Yazılar

Ian Parker, David Pavón-Cuéllar “Psikanaliz ve Devrim”

Psikanalist Ian Parker ile psikoloji ve felsefe profesörü David Pavón-Cuéllar’ın birlikte kaleme aldığı Psikanaliz ve Devrim: Özgürleşme Hareketleri İçin Eleştirel Psikoloji, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

Her ikisi de Marksist olan yazarların daha iyi bir dünya için hazırladığı manifesto, özellikle özgürlük mücadeleleri ve toplumsal değişim süreçlerinde psikanalizin eleştirel bir araç olabileceğini savunuyor. Psikanalizin örgütlü mücadeleye nasıl dahil olabileceğini, örgütlü mücadelenin psikanalizden ne gibi faydalar elde edebileceğini anlatan Psikanaliz ve Devrim, psikanalizin ne olduğunu ve nasıl geliştiğini; analiz edilen ve analizan arasındaki ilişkiyi; bilinçdışı kavramını ve tüm bunların hem bireysel hem de toplumsal yaşama etkilerini anlatıyor. Çalışma, başka bir dünyanın psikanaliz sayesinde kurulmasını mümkün görenler için önemli bir kaynak kitap niteliği taşıyor.

Sonbahara özel karma sergi

42 Maslak, Türkiye ve dünyadan başarılı sanatçıların sergilerine ev sahipliği yapmaya devam ediyor. 2024 sonbaharında üç ayrı galeride farklı disiplinlerden usta isimleri ağırlayan 42 Maslak, ziyaretçileri sanat dolu bir yolculuğa çıkarıyor.

Yiğit Yazıcı Atölye: François Garcia-Panzani “For or Against”

Sanatçı ve illüstratör François Garcia-Panzani, 15-29 Ekim 2024 tarihleri arasında Yiğit Yazıcı Atölye’de “For or Against” sergisi ile sanatseverlerle buluşuyor. Eserlerinde boğa güreşinin görkemli ve çelişkili doğasını ele alan sanatçı, izleyicilere trajedi ve kutlamanın iç içe geçtiği bir dünyada, sanatın toplumsal ve kültürel etkilerini sorgulama fırsatı sunuyor.

Artgalerim: “Hayal ve Gerçek Arasında”

Resim, heykel, fotoğraf ve enstalasyon gibi farklı disiplinlerden sanatçıların katılımıyla oluşturulan “Hayal ve Gerçek Arasında” sergisi, 15 Ekim’de Artgalerim 42 Maslak’ta kapılarını açıyor. Özlem Alıcı’nın küratörlüğünde Ali Kabaş, Bahadır Çolak, Can Özsobay, Cengiz Yatağan, Çetin Pireci, Deniz Pireci, Ekrem Yalçındağ, Emel Karakozak, Hasan Cem Araptarlı, Kadriye İnal, Nihan Çakır, Özkan Elagöz ve Senem Ekşi gibi yerel ve uluslararası pek çok sanatçının eserlerini bir araya getiren sergi, hayal ve gerçeklik arasındaki sınırları yeniden keşfetmeye ve iki dünya arasında yeni köprüler kurmaya davet ediyor. Sergi, 16 Kasım tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Heykel Sanatının Yetenekli İsimleri Gama Gallery’de

Gama Gallery, heykel sanatının önde gelen temsilcilerini bir araya getiriyor. Galeride toplumsal ve çevresel meselelere dair derin anlatılar sunan İskender Giray ve insan vücudunun doğal güzelliğini figüratif heykellerle ortaya koyan Elif Özal Danışman’ın eserlerinin yanı sıra “Signes” serisi ile tanınan Chris Calvet’in heykelleri de görülebilecek.

“Var Gücüyle Kanat Çırpan Kelebekler”

15 sanatçının yer aldığı kolektif bir sanat projesi olan Cansiparane sergisi, çağdaş mozaik sanatçısı Gözde Tolan’ın liderliğinde 20 Kasım- 21 Aralık tarihleri arasında Gama Gallery’de sanatseverlerle buluşuyor.

Sergide kelebeklerin zarif formlarını yansıtan eserler, aynı zamanda kadına yönelik şiddet ve insan hakları ihlallerine karşı direnişin ve özgürlüğün güçlü birer sembolü olarak karşımıza çıkıyor.

15 sanatçının yer aldığı sergi, Mirabal Kardeşlerin Dominik Cumhuriyeti’nde özgürlük ve eşitlik için verdikleri cesur mücadelenin sembolü olarak 25 parça eserden oluşuyor. Bireysel ve kolektif direnişin gücünü zarif bir estetikle birleştiren eserlerde kelebeklerin kanat çırpışları, kadınların toplumsal değişim ve mücadeledeki rolüne ve etkisine bir gönderme yapıyor.

“Cansiparane” sergisi, 20 Kasım itibarıyla Gama Gallery’de ziyaret edilebilecek.

Sergi Alanı: 42 Maslak AVM, 5. Kat, Galeri 6

Adres: Maslak Ahi Evran Cad. No:6 Sarıyer / İstanbul

Tarih: 20 Kasım – 21 Aralık 2024

Ziyaret saatleri: Pazar günleri hariç 12:00  – 22:00 arası

Geç kalınırsa kalp yetmezliğine neden olabilir!

Mitral kapak yetmezliği; kalbin sol kulakçık ve sol karıncığının arasında tek yönlü kan akımına izin veren ve iki yaprakçıktan oluşan kapağın fizyolojik görevini yerine getirememesi olarak tanımlanıyor. Kalp kapak hastalıklarının en sık görülen türü olan mitral kapak yetmezliğinin dünya genelinde her 100 kişiden 2’sini etkilediği tahmin ediliyor. Mitral kapak yetmezliği hafiften ileri düzeye kadar değişen derecelerde görülebiliyor. Hafif düzeyde oluşan bir yetmezlik genellikle belirti vermezken, hastalık ilerlediğinde günlük yaşamı ileri derecede kısıtlayan çeşitli semptomlar gelişebiliyor.   Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar,  mitral kapak yetmezliğinde pek çok hastalıkta olduğu gibi erken tanının yaşamsal önem taşıdığına dikkat çekerek, “Zira, tedavi edilmemiş hastalarda bu tablo ritim bozukluğuna,  başta akciğer olmak üzere tüm organlarda dolaşım bozukluğuna ve kalp yetmezliğine neden olabilmektedir. Dolayısıyla, eğer daha önceden sorun yaşamadan yapılan fiziksel aktivitelerde ki bunları yürüyüş ve merdiven veya yokuş çıkma olarak düşünelim; nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma, halsizlik ve  baş dönmesi gibi sorunlar yaşanıyorsa, mutlaka bir hekime başvurulmalıdır. Ayrıca özellikle düz yatınca gelen öksürük ve nefes açlığı hissi gibi belirtiler de ihmal edilmemelidir” diyor.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi

Doç. Dr. Onur Taşar

En yaygın nedeni ‘kapağın çökmesi’

Mitral kapak yetmezliğinin en yaygın görülen nedeni, doğumsal veya sonradan gelişen kapak çökmesi oluyor. Ayrıca doğumsal bazı yapı bozuklukları, çocukluk çağında geçirilen eklem romatizması sonrasında oluşabilen kalp ile kapakların iltihaplanması, bazı ritim ve kalbin elektriksel ileti bozuklukları, enfeksiyonlar, kalp yetmezliğine bağlı olarak kalbin büyümesi ve kapakların bu büyümeye eşlik edememesi, geçirilmiş miyokard infarktüsü, miyokarditler ve çeşitli romatizmal ile miyokardiyal tutulum gösterebilen hastalıklar mitral kapak yetmezliği sebebi olabiliyor.

Gecikilirse ciddi sorunlar gelişebiliyor!

Kalpteki kanın doğru yönde akmasını sağlayan dört kapaktan 1’i mitral kapak olarak adlandırılıyor. Kalbin sol tarafında yer alan mitral kapak akciğerlerden gelen temiz kanı kalbe taşıyor. Ardından kalp mitral kapaktan gelen temiz kanı vücuda pompalıyor. Bu süreçte kapak tamamen kapanmazsa, yani kapakta kaçak olursa, kalp temiz kanı vücuda yeterince pompalayamıyor. Kanın akciğerde toplanması ve kalbin aşırı efor sarf etmesi sonucunda özellikle merdiven veya yokuş çıkarken halsizlik, çabuk yorulma, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi problemler gelişmeye başlıyor. Tedavide gecikildiği takdirde sorun ilerleyerek akciğer ödemi, kalpte ritim bozukluğu ve kalp yetmezliği gibi hastanın hayatını tehdit eden sorunlara yol açabiliyor.

Tedavi hastaya özel planlanıyor

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, sorun yaşanan mitral kapakların onarılması veya değiştirilmesi gerekebildiğini belirterek, “Kapak fonksiyonlarının normal veya normale yakın olarak fizyolojik düzeylere getirilmesi ve yol açabileceği sorunların çeşitli ilaçlarla veya yaşam tarzı değişiklikleriyle önüne geçilmesi tedavide ana hedefleri oluşturmaktadır” diyor.  Tedavinin  hastanın genel durumu, eşlik eden hastalıklar ve kapak yapısı göz önüne alınarak planlandığını vurgulayan Doç. Dr. Onur Taşar, sözlerine şöyle devam ediyor: “Mitral kapak yetmezliğinde çeşitli tedavi yöntemleri mevcut. Kapalı yöntemle, yani anjiografik olarak kapağın tamiri, yine uygun hastalarda aynı yöntemle yeni kapak yerleştirilmesi, cerrahi olarak açık kalp ameliyatıyla kapağın tamiri ve yeni kapak yerleştirilmesi veya mandal yöntemiyle ameliyatsız olarak kapak tamiri, tedavi yöntemlerinden bazılarını oluşturmaktadır.  Bu yöntemlerden hangisinin seçileceğine, detaylı bir muayene, görüntüleme ve laboratuvar yöntemlerinden sonra girişimsel kardiyolog, klinik kardiyolog, kalp-damar cerrahı ve kardiyovasküler anestezisi uzmanından oluşan kalp ekibi tarafından karar verilmektedir”

Kapak yetmezliğine “mandal” yöntemi

Günümüzde, mitral kapak yetmezliğinde başarılı sonuçları bilimsel açıdan kanıtlanmış olan  ”mandal’’ yöntemi yaygın olarak uygulanan bir tedavi seçeneğini oluşturuyor.  Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, genel anestezi altında gerçekleştirilen ameliyatsız mitral kapak tamirini şöyle özetliyor: “Bu yöntemle, göğüste veya başka bir bölgede kesi yapmadan, kasık toplardamarından girilerek, kateter yoluyla kalbin içine ulaşılmaktadır. Ardından, hasarlı ve kapanma kusuru olan mitral kapak yaprakçıkları çok küçük ölçekli bir klip (mandal) ile birbirine dikilmektedir.  Hasta, ertesi gün hastaneden taburcu edilerek normal hayatına dönebilmektedir. Mandal yönteminin  en önemli avantajı,  deneyimli merkezlerde yüzde 1’den daha düşük riskle yapılmasıdır”

Erşan Kuneri için gösterim öncesi kutlama

Netflix’in 10 Ekim’de yayınlanacak Erşan Kuneri dizisinin 2. sezon lansmanı bu akşam The Marmara Esma Sultan’da gerçekleşti.

Geceye dizinin yaratıcısı Cem Yılmaz başta olmak üzere, dizinin oyuncu kadrosundan Zafer Algöz, Çağlar Çorumlu, Şükran Ovalı, Ahsen Eroğlu, Nilperi Şahinkaya, Bige Önal, Bülent Şakrak, Bora Akkaş, Merve Dizdar, Celal Kadri Kınoğlu, Hande Yılmaz, Alişan Uğur, Ozan Çelik ve Cengiz Bozkurt katıldı. Sanat ve sinema dünyasından pek çok ünlü ismin katıldığı gece, Sonic Boom’un canlı performansıyla devam etti.

En kapsamlı Volvo tesisi Tarsus’ta açıldı

Otokoç’un Türkiye’deki en yeni ve en kapsamlı Volvo tesisinin açılışı Tarsus’ta gerçekleşti.

Otokoç Otomotiv çatısı altında faaliyet gösteren Otokoç, showroom ağını genişletmeye devam ediyor. Bu çerçevede yürütülen faaliyetler kapsamında, Türkiye’nin lider otomotiv perakende markası Otokoç’un Volvo Tarsus tesisinin açılışı yapıldı.

Türkiye’nin lider mobilite şirketi Otokoç Otomotiv çatısı altında çözüm sağlayan Otokoç’un otomotiv perakendeciliğinde ilk akla gelen marka olarak konumlandığını belirten Otokoç Otomotiv Şirket Lideri İnan Ekici, konuyla ilgili görüşlerini şu sözlerle dile getirdi:

“Otomotiv perakendeciliği ve araç kiralama alanlarında faaliyet gösteren Otokoç Otomotiv olarak, bugün Türkiye dahil toplam 9 ülkede, 307 noktada ve 4 bine yakın çalışma arkadaşımızla hizmet veriyoruz. Ne mutlu ki, şu anda Türkiye’nin lider mobilite şirketi ve Türkiye’nin en büyük 22. şirketi konumundayız.

Otokoç Otomotiv tüm şirket olarak geçtiğimiz yıl itibarıyla yaklaşık 3,8 milyar dolar ciro elde etti. Yarattığı katma değerle tüm çalışanlarımız, paydaşlarımız ve stratejik ortaklarımız yanında ülkemize de kazanç sağlamış olmanın gururunu yaşıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana insanların hayatını kolaylaştırma hedefiyle geliştirdiğimiz yeni hizmet ve uygulamaları sunuyor, müşteri memnuniyetini en üst seviyeye taşımayı tam 96 yıldır birincil önceliğimiz olarak kabul ediyoruz. Sürekli yenilenerek ve hep daha iyisini hedefleyerek otomotiv sektörüne değer katan Otokoç, her tür ihtiyaca uygun araç seçenekleri ve kapsamlı hizmet ağıyla 52 noktada otomotiv perakendeciliğinin lideri konumundadır.

Bu kapsamda, şimdi de söz konusu liderliğimizi daha da pekiştirmek ve Tarsus bölgesine yönelik hizmetlerimizi zenginleştirmek için yeni bir adım atıyoruz. Bugün burada açılışını yaptığımız ve önde gelen markalarımızdan Volvo’nun satış ve satış sonrası bakım hizmetlerini gerçekleştirdiğimiz Tarsus’daki tesisimiz, Otokoç’un ülkemizdeki en yeni ve en kapsamlı Volvo tesisi olma özelliğini taşıyor.

Hasan Kılıç “Devlet ve Borçla Yönetmek”

Akademisyen yazar Hasan Kılıç’ın Devlet ve Borçla Yönetmek: Türkiye’de Tabiiyet ve Şiddet başlıklı çalışması, Ayrıntı Yayınları’ndan çıktı.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılından başlayarak Türkiye’de tabiiyet ilişkisini, birbirini besleyen ve bir ağ şeklinde genişleyen borç ve güvenlik devleti kavramları üzerinden açıklayan kitap, yeni yönetim formunun yarattığı yeni öznellik biçimlerinin pratikte nasıl ortaya çıktığını tartışarak politik bir mücadele eksenine de işaret ediyor. Foucault’nun, bir toplumda iktidarın nasıl işlediğini anlamamıza yarayan tüm düzenek ya da yapılar anlamına gelen “dispositif” kavramından yola çıkan Devlet ve Borçla Yönetmek, yurttaşın nasıl hem borçlu hem de potansiyel tehdit olarak konumlandığını, borç ve güvenlik devleti dispositiflerinin pratik işleyişiyle açıklıyor.

Ünlü vokal Mete Karagöz’den yeni şarkı “Tam bir ay oldu”

İbrahim Tatlıses’ten Demet Akalın’a, Mustafa Keser’den Ebru Yaşar’a kadar bir çok isimle bugüne kadar aynı sahneyi paylaşan Mete Karagöz,”Tam Bir Ay Oldu” isimli yeni çalışmasını tüm dijital platformlardan yayınladı. Ünlü isimlere yaptığı vokallerin yanı sıra verdiği bestelerle de adından sıkça söz ettiren genç şarkıcı bu çalışmasıyla birlikte  geniş kitlelere ulaşmayı hedeflediğini belirtti.

Şarkısını İstanbul’da kliplediren Mete Karagöz,” Bugüne kadar Türkiye’nin en iyi isimleriyle aynı sahneyi paylaştım. Onlardan çok şey öğrendim.

Artık öğrendiklerimle birlikte kendi yeteneğimi de birleştirip uzun bir yol katetmek istiyorum” dedi.

İzmir’in yeni çekim merkezi Buddha-La

Four Points by Sheraton İzmir’in teras katında yer alan Buddha-La kapılarını misafirlerine açtı.

Şehir manzarası, keyifli müzikleri ve gurme lezzetleriyle kısa sürede İzmir’in yeni trend mekânları arasında yer alacak gibi…

Buddha-La, modern ve kendine özgü bir konsepte sahip.  Geniş ve ferah tasarımıyla İzmir’de teras kültürüne yepyeni bir boyut kazandıran mekân, hem öğle arası sakin bir kahve molası hem de iş çıkışı dostlarla keyifli bir akşam için eşsiz bir ortam sunuyor.

Ege’nin taptaze malzemeleriyle hazırlanan birbirinden enfes lezzetlerden oluşan menüsünde, salatalar, makarnalar, pizzalar ve hamburgerlerin yanı sıra zengin atıştırmalık tabakları ve imza kokteyller dikkat çekiyor. İçerisinde bulunan barda alkollü ve alkolsüz içecek seçenekleri sunulan mekânda, isteyen misafirler için otelin alakart menüsüyle de hizmet verilebiliyor.  11:00 – 22:00 saatleri arasında açık.

Tel: 0232 344 41 44

Çocuklarda sonbahar enfeksiyonu dikkat!

Sonbaharda  havaların soğuması ve okulların açılmasıyla birlikte çocuklar kapalı ortamlarda uzun süre kalırken, açık havada yapılan aktivitelere daha az zaman ayırabiliyorlar. Bunun sonucunda, kapalı ortamlarda hızlı ve kolay bulaşan, başta  viral enfeksiyonlar olmak üzere birçok enfeksiyon kaynağı, çocukların üst ve alt solunum yolu hastalıklarına yakalanmalarına neden olabiliyor.  Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar, sonbahar aylarında çocuklarda en sık solunum yoluyla bulaşan soğuk algınlığı, grip, larenjit ve orta kulak iltihabı gibi hastalıkların görüldüğüne işaret ederek “Özellikle kreşe ve okula başlayan çocukların ilk senelerde daha sık hastalanmaları, çoğu  sonbahar ve kış aylarında olmak üzere, yılda 7-8  kere üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmeleri doğal bir durumdur. Ancak öksürük, burun akıntısı ve tıkanıklığı, halsizlik, baş ve boğaz ağrısı gibi semptomlar çocukların yaşam kalitelerini düşürürken, kreş ve okulda devamsızlık yapmalarına yol açmaktadır. Çocuklarımızı sonbahar aylarında hastalıklardan korumak için öncelikle çocukluk çağı aşılarını ve mevsimsel grip aşılarını yaptırmak,  sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmak, kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmak, alabileceğimiz  en etkili önlemlerdir” diyor.

Dr. Mehtap Acar

Dr. Mehtap Acar

Ellerini en az 15 – 20 saniye yıkayın!

El yıkama birçok hastalığın bulaşmasını önlemede en etkili korunma yöntemlerinden biri.  Zira çocuklar doğaları gereği kirlenmiş elleriyle sık sık ağız veya burunlarına dokundukları için virüs ve bakteriler kolayca bulaşabiliyor.  Bu nedenle çocuğunuzun ellerini dış ortamdan geldiğinde, tuvalet sonrasında, yemek öncesi ve sonrasında, bol su ve sabunla en az 15-20 saniye yıkamaya, kendi yıkayacak yaştaysa doğru el yıkamayı öğretmeye özen gösterin.

Aşılarını mutlaka yaptırın!

Solunum yolu hastalıklarından korunmada aşılar kilit bir rol üstleniyorlar. Bebeklik döneminde yapılan pnömokok (zatürre) ve hemofilus influenza aşısı çocukları alt solunum yolu hastalıklarından koruyor.  Yine her yıl sonbaharda yapılan influenza aşısı da çocuğunuzu mevsimsel gripten korumak için oldukça etkili bir yöntem.

Özellikle A ve C vitamini çok faydalı!

Çocuğun dengeli  beslenmesi ve aldığı besinlerin özellikle A vitamini ile C vitamini gibi vitaminlerin yanı sıra çinko gibi mikronutrientlerden ve antioksidanlardan  zengin olması gerekiyor. Vitaminler ve mikronutrientler vücudumuzda bağışıklık sisteminde görevli birçok enzim ve hormonun yapısında bulunuyor ya da  sentezlenmesinde rol alıyorlar. Tüm  besin gruplarını dengeli oranlarda içeren, yaşına uygun beslenme programı oluşturmak, çocuğun bağışıklığını  güçlü tutmak için alınması gereken en ekili önlemlerden birini oluşturuyor.  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehtap Acar “Yeterli ve dengeli beslenen çocuklarda dışarıdan vitamin verilmesine gerek kalmaz. Bebeklikten ergenliğe her yaştan çocuk için günlük tüketilmesi gereken temel besinler  ise  süt ve süt ürünleri, yumurta, et, meyve ile sebze, tahıllar ve baklagiller gibi temel besin öğeleridir” diyor.

Sofranızda haftada en az iki kez balık olsun

Balıkta bol miktarda bulunan Omega 3’ün antiinflamatuar etkisi mevcut ve bu etkisiyle enfeksiyonlardan korunmada oldukça fayda sağlıyor. Bu nedenle balık tüketimi en az haftada iki kez olmalı. Eğer evde balık tüketmiyorsanız, hekiminizin önerisiyle çocuğunuza dışarıdan omega 3 desteği vermenizde fayda var.

Kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının

Özellikle AVM’ler, sinemalar ve kapalı oyun alanları, virüs ve bakteriler havada uzun süre asılı kaldıkları için solunum yolu hastalıklarının çok kolay bulaştığı ortamları oluşturuyor.  Sonbahar ve kış aylarında mümkün olduğunca kapalı ve kalabalık ortamlardan kaçının. Çocuğunuzla mümkünse açık havada, park ve bahçelerde bolca zaman geçirin.

Anne sütü doğal aşı görevini üstleniyor!

Anne sütüyle beslenmek bebekleri hastalıklardan koruyan önlemlerde ilk sırada yer alıyor.  Zira anne sütü bebeği enfeksiyonlardan koruyan pek çok madde içeriyor ve doğal bir aşı olarak nitelendiriliyor.  

Düzenli spor yapmasını sağlayın

Özellikle okul çağı çocuklarında fiziksel aktivite bağışıklığı desteklemede oldukça önem taşıyor. Çocuğunuzu, günde bir saat yüzme, voleybol, basketbol ve jimnastik gibi hem kaslarını hem de kemik gelişimini olumlu etkileyen   orta ağırlıkta fizik aktivite ( bireysel ya da takım sporu) yapması konusunda teşvik edin.

Günde 8 – 10 saat uyku şart!

Özellikle okul çocuklarının uyku düzeni hastalıkların bulaşmasını önlemede beslenme alışkanlığı kadar önem taşıyor. Günlük ortalama 8-10 saat uyku çocuğunuzun vücut direncinin artmasına yardımcı olacaktır.

Evinizi sık sık havalandırın

Kapalı ve havasız ortamda mikroplar havada 3 saat gibi uzun süre asılı kalabiliyor ve solunum yoluyla bulaşabiliyorlar. Dolayısıyla yaşanılan ev ortamının temizliği ve sık havalandırılması bulaşıcı hastalıklardan korunmak için çok önemli. Evinizi  her saat en az 5 dakika havalandırmaya özen gösterin.

Sigara dumanına dikkat!

Sigara dumanına maruz kalmak çocuklarda solunum yolu enfeksiyonunun sıklığını artırıyor. Bunun nedeni ise sigara dumanına maruziyetin solunum yolu mukozasının yapısını bozarak    sık solunum yolu enfeksiyonu geçirmeye zemin hazırlaması. Sigara içmeyin ve içilen ortamlardan da kaçının.