Yazılar

Gribal enfeksiyonlardan korunmak için ne yapmalı?

Sonbaharda soğuyan havalar ve viral enfeksiyonlar bağışıklık sistemini olumsuz etkilerken, sağlıksız beslenme, hareketsizlik, stres ve yetersiz uyku gibi etkenlerle hastalıklar çok daha hızlı şekilde kapıyı çalabiliyor. Bu nedenle bağışıklık sistemini güçlendirmek ve vücut direncini artırmak şart! Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Kaliteli, dengeli ve yeterli beslenmek özellikle sonbahar ve kış aylarında çok daha fazla önem taşıyor. Son dönemde çok sık görülen gribal enfeksiyonlardan korunmak ve hastalığı hızlıca atlatmak için sofralarda bol bol mevsim sebzelerine yer vermek, meyvede aşırıya kaçmamak, her gün yeterli su ve sıvı tüketimine dikkat etmek gerekiyor. Doktora danışmadan kullanılan vitamin takviyelerinden ve içeriğinden emin olunmayan bitki çaylarından uzak durmak da çok önemli. Çünkü bunlar vücutta depolandığında böbrek veya karaciğer yetmezliği gibi ciddi hastalıklara yol açabilir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez sonbaharda bağışıklığı güçlendirmede etkili 9 besini anlattı, önemli uyarılar ve uyarılarda bulundu.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez

Portakal

Portakal, içerdiği C ve A vitaminleri sayesinde kışın bağışıklık sistemini destekleyen en önemli besinlerden biridir. Ayrıca potasyum ve folat gibi minareller barındıran portakal, kalp sağlığını korumaya ve kan basıncını düzenlemeye katkı sağlar. Ancak lif tüketimini artırmak ve şeker alımını azaltmak açısından portakal suyu yerine portakalın kendisini tüketmek daha sağlıklı olacaktır. Asidik yapısı, reflü veya mide rahatsızlıklarını tetikleyebilmektedir.

Ispanak

Yüksek oranda demir, kalsiyum, A ve C vitamini ve folat içerir. Bu vitaminler sayesinde hücreleri korur, kemik sağlığını destekler ve bağışıklık sisteminin zayıflamasını önler. Besin değeri kayıplarını önlemek amacı ile ıspanağı, kısa sürede ve düşük ısıda pişirmek gerekir. Bağışıklık sistemini desteklemek için haftada iki kere ıspanak tüketilebilir. Ancak oksalat içeriği yüksek olduğu için böbrek taşı sorununu artırabilmektedir. K vitamini içeriği ile kan sulandırıcı ilaçlarla etkileşime girebilmektedir.

Balık

Balık, vücutta üretilemeyen bu nedenle besinlerle alınması gereken omega 3 yağ asidi açısından zengin bir besindir. Enflamasyonu azaltarak bağışıklık hücrelerinin etkinliğini artırır. Selenyum ve çinko kaynağı olan balık, bağışıklık sistemini destekler ve kalp sağlığını korur. Ayrıca zengin bir protein kaynağıdır. Böylece vücudun antikor üretimine ve enfeksiyonlara karşı savaşmasına katkı sağlar. Haftada iki-üç kere balık tüketmek, balığı fırında ya da buğulama şeklinde hazırlamak, kızartmadan kaçınmak gerekir.

Yoğurt

Beslenme ve Diyet Uzmanı Aybala Dönmez “Vücudumuzdaki yararlı bakteriler olan probiyotikleri içeren yoğurt özellikle bağışıklık sistemi için önem taşır. Probiyotikler sindirim sistemini destekler, bağırsak florasını dengeler ve sindirimi kolaylaştırır. Ayrıca kalsiyum ve fosfor içeriği ile kemik sağlığını destekler. Protein içeriği sayesinde tok tutma süresini uzatır ve kilo kontrolüne yardımcı olur. Genel olarak günde 200-250 gram yoğurt tüketimi sağlığı desteklemek için önemlidir. Alternatif olarak kefir ve fermente gıdalar tercih edilebilir. Bu besinleri yeteri kadar tüketemeyenlerin doktora danışarak probiyotik takviyesi alması faydalı olmaktadır” diyor.

Balkabağı

Balkabağı, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan beta-karoten içerir. Ayrıca C vitamini, E vitamini ve çinko gibi antioksidanlar ile vücudu enfeksiyonlara karşı korur. Aynı zamanda cilt ve göz sağlığını destekler. Potasyum içeriği ile kan basıncını düzenlemeye yardımcı olur. Tohumları ise çinko ve magnezyum kaynağıdır. Ancak yüksek karbonhidrat içeriği nedeni ile diyabet hastalarının ve yüksek potasyum nedeniyle de böbrek hastalarının dikkatli tüketmesi gerekir.

Kereviz

Sonbahar sebzeleri arasından kereviz, serbest radikallerle savaşan flavanoidler ve C vitamini gibi antioksidanlar içerir. Aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olup sindirim sistemi sağlığını destekler ve tokluk süresini uzatır. Kolesterol seviyelerini düşürmeye yardımcı olur. Kereviz salatalarda, çorbalarda veya atıştırmalık olarak kolayca tüketilebilir.

Nar

Nar içeriğinde polifenoller ve C vitamini gibi güçlü antioksidanlar barındırır. Böylece serbest radikallari nötralize ederek hücre hasarını önler ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye katkıda bulunur. Aynı zamanda potasyum ve folat gibi diğer önemli besin maddelerini içerir. Kolesterol seviyelerini düşürmeye ve kan basıncını kontrol etmeye yardımcı olur. Lif içeriği sayesinde sindirim sistemini düzenler ve kabızlık sorununu önler.

Brokoli

Yüksek C vitamini içeriği ile beyaz kan hücrelerinin üretimini artırarak enfeksiyonlara karşı koruyan brokoli, içeriğindeki sulforafan gibi güçlü antioksidanlar sayesinde vücuttaki toksinlerin temizlenmesine katkı sağlar. Yüksek lif seviyesi ile bağırsak sağlığını dengede tutarak bağışıklık sistemine olumlu etki sağlar. Aynı zamanda tokluk hissi sağlar ve düşük kalori içeriği ile kilo kontrolüne yardımcı olur.

Havuç

Havucun içeriğinde bulunan yüksek miktarda beta karoten vücutta A vitaminine dönüştürülerek bağışıklık hücrelerinin üretimini destekler, enfeksiyonlara karşı korumada rol oynar ve göz sağlığını destekler. Ayrıca havuç, iyi bir C vitamini kaynağıdır. Lif içeriği sayesinde bağırsaklarda sağlıklı bakteri dengesini koruyarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Günde bir-iki tane havuç tüketebilirsiniz ancak ciltte sarı-turuncu renk değişikliklerine neden olabileceğinden dolayı aşıya kaçmamaya dikkat etmek gerekir.

Ipsos, Malatya Doğanşehir Lisesini yeniledi

Ipsos Araştırma Şirketi ve Payda Derneği iş birliğiyle gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesi, Doğanşehir Lisesi’nde başarıyla tamamlandı.

Deprem sonrası yaşanan zorluklara rağmen, eğitim öğretim faaliyetlerinin kesintisiz sürdürülmesi amacıyla hayata geçirilen bu proje, bölgedeki gençlerin eğitimine önemli katkılar sağlayacak.

Ipsos Türkiey’nin CEO’su Sidar Gedik, Kurumsal sosyal sorumluluk projelerinin önemine değinerek, “Araştırmada Yenilikler Konferansı, Ipsos’un ülkemizdeki hem kamuya doğru bilgi iletme, yeniliklerden dünya ile eş zamanlı haberdar etme adına akademik olarak, yılda bir kez gerçekleştirdiği bir konferanstır. Burada yol göstermek ufuk açmak araştırma sektöründeki yeniliklerden sektörü, markaları, toplumu haberdar etmek istediğimiz önemli buluşmasıdır. Bu buluşmaya ilgi gösteren tüm katılımcıların bağışlarıyla gerçekleştirdiğimiz sosyal projemiz, on beş yıldır Ipsos’un önde gelen sosyal sorumluluk projesidir. Her yıl özellikle eğitim önceliği ile ayrı ayrı kuruluşların projelerini desteklemek vesilesi ile değerli projelerin hayata geçirilmesi sağlanmıştır. Bu yıl da Payda Derneği ile gerçekleştirdiğimiz bu projeyle Malatya’daki gençlerin eğitimine katkıda bulunarak, geleceğe umutla bakmalarını sağlamayı hedefledik. Bu süreçte Doğanşehir Lisesi Okul Müdürü İbrahim beye bu süreçteki ilgi ve çalışmalarından dolayı ayrıca teşekkür ederim” dedi.

Ipsos CEO’su Sidar Gedik, projeye destek veren medya kuruluşlarına da teşekkür ederek, “Araştırmada Yenilikler Konferansı’nı, Haber Türk TV, BloombergHT Tv, YouTube kanalları, Radyo kanalları, dijital gazete ve sosyal medya tarafı ile medya sponsoru olarak yanımızda olan Ciner Holding Yayın Grubu’na teşekkür ederim. Bu süreçte sponsorumuzun dışında duyurularımızda yanımızda olan tüm basın medya mensuplarına teşekkür etmek isterim. Bu proje, emek işi; emeği geçen herkese teşekkürler” ifadelerini kullandı.

Doğanşehir Lisesi Müdürü İbrahim Başaran, yaptığı açıklamada, Ipsos’un Araştırmada Yenilikler Konferansı bağışlarıyla yenilediği atölyelerimizden sadece Lisemiz öğrencileri değil, Sağlık Meslek Lisesi öğrencileri ile köyden faydalanmak isteyen gençlerin de yararlanacak. Bundan duyduğum mutluluğu dile getirirken, proje için Ipsos’a, Ipsos bağışçılarına ve vesile olan Payda Derneği’ne teşekkür ederim” dedi.

Tohum Otizm Vakfı Festivalli 3 Aralık’ta

Otizmli bireyler yararına her yıl geleneksel olarak düzenlenen ve büyük ilgi gören Tohum Otizm Vakfı Yılbaşı Alışveriş Festivali 3 Aralık’ta Divan Kuruçeşme’de ziyaretçileri ile buluşmaya hazırlanıyor.

“İyilikten Festival Doğar” sloganı ile kapılarını açacak olan Tohum Otizm Vakfı Yılbaşı Alışveriş Festivali bu yıl da her zaman olduğu gibi birçok yeniliğe ve sürprize ev sahipliği yapacak

Festivalde neler var?

Takı, giyim, dekorasyon, ev tekstil ürünleri, mücevher, kozmetik, aksesuar ve antika gibi çeşitli pek çok konuda 100’den fazla seçkin ve özel markanın ürünleri, yeni koleksiyonları satışa sunulacak. Katılımcı firmalardan sağlanan gelirin tamamı Tohum Otizm Vakfı’nın projelerine ve eğitim bursuna ihtiyaç duyan otizmli çocuklara aktarılacak. Bu yıl yine birçok marka sosyal sorumluluk bilinci ile festivaldeki yerini alacak.

Festivaldeki yenilik ve süprizler

Otizmli çocuklar iş, sanat ve medya dünyasından sevilen isimler ile etkinlik öncesinde buluşarak çok özel bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Atölye kapsamında hazırlanan sürpriz yılbaşı hediyelikleri festivalde otizmli çocuklara burs desteği sağlamak amacı ile satışa sunulacak.

Uzman konuşmacılar ile güncel konulara yönelik eşsiz sohbetler bu yılda devam ediyor

Festivalde, gündemde olan konular uzman konuşmacılar ile ziyaretçilerle buluşacak.

İlk kitabı ile yıllarca en çok satılan kitaplar listesinden düşmeyen Piraye, son kitabı Can Borcu ile festivalde bir imza günü ve özel bir söyleşi gerçekleştirecek. Sevilen yazar Piraye, etkinlik kapsamında düzenlenecek kitap satışından elde edilen tüm geliri otizmli çocukların eğitim bursuna aktarılması için bağışlayacak.

Tohum Otizm Vakfı herkesi yarattığı faydaya ortak olmaya çağırıyor

Tohum Otizm Vakfı Özel Eğitim Kurumları çatısı altında ve yurt çapında yaptığı projeler ile bugüne kadar 830.000 otizmli çocuğun ve ailesinin hayatına dokunan Vakıf, herkesi 3 Aralık tarihinde 10:30 – 22:00 saatleri arasında ziyarete açık olan Yılbaşı Alışveriş Festivali’ne katılarak otizmli çocukların eğitimine destek olmaya davet ediyor.17.sinin   Festivali’nde bugüne kadar elde edilen gelir ile 694 otizmli çocuğun bir senelik eğitim bursu karşılandı. Bu sene de birçok çocuğun hayatına dokunacak festivale, herkesi ziyarete ve katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

Azime Cantaş “Sinemaya Minör-Oluş”

Akademisyen, editör ve yazar Azime Cantaş’ın Politikadan Sinemaya Minör-Oluş: Türkiye’de Bir Direniş Figürü Olarak Sinema adlı çalışması Ayrıntı Yayınları’nın Sinema dizisi kapsamında yayımlandı.

Fransız filozoflar Gilles Deleuze ve Felix Guattari’nin post-yapısalcı düşüncelerini merkeze alarak sinemanın felsefesini incelemeye odaklanan Politikadan Sinemaya Minör-Oluş, Deleuze’ün arzu, duyumsama, anlam ve yaşam gibi kavramlarını sinema üzerinden anlamayı amaçlıyor. Klasik felsefenin katı düşünce sistemlerine karşı çıkan Deleuze’ün “minör” kavramı üzerinden sinemanın politik bir sanat olarak nasıl işlev gördüğünü açıklayan kitap, minör sinemanın, klasik sinemanın aksine bağımsız, politik, tahammül edilmesi zor ve rahatsız edici bir dil geliştirdiğini gözler önüne seriyor.

Anadolu Isuzu, yeni minibüs ve otobüsleri FIAA Fuarı’nda

Anadolu Isuzu, Madrid’de düzenlenen FIAA Otobüs ve Midibüs Fuarı’na katılarak yenilikçi otobüs ve midibüs modellerini tanıttı. Anadolu Isuzu’nun fuarda sergilediği Novo Volt, Grand Toro ve Visigo modelleri büyük ilgi görürken, tam elektrikli Novociti Volt modeli ise fuarın dış alanında test sürüşü gerçekleştirdi.

İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenen fuarda sergilenen Novo Volt, Grand Toro ve Visigo modelleri ve test sürüş olanağı sunulan Novociti Volt katılımcıların büyük beğenisini topladı.

Anadolu Isuzu’nun özelikle turizm taşımacılık ve servis sektörünün ihtiyaçlarına en iyi yanıtları verecek şekilde geliştirdiği yüzde 100 elektrikli modeli Novo Volt, sürdürülebilirlik ve konforu bir araya getiriyor. 7,5 metre uzunluğa sahip olan Novo Volt, standart yerleşim düzeninde 29 + 1 kişilik yolcu kapasitesi, 320 kW motoru 165 kW bataryası ve 225 km’ye varan menzili ile önemli avantajlar sunuyor.

Fuarda sergilenen bir diğer model Grand Toro da donanım ve teknolojik özellikleriyle etkinliğin en ilgi çekici modelleri arasında yerini aldı. 8,5 metrelik uzunluğu ile Grand Toro, 37 koltuğa varan kapasitesi ile kısa ve orta mesafeli servis, turizm ve havaalanı taşımacılığı için ideal bir otobüs olarak dikkat çekiyor.

İstanbul Tiyatro Festivali start aldı

  1. İstanbul Tiyatro Festivali, ülkemizin önde gelen edebiyatçılarından Melih Cevdet Anday’ın yazdığı, Engin Hepileri’nin yönettiği Müfettişler oyunuyla perdelerini açtı.

Mehmet Birkiye küratörlüğünde gerçekleştirilen, bir ay sürecek tiyatro maratonunda, 19 tiyatro, performans ve dans gösterisi tüm şehre yayılacak.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından, Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Entek, Opet ve Tüpraş sponsorluğunda düzenlenen İstanbul Tiyatro Festivali, 22 Ekim Salı akşamı Maximum Uniq Hall’da sahnelenen Müfettişler oyunuyla başladı. Absürt tiyatronun ülkemizdeki öncülerinden Melih Cevdet Anday’ın yazdığı, başrollerini Aslıhan Gürbüz, Erkan Kolçak Köstendil, Kadir Çermik ve Burak Altay’ın paylaştığı, müziklerini ise Kenan Doğulu’nun yaptığı Müfettişler festival kapsamında prömiyer yaptı.

Hel Yarımadası: Baltık Denizi’nin Saklı Cenneti

Polonya’nın kuzey kıyılarında, Baltık Denizi’nin serin sularına doğru uzanan dar bir kara parçası var: Hel Yarımadası. Doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve sakin atmosferiyle bilinen bu yarımada, Polonya’nın en gözde turistik destinasyonlarından biri. Göz alabildiğine uzanan kumsalları, yemyeşil ormanları ve tarihi zenginlikleriyle Hel Yarımadası, seyahat severler için adeta bir cennet.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Hel Yarımadası

Doğanın ve Tarihin Buluşma Noktası

Hel Yarımadası, yaklaşık 35 kilometre uzunluğunda, dar bir kara şeridi olarak Baltık Denizi’ne doğru uzanır. Yarımadanın genişliği bazı yerlerde birkaç yüz metreyi geçmez. Bu özelliğiyle, bir tarafında Baltık Denizi’nin engin mavi suları, diğer tarafında ise Puck Körfezi’nin sakin suları uzanır. Her iki kıyı da tertemiz plajlar ve dingin deniz manzaralarıyla süslenmiştir. Hel Yarımadası, yaz aylarında güneşlenmek ve denize girmek isteyenler için mükemmel bir kaçış noktasıdır.

Yarımada, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda zengin tarihiyle de dikkat çeker. Özellikle II. Dünya Savaşı sırasında büyük stratejik öneme sahip olan bu bölge, savaşın izlerini günümüze kadar taşımıştır. Savaş sırasında Hel, Polonya’nın savunmasında kritik bir rol oynamış ve yarımadada birçok askeri yapı inşa edilmiştir.

Hel Yarımadası

  1. Dünya Savaşı’nın İzleri: Tarihi Yapılar

Hel Yarımadası’nı keşfederken, savaşın derin izlerini taşıyan pek çok tarihi yapıyla karşılaşmak mümkün. Bunların başında, 1930’larda inşa edilen Hel Kalesi gelir. Kale, II. Dünya Savaşı sırasında Polonya ordusu tarafından kullanılan önemli bir savunma hattıydı. Bugün, bu kale askeri bir müze olarak hizmet veriyor. Müze, savaş sırasında kullanılan silahlar, mühimmatlar ve askeri donanımların yanı sıra, döneme ait belgeler ve fotoğraflarla ziyaretçileri tarihin derinliklerine götürüyor.

Hel Kalesi’nin yanı sıra, yarımadanın farklı noktalarında dağılmış olan eski sığınaklar, topçu bataryaları ve gözlem kuleleri gibi diğer askeri yapılar da ziyaretçilere açıktır. Bu yapılar, savaşın zorluklarını ve Polonya’nın kahramanca direnişini hatırlatır nitelikte.

Hel Yarımadası

Hel Kasabası: Küçük Bir Balıkçı Köyünden Turistik Merkeze

Yarımadanın en ucunda yer alan Hel kasabası, bir zamanlar küçük bir balıkçı köyüydü. Bugün ise turistik bir cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Kasabanın dar sokaklarında yürürken, Baltık Denizi’nin tuzlu havasını soluyabilir, küçük kafelerde yerel lezzetleri tadabilir ve sahil boyunca uzanan yürüyüş yollarında huzur dolu anlar yaşayabilirsiniz.

Kasabanın merkezinde yer alan Balıkçılık Müzesi, Hel’in denizle olan tarihsel bağlarını gözler önüne seriyor. Ayrıca, kasabanın en popüler turistik noktalarından biri olan Fok Araştırma Merkezi’ni de ziyaret edebilirsiniz. Burada, fokların korunması ve rehabilitasyonu için yürütülen çalışmalara tanık olabilir, bu sevimli deniz canlılarını yakından gözlemleyebilirsiniz.

Hel Yarımadası

Hel Yarımadası’nda Yapılacaklar

Hel Yarımadası sadece tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda sunduğu aktivitelerle de ziyaretçilerini cezbediyor. Bisiklet yolları, yürüyüş parkurları ve su sporları imkânları, aktif bir tatil geçirmek isteyenler için ideal seçenekler sunuyor. Özellikle rüzgar sörfü ve yelken sporlarına ilgi duyanlar için Puck Körfezi, Polonya’nın en iyi yerlerinden biri olarak bilinir.

Eğer daha sakin bir aktivite arıyorsanız, yarımadanın ormanlarında doğa yürüyüşleri yapabilir, kuş gözlemi ile farklı kuş türlerini keşfedebilirsiniz. Ayrıca, plajda gün batımını izlemek, Baltık Denizi’nin kıyısında unutulmaz bir deneyim sunar.

Hel Yarımadası

Hel Yarımadası: Zamanın Durduğu Yer

Hel Yarımadası, doğal güzellikleri ve tarihi zenginlikleriyle ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Tarihin derin izlerini taşıyan yapıları, huzur veren doğası ve sakin kasabasıyla Hel, Polonya’nın saklı cennetlerinden biri. Eğer yolunuz Polonya’ya düşerse, Hel Yarımadası’nı keşfetmeyi unutmayın. Burada, zamanın durduğunu ve modern dünyanın telaşından uzaklaşabileceğinizi hissedeceksiniz.

Not: Hel Yarımadası’na ulaşmanın en ilginç yollarından biri, bir zamanlar Gdynia’dan kalkan 666 numaralı otobüsü kullanmaktı. Ancak, bu numaranın yarattığı dini hassasiyetler nedeniyle 2023 yılında otobüs hattının numarası değiştirildi.

Fatih Kesimal’dan”Hala Bekliyor Musun Feridun?”

Fatih Kesimal’ın yeni albümü “Hala Bekliyor Musun Feridun?” yayında.

Blues gitaristi, besteci ve söz yazarı Fatih Kesimal’ın 4 şarkıdan oluşan yeni EP albümü “Hala Bekliyor Musun Feridun?” bütün dijital platformlarda dinleyicilerle buluştu.

Söz ve müziği Fatih Kesimal’a ait olan ve albüme de adını veren Hala Bekliyor Musun Feridun? şarkısında, Kesimal, kendi yarattığı yalnızlık döngüsünde kaybolmuş şehir insanının çaresizliğini alaycı bir dille eleştirirken Rock’nRoll ile Bluessound’larını Punk ruhuyla harmanlıyor.

Albümde Hala Bekliyor Musun Feridun? şarkısının yanı sıra, diğer şarkıların söz ve müziği de Fatih Kesimal’a ait. Serdivan’da Akşamüstü, Arada Bana Gelsene Tatlım ve Let’sGoGo adlı eserleriyle sanatçı, blues severler, funk tutkunları ve Türkçe sözlü alternatif müzik dinleyicileri için cesur ve özgün bir deneyim sunuyor.

“Hayat Geçerken”

Salih Keleş, Hayri Ağan ve Serdar Şencan’ın buluşturan sergi sanat izleyicisiyle buluştu.

Evrim Sanat Galerisi, Salih Keleş, Hayri Ağan ve Serdar Şencan 3 usta sanatçıyı buluşturan “Hayat Geçerken” sergisine ev sahipliği yapıyor..

Sergide; yağlı boya, akrilik ve baskı boya teknikleriyle hazırlanmış 50 eser yer alıyor. Eserler açılışa katılan sanat izleyicisinin büyük beğenisini topladı.

“Hayat Geçerken” sergisi, 6 Kasım 2024 tarihine kadar Evrim Sanat Galerisi’nde ziyaret edilebilir.

Evrim Sanat Galerisi

Adres: Göztepe Mahallesi, Bağdat Caddesi Handan Palas Apartmanı No:233 Daire: 1 Kadıköy-İstanbul

Tel.: (0533) 237 59 06

Ziyaret Saatleri: Pzt-Çrş-Perş-Cuma-Cmt 11:00-19:00

Pazar 12:00-18:00, Salı günleri ziyarete kapalıdır.

Kilo vermenin faydaları

Kilo vermek genel sağlığı iyileştirmenin ve yaşam kalitesini artırmanın etkili bir yolu. Özellikle fazla kiloları olan kişiler için 5 kilogramlık bir kaybın bile sağlık açısından birçok olumlu sonucu olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, “Kilo vermenin kalp sağlığını iyileştirmekten enerji seviyesini artırmaya, bağışıklık sistemini güçlendirmekten yaşam kalitesini artırmaya kadar sayısız olumlu etkisi var. Kilo vermenin neden önemli olduğunu anlamak ve sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek uzun vadeli beden sağlığı ve mutlu bir yaşam için olmazsa olmaz” dedi.

Anadolu Sağlık Merkezi Hastanesi İç Hastalıkları ve Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, kilo vermenin 11 faydasını sıraladı.

Prof. Dr. Nevrez Koylan

Prof. Dr. Nevrez Koylan

Sindirim sistemi sorunlarını hafifletir

Kilo vermek sindirim sistemi fonksiyonlarını iyileştirir ve bağırsak hareketlerini düzenler. Dolayısıyla sağlıklı bir diyetle gerçekleşecek ideal kilo kaybı, kabızlık ve diğer sindirim sorunlarının azalmasına yardımcı olur.

Cilt sağlığına iyi gelir

Daha sağlıklı bir kiloya sahip olmak, cilt sağlığını da iyileştirebilir. Kilo vermek sivilce ve diğer cilt problemlerinin azalmasını sağlayabilir.

Bağışıklık sistemini güçlendirir

Sağlıklı bir kiloda olmak bağışıklık sisteminin daha iyi çalışmasını sağlar. Aşırı kilolu veya aşırı zayıf kişilerin bağışıklık sistemi zayıflayacağı için enfeksiyonlara karşı daha savunmasız hale gelir.

Yaşam kalitesini artırır

Vücudun enerji seviyesinin yükselmesi, kilo vermenin en önemli yararlarından biridir. Daha sağlıklı ve aktif bir yaşam tarzı kişinin yaşam kalitesini artırır ve mutlu bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir.

Vücuttaki enflamasyonu azaltmaya yardımcı olur

Aşırı kilo vücutta kronik enflamasyona yol açabilir bu yüzden kilo vermek enflamasyon riskini azaltarak birçok kronik hastalığın da önüne geçer.

Kalp sağlığını destekler

Kişi fazla kilolarından kurtulduğunda kan basıncı ve kolesterol seviyesi düşer bunun sonucunda da kalp sağlığı olumlu yönde etkilenir. Hipertansiyon birçok ciddi sağlık sorununun temel nedenlerinden biridir. Kilo verildiğinde kan damarları üzerindeki baskı azalır ve kan basıncı düşer. Araştırmalar vücut ağırlığındaki küçük bir azalmanın bile kalp hastalığı riskini önemli ölçüde azaltabileceğini gözler önüne seriyor.

Eklem ağrılarını en aza indirir

Aşırı kilo eklemler üzerindeki baskıyı artırarak osteoartrit gibi sorunlarına yol açabilir. İdeal kiloda olmanın yararlarından biri de eklem ağrılarının daha az, hareket kabiliyetinin ise daha çok olmasıdır.

Tip 2 diyabet riskini düşürür

Araştırmalar vücut ağırlığının yüzde 5 ila 10’unu kaybetmenin, insülin direncini iyileştirerek diyabet riskini önemli ölçüde düşürebileceğini gösteriyor.

Uyku kalitesini yükseltir

Kilo vermek uyku apnesi gibi uyku bozukluklarının tedavisine de yardımcı olur. Uykunun kalitesini artırarak genel sağlık üzerinde iyileştirici rol oynar.

Enerji seviyesinin artmasına sebep olur

Kilo verildiğinde vücut üzerindeki fiziksel yük azalacağı için enerji seviyesi de ters oranla artmış olur. Daha az ağırlık taşımak günlük aktiviteleri daha az yorucu hale getirir.

Kişinin kendine güvenini tazeler

Kilo vermenin yararları arasında son olarak kişinin öz güvenini ve beden imajını olumlu yönde etkilemesi de bulunur. Daha sağlıklı bir vücuda sahip olmak, kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur.