyorsanız, Palamutbükü’nün aradığınız yer olduğunu söyleyebiliriz. Tamam, belki domates yetiştiremeyebilirsiniz ama bol bol badem ağacı ekebilirsiniz. Datça’nın en huzurlu köşelerinden biri olan Palamutbükü’nde yeniden gençleştiğinizi hissedebilmeniz olası.

Akyaka

8 – Akyaka

Hem doğal güzelliklerin ortasında hem de insanlarla iç içe bir emeklilik hayali düşlüyorsanız, Akyaka Gökova’nın büyülü dünyasını da bir kolaçan edin bizce. Gökova Körfezi’nin en şahane koylarının bulunduğu Akyaka’da, kim bilir, belki bir pansiyon işletmeye başlar ve hayatınıza bambaşka renkler katarsınız. Bu da bir fikir.

Turunç

9 – Turunç

Kışı sessiz, sakin köşemde geçireyim, yazın ise cıvıl cıvıl olsun etrafım diyorsanız, Marmaris’te yer alan Turunç’taki müstakil evinizin hayalini kurmaya şimdiden başlayın deriz. Yaz aylarında bol turist akınına uğrayan Turunç’ta, kışın ise birkaç pansiyon dışında herkes köşesine çekiliyor. Yılların yorgunluğunu üzerinizden atmak için Turunç biçilmiş kaftan.

Köyceğiz

10 –Köyceğiz

Son zamanlarda dikkat ediyoruz da Köyceğiz gittikçe popüler olmaya başladı. Doğal güzelliklerin ve tarihi dokunun bu kadar uyumlu olduğu daha kaç yer var ki ülkemizde? Hem sessizliği seviyor, hem tarihe ilgi duyuyorsanız, emeklilik hayali kurmaya Köyceğiz üzerinden devam etmenizi tavsiye edeceğiz.

Sokakağzı

11 – Sokakağzı

İleride, “nerede yaşıyorsun bey amca” diye sorduklarında ‘Ege’nin en uç noktasında yaşıyorum delikanlı’ cevabını verdiğinizi düşünün. İşte o an, bir delikanlının daha emeklilik hayaline yön vermiş olmanın haklı gururunu yaşayacaksınız. Bizim için bir inci tanesinden daha da değerli olan Assos’un şirin bir sahil kasabası olan Sokakağzı, bizim de emeklilik hayallerimizi süslüyor.

Söğüt

12 – Söğüt

Konumu biraz sapa, kabul ediyoruz. Ama Söğüt bu güzelliğini, böylesine ulaşılması güç bir yerde olabilmesine borçlu. Marmaris’in en büyük köyü olan Söğüt, oldukça sessiz bir yer olmasına rağmen, çarşısı her daim cıvıl cıvıl ve capcanlı. İnsanlarla hem iç içe hem de onlardan kendinizi bu denli soyutlayabileceğiniz başka bir yer daha var mı, bilmiyoruz…

En iyi ve en ucuz tropikal tatil rotaları

Kumlu plajlar, muhteşem açık hava destinasyonları ve en iyi güneşli havayı sunan ucuz tropikal tatiller mi arıyorsunuz? İster kumda uzanıp bronzlaşmak ister sık ​​ormanda yürüyüş yapmak veya bir yanardağa tırmanmak isteyin, tropikal tatil fırsatları dünyanın her yerinde mevcuttur.

Dominik Cumhuriyeti

Dominik Cumhuriyeti

Dominik Cumhuriyeti, ana tatil beldeleri yerine, düşük sezonda tatil yapmayı tercih ederseniz veya biraz daha az bilinen kasabaları tercih ederseniz iyi bir değer sunuyor.

Dominik Cumhuriyeti’nde yüksek sezon her zaman ucuz olmayabilir, ancak Nisan, Mayıs ve Haziran ayları iki dünyanın en iyisini sunar. Çoğunlukla güneşli günler ve konaklama ve uçuşlarda birçok özel indirim- fiyatlar yüksek sezon fiyatlarına göre %50’ye kadar düşer.

Haziran yağmurlu ve kasırgalı sezonun başlangıcıdır, ancak bu ayda fırtınalar nadirdir. Bu nedenle daha az maliyetle keşfetmek için harika bir aydır. Eğer bir uçurtma sörfçüsüyseniz, bu Cabarete gibi yerlerde uçurtma sörfü yapmak için en iyi aydır ve ayrıca ucuz konaklama için en iyi aylardan biridir.

Bali, Endonezya

Bali, Endonezya

Dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerin gözde tropikal destinasyonu olan Bali, seyahat zamanlarınızı doğru seçerseniz veya temel konaklama olanaklarından memnunsanız oldukça uygun bir yer olabilir.

Genel bir kural olarak, adanın güney kısmındaki yerler daha pahalıdır. Bunlara Kuta, Ubud ve Seminyak dahildir. Burada her şey, merkezi tepelerdeki veya kuzeydeki yerlerdeki yerlerin iki katıdır. Yine de burada bile, düşük sezonda (Mart-Mayıs) ziyaret etmek size önemli miktarda para kazandıracaktır. Yemek bir pazarlıktır ve dışarıda yemek yemek, yemeğin sonunda büyük bir hesap olmadan bir zevktir.

Cozumel, Meksika

Cozumel, Meksika

Aralık’tan Mart’a kadar Meksika’nın bu bölgesinde yüksek fiyatlar görülse de yılın geri kalanında çok daha iyi fiyatlar ve para biriktirmenin birçok yolu vardır. Kasırga sezonu Cozumel’de Temmuz’dan Ekim’e kadar sürer, ancak Eylül’e kadar bu genellikle sadece ara sıra yağmur anlamına gelir. Temmuz ve Ağustos ayları, burada ve orada biraz bulutlu gökyüzü karşılığında uçuşlarda ve konaklamada çok düşük fiyatlar sunar.

Daha iyi hava koşulları ve aynı derecede harika fiyatlar için Mart sonu ile Haziran arasında ziyaret edin. Cozumel plajları tüm yıl boyunca ücretsizdir.

Palawan, Filipinler

Palawan, Filipinler

Haziran’dan kasım ayına kadar olan dönem, Filipinler’deki bu küçük takımada eyaletinde düşük sezondur. Ayrıca muson sezonudur, ancak bunun sizi korkutmasına izin vermeyin. Yağmurlu sezonda bile her gün yağmur yağmaz ve yağmurlar genellikle yoğun ama kısa öğleden sonra sağanak yağışları şeklinde gelir. Yağmurlar sıcaklıkları biraz düşürür, bu da etrafta dolaşmayı ve keşfetmeyi daha konforlu hale getirir.

Mümkün olan en iyi hava koşulları için, sezonun başlarında gelin, çünkü en yoğun fırtınalar genellikle Eylül ayından sonra olur. Havayolları ve oteller bu dönemde büyük indirimler sunar, düşük sezon fiyatları normal maliyetlere kıyasla %80’e kadar tasarruf etmenizi sağlar.

Luang Prabang, Laos

Luang Prabang, Laos

Laos uzun yıllardır sırt çantalı gezginler için bir cennettir; bu tropikal Güneydoğu Asya ülkesinin çok uygun fiyatlı bir yer olduğunun iyi bir göstergesidir. Sokak yemek tezgahlarından erişte, yapışkan pirinç ve diğer hızlı yemekler birkaç dolara veya daha azına alınabilir ve başkentin dışında dört yıldızlı oteller Avrupa’da ödeyeceğinizin üçte birine mal olacaktır.

Aralık ve Ocak ayları en çok ziyaretçiyi çeker, çünkü hava kuru ve serindir, sıcaklıklar 20’li derecelerin ortasındadır. Başka bir zamanda gelirseniz daha az kalabalık ve daha düşük fiyatlar görürsünüz.

Kosta Rika

Kosta Rika

Kosta Rika her zaman ucuz bir tropikal tatil yeri olmayabilir, ancak yılın doğru zamanında varmak veya bağımsız bütçeli gezginlere hitap eden yerlere gitmek kesinlikle çok para tasarrufu sağlayacaktır.

Mayıs’tan Aralık ortasına kadar Kosta Rika, “yeşil mevsim” olarak bilinen şeyi yaşar. Bol yağmur, yeşil dağ yamaçlarında yoğun bulut ormanları ve büyük kalabalıkların çoğunlukla uzak durduğu bir zamanda bütçe dostu sörf molaları. Ancak yağmurun sizi korkutmasına izin vermeyin. Hala sıcak, manzara yemyeşil ve güzel ve plajın tadını çıkarmak için bolca güneşli gün elde edeceksiniz.

Koh Rong, Kamboçya

Koh Rong, Kamboçya

Kamboçya’ya gelen ziyaretçilerin çoğu Angkor Wat’taki antik tapınaklara gitse de ülke tropikal macera arayanlar için de birçok açık hava macerası sunuyor. Yemyeşil dağlar, sık ormanlar ve şeker beyazı kumlar Kamboçya’da bolca bulunur.

Kamboçya’nın engebeli ve gelişmemiş plajları ziyaretçiler için bir şölendir, çünkü kalabalıklar komşu Tayland’dakinden daha azdır ve tatil köyleri daha ucuzdur. Ülkenin en gelişmiş adası olan Koh Rong, mercan resifleri ve kumlu koyların cennetidir, burada büyüleyici bir gün batımının tadını çıkarmak için arkanıza yaslanabilir veya masmavi sular üzerinde bir sürat teknesi turuna çıkabilirsiniz.

Koh Samui, Tayland

Koh Samui, Tayland

Tayland, bütçeniz ne olursa olsun lüks bir seyahat yapabileceğiniz ziyaret edilebilecek en ucuz tropik adalardan bazılarına sahiptir. Tayland’da nereye gittiğinize bağlı olarak, düşük sezon Aralık veya Ağustos’a denk gelebilir. Bu nedenle en ucuz ayları bulmak için önceden biraz araştırma yapmak önemlidir.

Tayland’ın en sevilen plaj destinasyonlarından biri olan Koh Samui, Ekim ile Aralık ortası arasında düşük sezondadır. Ekim ve Kasım aylarında öğleden sonraları yağmurlu olabilir, ancak Aralık daha güneşli ve kurudur. Bu aylar, otel ve uçak bileti fırsatları yakalamak için harika aylardır.

Hoi An, Vietnam

Hoi An, Vietnam

Uygun fiyatlı tropikal balayı yerleri arıyorsanız büyüleyici küçük kasaba Hoi An birçok nedenden dolayı harika bir seçimdir. Kalabalık yerlerden yeterince uzakta olduğundan büyük kalabalıklarla karşılaşmazsınız, bütçenize uygun gizlilik ve romantizm sunar. Da Nang’ın turkuaz sularına ve yumuşak beyaz plajlarına sadece birkaç dakika uzaklıktadır.

Çok sayıda lüks tatil köyünün yanı sıra çok sayıda olanak sunan ancak çok bütçe dostu plaj otelleri bulabileceğiniz Da Nang bulunmaktadır. Hoi An ve Da Nang’ın düşük sezonu Eylül ve Mart ayları arasına denk gelir.

Langkawi, Malezya

Langkawi, Malezya

Tropikal Malezya’da görülecek ve yapılacak çok şey var. Yağmur ormanı yürüyüşleri, mağara keşifleri ve şehir ormanlarında bitmeyen alışveriş. Ancak canlı Malezya aynı zamanda muhteşem dalış noktalarına, altın rengi plajlara ve kristal berraklığında sulara da ev sahipliği yapıyor.

Andaman Denizi’nin kalbindeki 99 adadan oluşan bir takımada olan Langkawi, bütçeniz kısıtlıysa ziyaret etmek için harika bir adadır.

Daha iyi tasarruflar için, fiyatların her yerde %50 düştüğü yağmurlu Eylül veya Ekim aylarında ziyaret edebilirsiniz.

Aruba

Aruba

Aruba sadece zengin ve ünlülerin gittiği bir yer gibi görünse de Karayip Denizi’nin güneyindeki bu ada, uygun fiyatlı plaj tatilleri için de harika bir yer olabilir.

Aruba’ya yapacağınız seyahati ucuz tutmanın anahtarı zamanlamadır: Eylül ve Ekim ayları Aruba’da genellikle çok ucuz aylardır çünkü adanın ticaret rüzgarları azalır ve sıcaklıklar yükselir, geceleri bile genellikle 30’lu derecelerin ortasında kalır. Kavurucu sıcağı dert etmiyorsanız ve zaten zamanınızın çoğunu suda geçirmeyi planlıyorsanız, bu aylarda harika indirimler bulabilirsiniz. Oteller genellikle odalarda %50 veya daha fazla indirim sunar ve dalış tekneleri de indirim paketleri düzenler.

Haziran’dan ağustosa kadar daha az sıcaktır ancak yine de ucuzdur, ancak indirimler o kadar derin değildir.

Puerto Escondido, Meksika

Puerto Escondido, Meksika

Meksika’da ucuz fırsatlar yakalamak istiyorsanız, en iyi bahis, daha az bilinen yerlere gitmektir. Örneğin, Oaxaca kıyısı, ülkedeki diğer plaj destinasyonlarına kıyasla hala nispeten ayak basılmamış bir yerdir. Sonuç olarak, Oaxaca’da konaklama, yemek ve yapılacak şeylerin çok daha uygun fiyatlı olduğunu göreceksiniz.

“Yüksek sezon” teknik olarak hava ve yaz seyahatleri nedeniyle Mayıs’tan Kasım’a kadardır, ancak fiyatların önemli ölçüde dalgalandığını görmezsiniz. Ocak’tan Nisan’a kadar kuru sezon ve aynı zamanda Puerto Escondido’nun en uykulu olduğu zamandır. Bu, dip fiyatları yakalamanın zamanıdır.

Koh Lanta, Tayland

Koh Lanta, Tayland

Tayland’da güzel adalardan eksiklik yoktur, ancak daha fazla insan onları keşfettikçe fiyatlar artma eğilimindedir. Krabi’deki en iyi adalardan biri olan Koh Lanta, Tayland’daki en uygun fiyatlı adalardan biri olmaya devam ediyor.

Koh Lanta, uzun ve güzel plajları ve Asya’nın her yerinden Avrupa’ya ve ötesine kadar onlarca yıldır kıyılarına inen kültürlerin karışımıyla bilinir. Ayrıca, özellikle Ko Haa ve His Dang gibi noktalarda dalış için popüler bir noktadır.

Tahmin edilemeyen ve yağmurlu sezonda (Nisan-Temmuz) giderseniz, bu mükemmel plajların çoğunun tamamen size ait olduğunu göreceksiniz.

Güzel plajların yanı sıra, Koh Lanta’ya gelen ziyaretçiler gecelik 100 dolardan daha düşük fiyata, hatta bazen bundan çok daha ucuza konaklama imkânı bulabilirler.

Gili Adaları, Endonezya

Gili Adaları, Endonezya

Bali, Endonezya’daki en popüler seyahat noktası olabilir, ancak Gili Adaları’nı ziyaret etme fırsatınız varsa, hayal kırıklığına uğramayacaksınız. Bu küçük kumluk tarzı adalar zinciri, Lombok kıyılarında yer alır ve dünyanın herhangi bir yerinde ziyaret edebileceğiniz en uygun fiyatlı tropikal adalar arasındadır.

Gilis’teki oteller inanılmaz derecede ucuzdur, otel odaları gecelik ortalama 20 dolardır. Airbnb de son derece ucuz olabilir, gecelik 30 ila 140 dolar arasında değişir. Yemek de inanılmaz derecede uygundur, lüks bir deniz ürünleri yemeği yaklaşık 10 dolara mal olur. Elbette, isterseniz her zaman daha fazla harcayabilirsiniz. Seyahat tarzınıza bağlı olarak, günde en az 30 dolarla idare edebilir veya 300 dolara kadar ödeyebilirsiniz.

Gili Adaları’ndaki yoğun sezonlar Temmuz-Ağustos ve Aralık-Ocak ayları arasındadır. Muson sezonu Kasım ayında başlar ve Nisan ayına kadar sürer. Daha az insan ve kuru hava istiyorsanız, Eylül-Kasım ayları gitmek için ideal zaman olacaktır.

Mısır Adaları, Nikaragua

Mısır Adaları, Nikaragua

Ucuz bir tropikal tatil için Nikaragua ülkesini henüz düşünmediyseniz, Corn Adaları’na göz atmak isteyebilirsiniz. Nikaragua, Granada, Leon ve San Juan del Sur gibi turistik noktalarıyla bilinen Orta Amerika’nın en büyük ülkesidir. Ancak Nikaragua’da biraz alışılmışın dışına çıkmak, Corn Adaları gibi Orta Amerika’da bulabileceğiniz en iyi ucuz kaçamaklardan bazılarını yapmanıza yol açabilir.

Mısır Adaları, Nikaragua Karayip kıyılarından 43 mil uzaklıkta bulunan bir takımadanın parçasıdır. Bu uzak adalar, gezginlere uygun fiyatlı konaklama, yemek seçenekleri ve aktivitelerle resim gibi mükemmel bir tropikal cennet ortamı sunacaktır.

Zanzibar, Tanzanya

Zanzibar, Tanzanya

Tanzanya lüks bir safari için bir yerden çok daha fazlasıdır. Aslında, Tanzanya kıyıları dünyanın en güzel tropikal destinasyonları arasındadır. Özellikle Zanzibar, özellikle bütçesi kısıtlı gezginler için Afrika’nın o pastoral tropikal plaj cennetini deneyimlemek için en iyi yerlerden biridir. Zanzibar aslında Unguja, Pemba ve Mafia olmak üzere üç ana adadan oluşan bir takımadadır. Zanzibar’da dolaşmak, bol miktarda taksi veya minibüs ile kolaydır. Konaklama da inanılmaz derecede uygun fiyatlıdır, Zanzibar lüks bir balayı destinasyonu olarak ün yapmış olsa da. Stone Town sırt çantalı gezginlere uygundur. Tanzanya cennetini ziyaret etmek için en iyi zaman Haziran’dan Ekim’e kadar olan dönemdir, ayrıca Ocak ve Şubat aylarıdır. Diğer mevsimler daha yağışlı ve nemli olma eğilimindedir.

İtalyan Heykeltraş Lorenzo Quinn, büyük bir sergi ile sanatseverlerle buluşacak!

İtalyan heykeltıraş Lorenzo Quinn, Ekim ayında Türkiye’de gerçekleştireceği büyük sergisi ile sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Heykellerinde evrensel temaları ve insan duygularını benzersiz bir şekilde işleyen Quinn, İstanbul’un zengin kültürel mirasına olan hayranlığını sergisinde sergileyeceği özel eserlerle dile getiriyor. Sanatçının röportajında Türkiye’ye duyduğu sevgiyi, ilham kaynaklarını ve gelecek projelerini anlatan çarpıcı detaylar yer alıyor. Lorenzo Quinn ile yaptığımız özel röportajı okuyarak, sanatçının sanat anlayışı ve Ekim ayında sergileyeceği eserler hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. Sanatçının Türkiye’deki hayranları, bu eşsiz sergiyi ve röportajda paylaştığı özel detayları kaçırmamalı!

Röportaj: Melis Bayraktar

Lorenzo Quinn

Heykelleriniz genellikle derin bir hareket ve duygu hissi barındırıyor. Çalışmalarınızda gereken teknik hassasiyeti, iletmeyi amaçladığınız duygusal derinlikle nasıl dengeliyorsunuz?

Hayat, sürekli bir hareket ve dönüşümün içinde. Heykellerimde derin hareket ve duygu hissi yaratmak için teknik hassasiyeti ve duygusal derinliği dengelemeye çalışıyorum. Her heykelin kendine ait bir hikayesi var. Öncelikle sanat eseri aracılığıyla iletmek istediğim mesajı belirliyorum. Sürecin kilit noktası buradan geçiyor. Eserlerimde yerçekimiyle oynayarak, hem fiziksel hem de sembolik anlamda sınırların ötesine geçmek istiyorum. Fakat maalesef henüz nesneleri havada asamıyoruz, ama gelecekte yeni malzemelerle bu mümkün olabilir.

Lorenzo Quinn

Eserlerinizde genellikle evrensel temalara yer veriyorsunuz. Thailand, Güney Amerika gibi birçok yerde meydana gelen doğal afetlere dikkat çekmek için tasarladığınız; Dünyayı bir kayış ile tutan Doğa Ana Heykelleriniz büyük kitlelerin sevgisini ve ilgisini toplamıştı.  Bize biraz bu serinizden bahseder misiniz?

Sanat, insanları bir araya getiren ve ortak duygularımızı paylaşmamızı sağlayan güçlü bir araç. Eserlerimde evrensel temalara yer vererek, izleyicilerimin kendi yaşam deneyimleriyle bağlantı kurmalarını istiyorum. İnsan doğası, ilişkiler ve duygular gibi konular hepimizi birleştirir ve bu konular üzerinde düşünmek ve konuşmak bizi daha empatik bireyler yapar. Sanatımın bu tür bir diyalog başlatmasını umarak tasarımlarımı yapıyorum.

Tabiat ana konulu eserlerimde, doğal afetlerin hepimize bir adım uzakta olabileceğini ve gerekli önlemleri almak gerektiğini yansıtmak istedim. Thailand’ta yaşanan hortum felaketinin anısına yaptığım 2.5 metrelik Doğa Ana Heykeli ile Doğa Ana’nın dünyayı nasıl savunduğunu, insan merkeziyetçiliğin sonuçlarıyla nasıl başa çıktığını sergilemek istedim ve tüm eserlerimi doğaya ithaf ettim. Heykellerin ayrı ayrı versiyonları Amerika, İngiltere, Avusturya, Monaco ve Singapur’da dikili…

Lorenzo Quinn

Heykellerinizde sıklıkla insan ellerini kullanıyorsunuz. 57. Venedik Bienalinde de iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla Grand Canal’dan çıkan ve binanın dağılmasını bir an için durdurmuş izlenimi veren iki beyaz el tasarlamıştınız. Bu simge sizin için ne ifade ediyor ve sanatınızda neden bu kadar merkezi bir yer tutuyor?

Bedenin en meşakkatli ve teknik açıdan en meydan okuyan parçası olarak görülen eller, benim için çok güçlü sembollerden biri. Ellerdeki her hareket, her jest bir hikâye anlatıyor. Sevme gücü, nefret etme gücü, yaratma ve yok etme gücü gibi. Elleri sanatımda kullanmak, insanların birbirleriyle olan bağlantısını, iletişimlerini ve empati duygusunu temsil ediyor. Her bir heykelimde eller aracılığıyla insan doğasının farklı bir yönünü keşfetmeye çalışıyorum.

Venedik’deki Ca’Sagredo Hotel’in iki cephesini bir arada tutmaya çalışan “Support” (Destek) heykelimi Halcyon Art International ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği adına tasarladım. İklim değişiklikleri ve zamanın yıpratıcı etkisi altındaki bu ilham veren Venedik şehri, bizim ve gelecek jenerasyonların desteğine ihtiyaç duyuyor. Nitekim kanaldan çıkan ellere verdiğim isim de “Support” (destek) bu fikirle birebir örtüşüyor. Eller, ince bir jestle tarihi binayı tutuyorlar.

Lorenzo Quinn

Son projenizde, insan bağlantısı ve birlik temalarını keşfetmeye devam ettiniz. Bu temaların çalışmalarınızda nasıl evrildiğini ve hangi yeni boyutları keşfettiğinizi paylaşabilir misiniz?

Başkalarıyla iletişim kurmak benim için çok önemli. Eserlerim aracılığıyla insanlar arasında bir bağlantı kurmaya çalışıyorum. Bu her zaman kolay olmuyor. Anlaşılabilir bir şekilde yazmam gerekiyor, adeta bir kitap yazar gibi. Özellikle kamusal alanlarda çalışırken, eserlerimi geniş bir izleyici kitlesi tarafından anlaşılabilir hale getirmek için basitleştirilmiş bir dil kullanıyorum. Herkesin sanat uzmanı olmadığını ve hatta bazı insanların sanattan hoşlanmadığını göz önünde bulundurarak çalışıyorum. Sanatın gücü, farklı insanları bir araya getirerek ortak bir anlayış oluşturmasında yatıyor. Kamusal alanlarda sergilenen heykellerim, herkesle bir diyalog kurmayı amaçlıyor. Sanatın, toplumun bir parçası olması gerektiğine inanıyorum. Eserlerimle insanları düşünmeye, hissetmeye ve belki de kendileri ve çevreleri hakkında yeni perspektifler kazanmaya teşvik etmeyi umuyorum. Bu nedenle evrensel el jestleri veya diğer yöntemlerle mesajlarımı ifade etmeye çalışıyorum, böylece herkes ne anlatmaya çalıştığımı anlayabiliyor. Kamusal sanat, herkes için erişilebilir ve anlamlı olmalı.

Lorenzo Quinn

Sanat eserleriniz genellikle dönüştürücü bir şekilde kamusal alanlarla etkileşime giriyor. Çevreye ve halka bu kadar büyük ölçekte etkileşimde bulunması amaçlanan eserler oluştururken hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Kamusal sanat eserleri, kentsel alanlarda yaşamı daha zengin ve anlamlı hale getiriyor. Bu eserler, insanları bir araya getiriyor, diyalogu teşvik ediyor ve paylaşılan kimliği destekliyor. Özellikle bu dijital çağda, enstalasyonlar otantik deneyimler sunuyor ve kamusal alanları daha çekici hale getiriyor. Aynı zamanda sosyal medya aracılığıyla daha geniş bir kitleye ulaşıyor ve şehrin cazibesini artırıyor.

Sanat, sınırları zorlayan ve hayal gücünün özgürce dolaştığı bir alan. Ancak gerçek dünyada da bazı sınırlar ve pratik faktörler var. Örneğin, anıtsal eserlerin tasarımında çeşitli kısıtlamalar olabilir. Bu, şehir belediyesinin onayı, izinler, mühendislik gereksinimleri ve diğer faktörleri içerebilir. Ayrıca, her mekânın kendine özgü bir karakteri vardır ve bu, eserin karmaşıklığını etkiler. Yerel kültürü de göz önünde bulundurmak çok önemli: Ne yapabileceğiniz, ne gösteremeyeceğiniz ve nasıl göstereceğiniz. Bu faktörler, kamusal eserlerin tasarımını büyük ölçüde etkiliyor. Ancak bu süreç, sanatçılar için heyecan verici bir deneyim. Yeni zorlukları üstlenmek, yaratıcılığı canlı tutar ve umarım yakın zamanda engelleri aşıp Türkiye’de güzel projelere imza atarız!

Lorenzo Quinn

Sürprizi bozmak istemezdim ama önümüzdeki Ekim ayında İstanbul’a geleceğinizi duydum. Bu şehir sizin sanatsal yolculuğunuzla nasıl bir uyum içinde ve yaklaşan ziyaretinizde neler hedefliyorsunuz?

İstanbul’a gelmek için çok heyecanlıyım. Bu şehri daha önce de ziyaret ettim ve her gelişimde büyüleniyorum. İstanbul’un zengin kültürel mirası ve tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olması beni çok etkiliyor. İnsanları da çok seviyorum. İstanbul’da olduğu kadar ülkenin diğer bölgelerinde de birçok Türk arkadaşım var. Türkiye’nin dört bir yanından takipçilerim var. Bu sergi için çok heyecanlıyım. Uzun zamandır Türkiye’de büyük bir sergi yapmak istiyordum, bu hayalimin sonunda gerçekleşiyor olması beni oldukça heyecanlandırıyor. Sergimde, İstanbul’un bu eşsiz karakterini ve tarihini yansıtan eserlerimi paylaşmayı umuyorum. Türkiye’de bazı kamusal çalışmalar yapma fırsatım olmuştu, ancak son anlarda işler yolunda gitmedi. Bu sergiyle, sahip olduğum projelerin hayata geçmesini umuyorum ve bu gerçekten heyecan verici ve muhteşem olacak. Umarım bu gerçekleşir. Heyecanlıyım ve umarım çok olumlu geri dönüşler alırım, bekleyip göreceğiz.

Lorenzo Quinn

Çoğu eserinizde ahlaki veya felsefi bir mesaj olduğu görülüyor. Sadece güncel olaylara tepki veren ve idealleri olan bir sanatçı değil, aynı zamanda yardımsever kişiliğiyle de birçok gence umut olmuş bir sanatçıssınız. “Empowerment” adlı serinizin satışından elde ettiğiniz geliri, gençleri desteklemek ve maddi imkan sağlamak amacıyla kurulmuş olan bir vakıfa bağışlayarak; geleceğin dünyasında gençler için bir destek de oldunuz. İzleyicilerin bu mesajları nasıl yorumlamasını bekliyorsunuz?

Teşekkür ediyorum. Her izleyici, sanat eserini kendi bakış açısına ve deneyimlerine göre yorumlayacaktır. Eserlerimin her birey için farklı anlamlar taşımasını ve farklı duygular uyandırmasını istiyorum. Eserlerimdeki ahlaki veya felsefi mesajlarla, genellikle izleyiciyi düşünmeye ve sorgulamaya teşvik etmeye çalışıyorum. 2018 Uluslararası Edinburgh Dükü Ödülleri için gelecek nesillere umut olacak şekilde dünyayı ellerinde tutan genç bir kadın ve erkeği tasvir eden bir heykel yarattım. Ayrıca Steve ve Alexandra Cohen Vakfı’nın ‘Give from the Heart’ heykelini tasarladım. Bu eser hayırseverliği teşvik etmek amacıyla onların ‘farkındalık yaratma, rehberlik etme ve örnek liderlikle topluma katkıda bulunma’ konusundaki kararlılığını simgeliyor. İzleyicilerimin sanatımı anlamasını, imkanı olanların da gençlerin temel eğitim ihtiyaçlarının ötesinde sosyal alanda gelişimlerini desteklemelerini ve vizyonlarını genişletmelerini umuyorum. Ayrıca, çözüm sunmak yerine gençlere çözüm üretme becerisini geliştirmeleri için katkıda bulunmalarını istiyorum. Dayanışma güzeldir.

Lorenzo Quinn

Bir takı koleksiyonunuz olduğunu biliyoruz. Bu projeye nasıl başladınız ve koleksiyonlarınızı tasarlarken nelerden ilham alıyorsunuz?

Takı tasarımına olan ilgim, heykeltraş olarak yaptığım işlerden doğdu. Heykellerimde kullandığım formları ve kavramları daha küçük boyutlarda, takı olarak insanlarla buluşturmak istedim. Takılarım da heykellerim gibi insan ilişkileri ve duygular üzerine odaklanıyor. Bu koleksiyonları tasarlarken, insanların günlük hayatlarında taşımaktan keyif alacakları, anlamlı ve zarif parçalar yaratmaya çalışıyorum. Her bir takı, kişisel bir hikaye ve duyguyu yansıtıyor.

Mücevher koleksiyonlarım, sanatımın daha taşınabilir bir biçimde ifade edilmesi için bir yol. Her parça, büyük heykellerim gibi bir hikaye anlatıyor ve insanlar bu hikayeleri yanlarında taşıyabiliyorlar. Bu koleksiyonlar, sanatımı daha geniş bir kitleye ulaştırma amacı taşıyor.Lorenzo Quinn

Mücevherlerinizi tasarlarken hangi kitleyi hedefliyorsunuz? 

Mücevherlerimi, sanatı seven ve taşınabilir sanat eserlerine ilgi duyan herkes için tasarlıyorum. Her yaştan ve her tarzdan insana hitap etmeyi amaçlıyorum.

Lorenzo Quinn

Mücevherlerinizi nereden temin edebiliriz? Satın alma süreci hakkında bilgi verebilir misiniz? 

Mücevher koleksiyonlarımı online mağazamız üzerinden veya bazı seçkin sanat galerilerinden temin edebilirsiniz. Her parça, titizlikle el yapımı olarak üretiliyor ve sipariş üzerine hazırlanan bazı özel tasarımlarımız da mevcut. Web sitemizdeki koleksiyonumuzu inceleyebilir ve beğendiğiniz parçaları kolayca sipariş verebilirsiniz. Ayrıca, galerilerimizde düzenlenen özel etkinliklerde de mücevherlerimizi yakından görme ve satın alma fırsatınız olabilir.

İzmir’i Mert Demir coşturdu

Türk pop müziğinin zirvedeki ismi Mert Demir, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı İzmir’de verdiği muhteşem konser ile kutladı.

  1. İzmir Enternasyonal Fuarı Çim Konserleri kapsamında sahne alan Mert Demir, konsere katılan yaklaşık 150 bin kişiye bayram coşkusunu yaşattı.

Mert Demir, pop müziğine damgasını vuran şarkılarının yanı sıra en son yayınlanan Olmazlara Vuruluyorum isimli yeni şarkısını Duygu Edis ile seslendirdi.

Tan Taşçı Seymenlere eşlik etti

Tan Taşçı, 30 Ağustos Zafer Bayramı etkinlikleri kapsamında Ankara’da Atatürk Orman Çiftliği’nde kurulan dev sahnede yerini aldı.

Zafer Bayramı’mızın 102. yılı şerefine tüm Türkiye’de yapılan etkinlikler kapsamında memleketi Ankara’da sahneye çıkan Taşçı’yı 100.000’den fazla başkentli karşıladı. Gecenin açılışını söz ve bestesine imza attığı “Türk” marşı ile yapan sanatçı, 2 saat aralıksız sahnede kalarak unutulmaz bir bayram gecesine imza attı.

Seymenleri sahnesinde ağırladı

“Atatürk Orman Çiftliği’ni yollara kadar dolduran her birinize teşekkür ediyorum. Biz geçen sene de Mansur Başkanımızla beraber oynamıştık. Bu artık klasiğimiz oldu. Yine Seymenlerimiz bizimle. Seymenleri çok severim. Cumhuriyet dönemi Ata’mızı karşılamışlar ve onlar aydınlığın bekçisi. O yüzden sahnemde ağırlamaktan şeref duyuyorum.” diyen Taşçı, Ankara yöresine ait türküler söyleyerek Seymenlerle dans etti.

Zafer Bayramı’nı İzmir’de kutladı

İzmir’de 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 102. yıl dönümü, ünlü sanatçı Buray’ın konseriyle büyük bir coşkuyla kutlandı. Buray, muhteşem sahne performansıyla izleyenlere unutulmaz anlar yaşatırken konserinin sonlarına doğru elinde Türk bayrağıyla ” Memleketim” şarkısını binlerce kişiyle hep bir ağızdan seslendirdi. Buray, konuşmasında “Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını ve bağımsızlık yolunda destan yazan tüm kahramanları saygı ve minnetle anıyorum. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun” diyerek duygularını ifade etti.

Çağan Şengül’den akustik versiyon

Son zamanların başarılı isimlerinden Çağan Şengül, popüler hitlerini akustik formatta yeniden seslendirdiği yeni projesini müzikseverlerle buluşturuyor.

“Telafi,” “Bana Artık Şarkı Yazdırma,” “Feryat Figan” ve “Yokmuş Sevenim Senden Önce” adlı dört sevilen şarkısını akustik formatta bir araya getirdiği EP’sini, yeni albümünden önce dinleyicilere sunuyor.  Duygusal söz ve melodilerin sahibi Çağan Şengül’e parçaların akustik düzenlemelerinde de Burak Bedirli eşlik ediyor.

EP’nin ilk üç parçasının canlı akustik performans videoları geçtiğimiz hafta yayınlanmış ve yetenekli sanatçı izleyenlerden tam puan almayı başarmıştı. EP’nin son şarkısı “Yokmuş Sevenim Senden Önce”nin akustik performans videosu yayınlanırken tüm canlı performans kayıtları ise tüm dijital platformlarda Sony Music Türkiye etiketiyle müzikseverlerle buluştu.