Yazılar

Sokak modasında buluştu

Lacoste, sokak modasının öncüsü Clot ile heyecan verici bir iş birliğine imza atıyor.

Tenis mirası ile dövüş sanatları geleneğini buluşturan 17 parçalık bu özel koleksiyon, şıklığı ve zarafeti yeniden tanımlıyor. LACOSTE x CLOT özel kapsül koleksiyonu, Lacoste Zorlu mağazasında ve www.lacoste.com.tr ‘de moda severlerle buluşuyor.

Toplumun yarısı emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor!

Lider araştırma şirketi Ipsos’un; 2005 yılından bu yana yürütülen Türkiye’yi Anlama Kılavuzu ve Türkiye’nin sıcak gündemini yakından takip etmek, toplumun memnuniyet ve beklentilerini anlamak, tüketim ve yatırım davranışlarını ve gündeme ilişkin düşüncelerini ölçen Gündeme Dair araştırma verilerinden derlenen bu dosyada Tasarruf Eğilimleri ele alınmıştır.

 Başlıklar ;

  • Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı nedir?
  • Birikim kalemleri neler?
  • Birikim yapanlar arasında en yaygın yatırım kalemleri neler?
  • Harcama yapılırken kısıtlama yapılan sıralamada ilki başlık nedir?
  • Emekliliğinde nasıl geçinileceğini bilmeyenlerin oranı ne?

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos TürkiyeIpsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI

Dünya Tasarruf Günü, toplumda tutumluluk bilincini artırmak ve insanları tasarruf konusunda teşvik etmek amacıyla 1924’te kabul edilen bir gün. Tüketimde dikkatli davranmak ve idareli tüketmek her geçen gün bizler için daha da önem kazanıyor, hayatlarımızı şekillendiriyor. “Tasarruf” kelimesi TDK’ya göre 3 anlama sahip. İlki para ve mal biriktirme, ikincisi bir şeye sahip olma ve onu istenilen şekilde kullanma hakkı ve son olarak da tutum. Biz bugüne özel dosyamızda, bireylerin para biriktirme davranışları hakkındaki sonuçlarımızı sunuyoruz.

Türkiye’yi Anlama Kılavuzu 2024 çalışmamızda, 10 bin birey ile yaptığımız araştırma sonuçlarına göre her 10 bireyden dördü hiç tasarruf yapamadığını belirtiyor. Bu oran dört sene önce de aynı seviyedeydi. Dönemsel olarak eline para geçtiğinde tasarruf yaptığını belirtenlerin oranı da değişmiyor.

Tasarruf yapan bireyler arasında en belirgin tasarruf davranışı; “dönemsel olarak ele geçen para ile tasarruf yapmak”. Burada en çok kullanılan yatırım kalemleri arasında evde veya cüzdanda TL biriktirme, banka hesabında para biriktirme ve altın ya da döviz almak yer alıyor.

Gündelik hayatta harcamalarımızı kısmayı birebir tasarruf ile ilişkilendirmesek de tasarruf edebilmek “tutumlu” olmak için daha az harcamak gerekli. Aralık’23 -Ocak’24 döneminde sahasını gerçekleştirdiğimiz Türkiye’yi Anlama Kılavuzu’na göre bireylerin harcamalarını kıstıkları kalemlerde ilk sırada giyim yer alıyor. Sonrasında ise dışarıda yeme-içme ve kişisel bakım geliyor. Birikim yapmak daha uzun vadeli, geleceğe yönelik bir tutum ve bu nedenle bireyler emekliliklerini düşünerek tasarruf yapmaya çalışıyorlar. Türkiye’de her iki kişiden biri emekliliğinde nasıl geçineceğini bilmiyor. Bu durumun ise bireylerde kaygı yaratması kaçınılmaz.

Ferrari yarışlarında lojistiği sağlamak için 16 adet IVECO aracı daha teslim aldı

Scuderia Ferrari HP, IVECO model araçlardan oluşan filosuna 15 adet IVECO S-Way kamyon ve bir Daily daha ekledi. Alınan araçlar, Formula 1 takımının yarış arabalarını ve ekipmanlarını dünya şampiyonalarının yapıldığı pistlere taşımak için kullanılacak.

Scuderia Ferrari HP’nin Resmi Ortağı ve Ferrari Challenge Trofeo Pirelli Europe’un Resmi Sponsoru olan IVECO, 15 adet IVECO S-Way çekicinin teslimatını Ferrari’nin Fiorano pistinde düzenlenen törende gerçekleştirdi. Törene IVECO Strateji ve Pazarlama Başkanı Carlotta Mathis, IVECO İtalya Pazarı Ülke Müdürü Massimiliano Perri ve Scuderia Ferrari Sportif Direktörü Diego Loverno katıldı.

15 adet IVECO S-Way çekici ve bir Daily Panelcan- araçların tümü Formula 1 takımının araçlarının renginde özel bir tasarımla giydirildi.- Scuderia Ferrari HP genişlettiği IVECO filosu ile Formula 1 arabalarını ve ekipmanlarını dünya şampiyonası yarış pistlerine taşımak için kullanmaya devam edecek.

Yıl sonuna kadar, Daily’nin elektrikli ikizi olan bir eDaily de Scuderia Ferrari HP’nin IVECO filosuna katılacak ve tesisin lojistik faaliyetleri için kullanılacak.

Hyundai, model yeniliklerine bu kez de farklı bir hidrojen konseptiyle devam ediyor

Hyundai Motor Company, yeni hidrojen yakıt hücreli elektrikli (FCEV) konsept aracı INITIUM’u tanıttı. Markanın hidrojen mobilitesi ve sürdürülebilirliğe olan bakış açısını sergileyen bu yeni konsept, 2025 yılının ilk yarısında satışa sunulacak. İlk olarak Kasım ayında Los Angeles ve ardından Guangzhou Otomobil Fuarı’nda sergilenecek INITIUM, hidrojen enerjisi adına yeni bir dönemin başlangıcını da simgeleyecek.

Konsept, Hyundai’nin 27 yıllık hidrojen teknolojisi gelişimini özetlerken aynı zamanda sürdürülebilir bir hidrojen toplumu yaratmak için büyük önem arz ediyor.Hyundai

INITIUM’un ikonik tasarımı, Hyundai’nin hidrojenle çalışan gelecek vizyonunu da simgelerken aynı zamanda yeni nesil bir aydınlatma imzasıyla beraber markaya farklı bir karakteristik özellik kazandırıyor. Artı (+) işaretinden dan ilham alan grafik tema, tamponlarla harmanlanarak benzersiz bir aydınlatma oluştururken buna ek olarak FCEV araçlara özgü bir tasarım dili yaratıyor.

INITIUM’un en belirgin özelliği, gövdedeki cesur çizgileri ve sağlam yapısı. Böylelikle şehir yaşamını açık hava yani off road kullanım özelliğyle kusursuz bir şekilde birleştiriyor. Off road alanlarda gerekli olan sağlamlık ile sofistikeliği dengeleyen konsept, 21 inç jantlarıyla da oldukça dikkat çekiyor.

Hyundai

INITIUM, hidrojen performansı

INITIUM’un gelişimi üç temel noktaya odaklanıyor. Hidrojenli otomobillerin temel güçlü yönleri olan üstün sürüş menzili ve geliştirilmiş performans en önemli kriter. Bununla beraber aileler için ideal hale getirilen geniş iç mekan ve bagaj alanı da aracın bir diğer önemli özelliği. Hidrojenli otomobillere özgü benzersiz rahatlık ve güvenlik özellikleri de konseptin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.

Bir hidrojenli FCEV’nin en büyük avantajlarından biri de etkileyici sürüş menzili ve bunun getirdiği esneklik. Hyundai, sürüş menzilini en üst düzeye çıkarmak için konsepti daha büyük hidrojen yakıt depolarıyla donatırken böylelikle hidrojenli FCEV’lerin faydalarını artırmış oluyor.

Hyundai ayrıca INITIUM’da 650 km’den fazla bir sürüş menzili hedeflerken bunun için daha düşük yuvarlanma dirençli lastikler ve sürtünmeyi azaltan aerodinamik jantlar kullanıyor. Mükemmel bir hızlanma ve akıcı sürüş kabiliyeti sunan konsept otomobil, 150 kW’a kadar desteklenen bir güç çıkışına sahip.

Hyundai

INITIUM, FCEV kullanıcıların için en büyük sorunlardan biri olarak görülen şarj altyapısı sorununu da farklı bir şekilde ele alıyor. FCEV’ye özgü bir rota planlayıcısı içeren otomobil, bu özellik sayesinde ayrı bir uygulamaya veya telefon yönlendirmesine gerek kalmadan yol boyunca şarj istasyonlarını en hızlı şekilde bularak optimum bir rota çizebiliyor. Kullanıcılar, belirlenen bir şarj istasyonunun konum erişilebilirliğini, çalışma durumunu, ayrıca bekleyen araç sayısını ve şarj olasılığını da kontrol edebiliyor.

INITIUM’un hidrojen yakıt hücresi, diğer elektrikli modellerde olduğu gibi V2L özelliği aracılığıyla çeşitli ev aletlerini ve kişisel cihazları çalıştırabiliyor. Aynı zamanda diğer elektrikli araçları da şarj edebilen INITIUM, doğrudan 220V ev prizine de bağlanabiliyor.

D’S damat ile erkekler daha rahat

D’S damat yeni nesil Rahat Pantolon Teknolojisi (RPT), şık bir stile olduğu kadar konforuna da düşkün her erkek için yepyeni bir dönem başlatıyor.

Yoğun iş temposundan sosyal yaşama kadar geniş kullanım alanı ile RPT, erkeklerin 7/24 vazgeçilmez yol arkadaşı olma konusunda adeta ezberleri bozuyor.

Yeni nesil inovatif kumaş teknolojisi ile üretilen RPT, esnek yapısıyla günün her anında erkeklere şıklık ve rahatlık lüksünü bir arada yaşatacak.

Farklı bir yorum ile Atatürk Heykeli

Turizm ve Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen Kültür Yolu Festivali kapsamında Seçkin Pirim tarafından tasarlanan dev Atatürk Heykeli İzmir’de.

ASAŞSANAT’ın desteğiyle hayata geçirilen içinde sanatçı Seçkin Pirim’in Atatürk Heykeli’nin de yer aldığı 4 özel eser 26 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda sergilenecek.

ASAŞSANAT atölyesinde üretilen dört eser, 26 Ekim – 3 Kasım tarihleri arasında İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda (Tarihi Alsancak Tekel Fabrikası) sanatseverlerle buluşacak. Sergilenen eserler arasında ASAŞ’ın Cumhuriyet’in 100. yılı anısına sanatçı Seçkin Pirim tarafından tasarlanan dev Atatürk heykeli de yer alıyor.

Sanat ve tarih ile iç içe şehir “Floransa”

Floransa’nın sunduğu her şeyi görmek haftalarınızı alır. Düzinelerce kilisesinden neredeyse her biri, daha küçük bir şehrin en önemli turistik cazibe merkezi olurdu.

Ponte Vecchio, Michelangelo’nun Davut’u, Brunelleschi’nin Kubbesi ve tüm şehir, Avrupa’yı Karanlık Çağlar’dan çıkaran hümanist sanat hareketi olan İtalyan Rönesansı’nın bir vitrinidir.

Floransa, geceleri mutlaka görmeniz gereken bir şehirdir. Işıkla dolup taşan binalar, karanlıkta farklı bir görünüme bürünür ve çok daha eski bir çağın ambiyansını yansıtır.

Floransa

Santa Maria del Fiore Katedrali ve Piazza Duomo

Piazza Duomo ve katedral kompleksini oluşturan bina grubu, İtalya’nın en büyük sanatsal hazinelerinden bazılarını nispeten küçük bir alanda toplar. Vaftizhaneyi, çan kulesini, katedrali ve müzesini gezerken, İtalyan Rönesansı’nın en büyük sanatçıları olan Ghiberti, Brunelleschi, Donatello, Giotto ve Michelangelo’nun en bilinen sanat ve mimari şaheserlerinden bazılarını göreceksiniz.

Floransa

Battistero di San Giovanni (Aziz Yahya Vaftizhanesi)

12. yüzyıldan kalma sekizgen vaftizhane, içeriden veya dışarıdan bakıldığında tam bir sanat eseridir. Mermer cephesi, iç kısmındaki karmaşık mozaikler ve içinde barındırdığı sanat eserleri, listenizde üst sıralarda yer almayı hak ediyor.

Ancak Ghiberti’nin katedralin karşısındaki kapılar için yarattığı muhteşem bronz paneller hepsinden daha üstündür. Bronz hiçbir yerde Cennet Kapıları’ndaki kadar zarif bir ifadeyle işlenmemiştir. Daha yakından bakmak ve vaftizhane için yapılmış hazinelerden bazılarını görmek için katedralin müzesi olan Museo dell’Opera del Duomo’yu ziyaret edin.

Floransa

Floransa’yı Piazzale Michelangiolo’dan görün

Piazzale Michelangelo olarak o kadar sık ​​yanlış yazılır ki, şehir turizmi materyalleri bile zaman zaman kayar, şehrin üzerindeki bu teras tur otobüsleri için zorunlu bir duraktır ve katedralin tüm o kartpostal fotoğraflarının çekildiği noktadır. Yoğun turist sezonlarında, nispeten huzurlu bir şekilde tadını çıkarmak için en iyi zaman öğleden sonra geç saatler veya akşamın erken saatleridir; özellikle gün batımında çok güzeldir.

Katedralin kubbesinden Floransa’nın 360 derecelik panoramasını görebilmenize rağmen, Brunelleschi’nin kubbesinin şehir merkezine nasıl hakim olduğunu yalnızca bu terastan tam olarak takdir edebilirsiniz.

Floransa

Uffizi Sarayı ve Galerisi

Uffizi’nin dünyanın en iyi sanat müzeleri arasında yer aldığına çok az kişi itiraz edebilir. Koleksiyonları çeşitlilik ve kalite açısından gerçekten şaşırtıcıdır ve sanat sizin ana ilgi alanınız olmasa bile, buradaki resimlerin öne çıkanlarını görmelisiniz.

Floransa’nın 14. ve 16. yüzyıl ressamlarının Batı sanatının çehresini nasıl değiştirdiğini daha iyi anlayacaksınız; yapmacık Bizans resimlerinden Rönesans sanatçılarının gerçekçi figürlerine ve manzaralarına geçişi göreceksiniz.

Floransa

Piazza della Signoria ve Loggia dei Lanzi

Bu geniş meydan, 14. yüzyıldaki kökenlerinden beri Floransa’nın güç merkezi olmuştur ve belki de daha öncesinde, kaldırımının altında Etrüsk ve Roma kalıntıları bulunmuştur. Bugün, aynı zamanda sosyal merkezdir, turistler ve yerlilerle dolu favori bir buluşma yeridir. Merkezinde Neptün Çeşmesi, bir tarafında hala şehrin hükümetine ev sahipliği yapan Palazzo Vecchio bulunur.

Geceleri yapı ve çeşme aydınlatılıyor ve burası akşamın tadını çıkarmak için hoş bir alan. Palazzo Vecchio’nun karşısında, güzel açık hava yemek alanlarına sahip bir dizi restoran var.

Floransa

San Lorenzo ve Michelangelo’nun Medici Mezarları

Medici, aile kilisesi ve mezar şapelleri için en iyi yetenekleri görevlendirdi: Brunelleschi kilise için ve Michelangelo en seçkin prenslerini anmak için tasarlanan şapel için. Her iki sanatçı da eseri bitirmeden öldü, ancak Brunelleschi’nin kilisesi planlarına göre tamamlandı.

Michelangelo’nun Yeni Sakristi adlı şapeli, aslında hiç tamamlanmadı. Ancak bitirdiği şey, mermer heykelcilikte dünyanın en büyük başarılarından biri olarak kabul edilir.

Floransa

Palazzo Vecchio (Palazzo della Signoria)

Tarih, sanat ve güç, Floransa’nın merkezindeki bu kale benzeri sarayın gösterişli odalarında ve görkemli galerilerinde yankılanıyor. Şehir buradan yönetiliyordu ve güçlü Medici ailesi, günün önde gelen sanatçılarına ve mimarlarına ofislerini ve dairelerini tasarlamaları ve dekore etmeleri için görev veriyordu.

Palazzo Vecchio, Piazza della Signoria’da yer alır ve binanın önünde Floransa’nın en önemli turistik yerlerinden biri olan ünlü Neptün Çeşmesi bulunur.

Floransa

Santa Croce

Tipik Toskana cephesinin geometrik mermer kakmasının ardında, Santa Croce hem sanat dolu bir kilise hem de Floransa’nın en büyük isimlerinden bazılarının mozolesidir. Hazineleri arasında Rönesans sanatının birkaç dönüm noktası vardır.

Masaccio ve Michelangelo’ya ilham veren bitişikteki Cappella Peruzzi’de daha fazlasını aramak isteyeceksiniz . Donatello’nun Christ Crucified’ı Floransa Rönesans hümanizminin en iyi örneklerinden biri olarak kabul edilir. Cappella Baroncelli’deki freskler Taddeo Gaddi’nin en büyük eseridir.

Floransa

Palazzo Pitti (Pitti Sarayı)

Pitti Sarayı kompleksinde geçireceğiniz bir gün (ve hepsini gezmek için bir gün geçirebilirsiniz) Floransa’nın sunduğu birçok şeyden küçük bir tat almanızı sağlar: olağanüstü bir sanat galerisi, bir Medici sarayı, Floransa zanaatkarlığı, müzeler, tarih, kraliyet daireleri ve İtalya’nın en önemli bahçelerinden biri.

Floransa

Bargello Sarayı Ulusal Müzesi

Sadece dört Michelangelo şaheseri bile Bargello Sarayı’nı Floransa’da yapılacaklar listenize eklemeniz için yeterli bir sebeptir. Donatello, della Robbias, Cellini, Brunelleschi, Ghiberti ve 14. ila 16. yüzyıl Toskana sanatçılarının eserleri sarayı doldururken, fildişi oymalarla dolu bir oda ve bir majolika koleksiyonu da bulunmaktadır.

Floransa

Bardini Müzesi ve Bahçeleri

19.yüzyılın sonlarında, sanatçı ve koleksiyoncu Stefano Bardini, Floransa’ya bakan Oltrarno’daki bir yamaçta bir grup bina satın aldı. 14. yüzyıldan kalma bir şapel ve eski bir sarayın da aralarında bulunduğu bu binalardan, sanat koleksiyonları ve paha biçilmez antikalar için bir ortam yarattı.

Bu müzeyi yaratmak için yıkılmış ortaçağ ve Rönesans binalarından kurtarılan mimari özellikleri kullandı. Anıtsal şömineler, kapılar ve pencereler, sütunlar, oyma taş işçiliği, tüm merdivenler, paneller, oyma Venedik ahşap işçiliği, hatta tüm tavanlar, eşit derecede eksantrik koleksiyonları için oldukça eksantrik bir eve dönüştürüldü.

Orta Çağ Masalı Bir Şehirde Sonbahar Kaçamağı “Rothenburg ob der Tauber”

Sonbaharın romantik atmosferini tam anlamıyla yaşayabileceğiniz bir yer arıyorsanız, Almanya’nın en büyüleyici kasabalarından biri olan Rothenburg ob der Tauber‘e yolculuk tam size göre. Orta Çağ’dan kalma surlarla çevrili bu kasaba, zamana meydan okuyan dar sokakları, tarihi evleri ve taş binalarıyla adeta bir masal şehri gibi. Özellikle sonbaharda sararan ağaçlar ve dökülen yapraklar, kasabanın mistik havasını pekiştiriyor.

Hazırlayan: Ferhat Kaan Şahin

Rothenburg ob der Tauber

Nasıl Gidilir?

İstanbul’dan Rothenburg ob der Tauber’e ulaşmanın en pratik yolu uçakla Frankfurt ya da Nürnberg havalimanlarına uçmaktır. İstanbul’dan Frankfurt’a uçuşlar yaklaşık 3 saat sürer. Frankfurt Havalimanı’ndan Rothenburg’a trenle ulaşabilirsiniz. Tren yolculuğu yaklaşık 2-3 saat sürer ve birkaç aktarma yapmanız gerekebilir (Würzburg ve Steinach’ta). Nürnberg Havalimanı’ndan ise daha kısa bir yolculukla (yaklaşık 1,5 saat) trenle Rothenburg’a varabilirsiniz. Havalimanından toplu taşıma veya araç kiralayarak Rothenburg’a ulaşmak mümkündür.

Rothenburg ob der Tauber

Nerede Konaklanır?

Rothenburg küçük bir kasaba olduğundan her yere yürüyerek ulaşabilirsiniz. Konaklama seçenekleri arasında tarihi binalara dönüştürülmüş oteller, butik pansiyonlar ve geleneksel Alman misafirperverliğini sunan aile işletmeleri bulunur. İşte birkaç öneri:

  • Hotel Reichs-Küchenmeister: Kasabanın kalbinde, tarihi bir yapıda yer alan bu otel, konforlu odaları ve güzel restoranıyla tanınır.
  • Hotel Gotisches Haus: Orta Çağ mimarisinin keyfini sürebileceğiniz bu otel, lüks bir konaklama arayanlar için ideal.
  • Hotel Eisenhut: Tarihi dokuyu hissetmek isteyenler için harika bir seçenek olan bu otel, kasabanın en ünlü otellerinden biridir.

Daha ekonomik seçenekler arıyorsanız, kasabanın biraz dışındaki Gasthof ve B&B seçeneklerine göz atabilirsiniz.

Rothenburg ob der Tauber

Gezilecek Yerler

Rothenburg ob der Tauber, adeta bir açık hava müzesi gibidir. İşte kaçırmamanız gereken bazı yerler:

  • Rothenburg Şehir Surları: Kasabanın etrafını çevreleyen surlarda yürüyüş yapabilir ve kasabanın tarihi manzaralarını yukarıdan izleyebilirsiniz.
  • Plönlein: Rothenburg’un simgesi haline gelen bu köşe, rengarenk Orta Çağ evleri ve dar sokaklarıyla fotoğraf çekmek için mükemmel bir yer.
  • Käthe Wohlfahrt Noel Dünyası: Dünyanın en ünlü Noel dükkanlarından biri olan bu mağaza, yılın her döneminde açık ve özellikle sonbahar-kış sezonunda büyüleyici.
  • Orta Çağ Suç ve Ceza Müzesi: Kasabanın tarihi kadar ilginç ve karanlık bir tarafını keşfetmek isterseniz, bu müze tam size göre.

Rothenburg ob der Tauber

Yeme İçme

Almanya’nın geleneksel lezzetlerini tatmak için kasabadaki yerel restoranlarda mola verebilirsiniz. Bratwurst (Alman sosisi), Schneeballen (kar topu şeklinde bir tatlı) ve Alman biraları denenmeye değer. Gasthaus zur Höll gibi restoranlar, hem otantik atmosferi hem de lezzetli menüsüyle ünlüdür.

Sonbaharda Rothenburg

Sonbahar aylarında Rothenburg, turist kalabalığının azaldığı ve kasabanın renkli yapraklarla kaplandığı en romantik zamanını yaşar. Ayrıca, çevredeki Tauber Nehri boyunca yürüyüş yapabilir, sessiz ve huzurlu bir doğa kaçamağı yapabilirsiniz.

Rothenburg ob der Tauber

Öneriler

  • Sonbahar aylarında gidecekseniz, yanınıza hafif ama sıcak tutacak kıyafetler almayı unutmayın. Sabah ve akşam serin olabilir.
  • Kasabada dolaşırken fotoğraf çekmeyi seviyorsanız, Plönlein ve şehir surları en güzel manzaralar sunar.

Rothenburg ob der Tauber, tarih ve doğa iç içe geçmişken huzur dolu bir sonbahar tatili yapmak isteyenler için mükemmel bir destinasyon.

SABAHATTİN YAKUT “EN BÜYÜK İLHAM KAYNAĞIM AİLEM”

Başarılı oyuncu Sabahattin Yakut, dijital platformlardaki özgür çalışma ortamından tiyatrodaki senaristlik ve yönetmenlik projelerine kadar kariyerinde çeşitliliği ön plana çıkarıyor. Yakut, “Oyunculukta sınırsız bir alan var; içimdeki çocuk gibi her rolü oynamak istiyorum” diyor.

NAZAN ORTAÇ

nazanortac@outlook.com.tr

Sabahattin Yakut

Yeni projeniz “Mavi Mağara” filmine nasıl dahil oldunuz?

Tabii ki Kerem Bürsin sayesinde. Onunla uzun zamandır tanışıyoruz. İçtenliğine, samimiyetine ve dünya görüşüne saygı duyuyorum. Kerem’in yazdığı senaryonun da kendisi gibi ortalamanın dışında olması sebebiyle, hiç düşünmeden kabul ettim.

Filmdeki karakterinizi biraz anlatabilir misiniz? Bu role hazırlanırken nasıl bir süreç izlediniz?

Cem’in en yakın arkadaşı ve bir SAT komandosu olan eğlenceli, muzip birini canlandırıyorum. Cem kadar deli biri olmasa da olaylara karşı daha temkinli. Sualtı sahneleri olduğu için özel eğitim aldık, hatta bir keresinde gözlerim suyun altında uzun süre kaldığı için kısa süreli bir rahatsızlık yaşadım, ama neyse ki kalıcı bir problem olmadı.

Sabahattin Yakut

Son yıllarda dijital platformlarda sıkça rol alıyorsunuz. Dijital projelerde çalışmakla geleneksel televizyon dizilerinde çalışmak arasında sizce en büyük farklar neler?

Dijital platformlarda daha fazla enstrüman kullanabiliyorsunuz. Ulusal kanalların belirli matematikleri ve reklam kaygıları var. Bu, işlerin daha maddi gelirlere endeksli olmasına neden oluyor. Dijitalde ise yazar, yönetmen ve oyuncular olarak daha özgürüz. Bu, yaratıcılığı daha fazla ön plana çıkarıyor.

Dijital işlerdeki artış oyunculara ve sektöre sizce nasıl bir etkide bulunuyor? Daha yaratıcı işlerin çıkmasına katkıda bulunduğunu düşünüyor musunuz?

Evet, kesinlikle. Dijital platformlarda daha konsantre ve özgür bir süreç var. Ulusal kanallarda olduğu gibi belli kalıplara girmek zorunda değiliz. Bu, yazarlık, yönetmenlik ve oyunculuk açısından herkese katkı sağlıyor. Seyirci de daha seçici olabiliyor, bu da daha kaliteli işlerin ortaya çıkmasını teşvik ediyor.

Sabahattin Yakut

“ÖĞRENCİLİK HEYECANIM HİÇ BİTMİYOR”

Projelerinizde çeşitliliği gözlemliyoruz hem sinema hem dizi hem de dijital platform işlerinde yer alıyorsunuz. Sizi bu kadar farklı türlerde projeler çekmeye ne motive ediyor?

Oynamanın sınırı ve alanı yok. Kendimi çocuk samimiyetinde görüyorum. Bir çocuk nasıl her oyunu oynamak isterse, ben de her role varım. Oyunculuğun bu tarafı beni motive ediyor.

İleriye yönelik projelerinizden bahsedebilir misiniz? Yakın zamanda üzerinde çalıştığınız ya da hedeflediğiniz bir rol var mı?

Evet, dijital platformda yayınlanacak bir dizi ve sinema filmi projem var. Çekimleri devam ediyor. Ayrıca şu an vizyona girmiş iki filmim var: “Mavi Mağara” ve “Dengeler”. Dijital platformda yayınlanacak bir dizideki rolüm için de hazırlık yapıyorum.

Bir oyuncu olarak kariyerinizde en çok gurur duyduğunuz an nedir?

Yaptığım işin rolün ereğine ulaşması benim için en büyük gurur kaynağı. Kendimi beğenmesi zor biriyim, bu yüzden kendimi ikna etmem kolay olmuyor. Ama başarıya ulaştığım anlar, gurur duyduğum anlar oluyor.

Oyunculuk dışında herhangi bir sanatsal ya da yaratıcı proje üzerinde çalışıyor musunuz? Örneğin yönetmenlik ya da senaristlik gibi…

Evet, tiyatroda yazarlık ve yönetmenlik yapıyorum. Yazıp yönettiğim oyunlar var. Ayrıca bir dizi senaryosu yazdım. İlk kısa filmimi de çekmeye hazırlanıyorum. Şu sıralar Erçin Karabulut’tan (Dengeler’in görüntü yönetmeni) ders alıyorum. Öğrencilik heyecanı yaşıyorum!

Oyunculuk kariyerinize ilk adım attığınız zamanlardan bugüne kadar en büyük ilham kaynağınız ne oldu?

Ailem, en büyük ilham kaynağım oldu. Doğudan batıya göç eden bir ailenin en küçük bireyi olarak, onların yaşam biçimi, hayat mücadeleleri ve duruşları bana hep ilham verdi. Özellikle annemden dinlediğim hikayeler…

Sabahattin Yakut

Hangi oyuncular veya yönetmenlerle çalışmak istersiniz? Hayran olduğunuz isimler kimler?

İsimlerden çok niyet beni daha fazla ilgilendiriyor. Bana yeni fikirler kazandıran herkese açığım. Ama Coen kardeşler gerçekten idolümdür. Hikâye anlatımları ve sinematografileri harika. Tarantino da benim için ayrı bir dünya. Ayrıca Michael Haneke ile çalışmak da harika olurdu. Türkiye’den ise Altan Dönmez, Çağatay Tosun, Reha Erdem ve son dönemde çalıştığım Süleyman Mert Özdemir’i “en iyiler” olarak sayabilirim. Oyunculukta ise Şener Şen benim için vazgeçilmez.

Yoğun bir çekim takviminiz olduğunda rahatlamak için neler yapıyorsunuz? Boş zamanlarınızda neler yapmaktan keyif alırsınız?

Her sabah uyanır uyanmaz kahvemi alıp sayfalarca yazı yazarım, ne yazdığımın hiç önemi yok. Bu beni her gün tazeler. Ayrıca yeni taşındığım evimin bahçesiyle ilgileniyorum, bahçeme gelen hayvanlarla vakit geçirmek en rahatlatıcı şeylerden biri. Teşekkürler.

Bilfen’de 29 Ekim büyük coşku ile kutlandı

Bilfen Anaokulları öğrencileri Cumhuriyet’in ikinci yüz yılının ilk “Cumhuriyet Bayramı”nı büyük bir coşkuyla kutladı. Sanatçı Eda Özülkü’nün sunumları eşliğinde Sunay Akın’ın “Cumhuriyet’e Giden Yol” anlatımı ile başlayan gece, anaokulu öğrencilerinin muhteşem performanslarıyla devam etti.

Bilfen Esenşehir İlköğretim Okulları Konferans Salonunda yapılan Cumhuriyet’in 101.yıl kutlamaları, şair ve yazar Sunay Akın’ın “Cumhuriyet’e Giden Yol” sunumuyla başladı.  Hem gökyüzüne hem de yeryüzüne hâkim, büyük başarılara imza atarak tarihte dönüm noktası olmuş bilim insanlarından bahseden Akın; “101. yaşını kutladığımız Cumhuriyet bu topraklarda tekrar gökyüzüne, yıldızlara bakmanın adıdır. Cumhuriyet bir kültürdür. Kültür ise bilginin merkezine insan aklını koymak, bilgiye hâkim olmaktır. Bize bu bilgiyi sunan Mustafa Kemal Atatürk; kız çocuklarına eğitim hakkını vermiş ve birçok bilim kadının yetişmesine de vesile olmuştur. İşte Cumhuriyetimizi okuyarak daha güzel yarınlara taşıyacak olanlar ise buradaki çocuklarımız.” diyerek sahneyi minik öğrencilere bıraktı.

Bilfen Anaokulları öğrencileri Cumhuriyet’in ikinci yüz yılının ilk “Cumhuriyet Bayramı”nı velilerinin katılımı ile büyük bir coşkuyla kutladı.