Yazılar

Doğum Gününü dostları ile kutladı

Modacı Siren Ertan, yeni yaşını yakın arkadaşlarının gerçekleştirdiği sürpriz bir partiyle kutladı. Amerika seyahatinden dönen Ertan’a dostları Akmerkez Serafina’da unutulmaz bir doğum günü yaşattı. Pastadan mekan süslemeye büyük bir emekle ve şık bir organizasyonla süslenen Serafina’da dostlarının sürprizine şaşıran Siren Ertan’ın mutluluğu yüzüne yansıdı. Köpüklerle karşılanan Ertan, eğlenceli partisinde arkadaşlarıyla duygu dolu bir gün geçirdi ve sık sık arkadaşlarına sarılıp teşekkür etmeyi ihmal etmedi.

adidas Originals ve Avavav’dan cesur ve mizahi iş birliği

adidas Originals, Avavav ile moda ve spor dünyasını ironik bir dille buluşturdukları ilk iş birliği koleksiyonunu tanıttı.

adidas Originals, ünlü İtalyan moda evi Avavav ile gerçekleştirdiği iş birliğiyle dikkat çeken bir koleksiyon sunuyor. İlk olarak Milan Moda Haftası’nda “dünyanın en kısa mesafeli koşu rekorunu kırma” iddiasıyla sergilenen koleksiyon, ikonik adidas tasarımlarını Avavav’ın eğlenceli ve cesur dokunuşlarıyla yeniden yorumluyor. Koleksiyon, adidas’ın spor mirasını Avavav’ın sıra dışı tasarım diliyle buluşturarak modayı spora karşı bir ironi unsuru olarak ele alıyor.

adidas Originals by Avavav koleksiyonu, markanın mirasına mizahi bir yaklaşım getirerek, klasik spor giyim parçalarını abartılı ve dikkat çekici formlara dönüştürüyor. Koleksiyonun öne çıkan parçaları arasında Avavav’ın ikonik dört parmaklı tasarım detaylarıyla yeniden hayal edilen Superstar spor ayakkabıları, kesik formlu eşofman üstleri ve abartılı omuz tasarımlarıyla dikkat çeken şişme montlar yer alıyor.

Türkiye ve Hollanda’nın kültürel mirası

Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosluğu, Türkiye ve Hollanda’nın kültürel mirasını döngüsel tekstil perspektifinden ele alan özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.
“Ortak Miras ve Döngüsel Tekstil Projesi”, iki ülke arasında sürdürülebilir iş birliklerini güçlendirmek, kültürel bağları pekiştirmek ve döngüsel ekonomi alanında yenilikçi çözümler geliştirmek amacıyla düzenlendi.
Etkinlik, 100 yıllık Türkiye-Hollanda dostluğunun bir parçası olarak, tekstil sektöründe sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımları desteklerken aynı zamanda yaratıcı tasarımların kültürel mirasla nasıl buluşabileceğini gözler önüne serdi. This is Mana Sosyal Girisimi’nin kolaylaştırıcılığında hayata geçirilen program, akademisyenleri, sektör profesyonellerini ve tasarım öğrencilerini bir araya getirerek bilgi ve deneyim paylaşımına zemin hazırladı.
Etkinliğin açılışında, Hollanda Krallığı İstanbul Başkonsolosu Arjen Uijterlinde’nin ardından iki özel keynote konuşması gerçekleştirildi. Tilburg Tekstil Müzesi Eski Direktörü ve danışman Errol van de Werdt, tekstil mirası ve döngüsel ekonomi ilişkisini ele alırken, Human Innovation Designer Arzu Kaprol ise insan odaklı yenilikçi tasarımlar ve sürdürülebilirlik üzerine ilham verici bir konuşma yaptı.

Atiye’de büyük değişim

Yenilikçi tavrıyla müzikte hep bir adım önde olan Atiye, hayal ettiklerini hayata geçirmek için hazır. Uzun bir hazırlık sürecinin ardından “Anlayana” Atiye diskografisinin yepyeni teklisi olarak tüm dijital platformlarda yerini aldı.

“Anlayana” enerjik vokalleri, salınan ritimleri, hareketli yapısıyla sıra dışı bir dünyanın kapısını aralıyor. Sıkı bir dans şarkısı olmasının yanında enerjisi yüksek yapısı ve sözleriyle yeni bir manifestonun fitilini ateşliyor.

Atiye, ‘Anlayana’ klibiyle de müzik dünyasında ezberleri bozuyor. Hamile olarak kamera karşısına geçmesiyle, sadece anne adaylarına değil, tüm izleyenlere ilham veren Atiye, bu kliple hem müziği hem de anneliği kutluyor.

K-Pop’un renkli ve dinamik makyaj unsurlarını kendi tarzıyla birleştirerek benzersiz bir stil yaratan Atiye, sergilediği etkileyici dans performansıyla ve minimalist-avangard kıyafetleriyle moda dünyasında iz bırakıyor.

‘Anlayana’, dinleyicilere benzersiz ritimler ve dikkat çeken melodik unsurlarıyla Türk pop müziğinin enerjisini harmanlayan, alışılmışın dışında bir görsel şölen sunuyor.”

Aralık 2024 burç yorumları

Koç

Aralık ayında Koçlar, sosyal ilişkilerinde yeniden harika olacak. Yıldızlar, bu dönemde kurulacak arkadaş ilişkilerinin uzun vadeli olacağını söylüyor. İnsanlar ve de onlarla birlikte yaşadığınız keyifli zamanlar sizi yeni düşüncelerle zenginleştirecektir. İş yerinde, ihmal konusunda ve görünüşte önemsiz hatalarla ilgili olarak dikkatli olun.

Boğa

Aralık çok istikrarlı bir aydır. Şu an, özellikle de para durumları söz konusu olduğunda uzun vadeli planlar için en iyi zamandır. Diğer yandan Boğa burcu, aile sorunlarına karşı dikkatli olmalıdır. Yaşadığı zorluklar konusunda kendisine yardım etmek istediğiniz üzgün kişinin güvenini kazanmak zorundasınız.

İkizler

Aralık’ta İkizler, ilişkilerin ve ailenin uyum içinde olduğu tek burç olacaktır. En çok Noel’de eğleneceksiniz. Bu dönemde aynı zamanda yeni deneyimler de bekleyebilirsiniz. Kişiliğinizi yeni bilgilerle zenginleştirecek bir kişi ile tanışacaksınız. Çeşitli şeyleri fark edeceksiniz ve çok olgun bir kişilik kazanacaksınız.

Yengeç

Yengeç burcu bu Aralık ayında geçen yılı gözden geçirecek. Arkanızda büyük bir başarınız var ve haklı olarak kendinizle gurur duyabilirsiniz. Sadece bunu çok açığa vurmayın. Sizi kötüye kullanmaya ve başarınızın en azından bir kısmını çalmaya çalışan kıskanç kişilerle her yerde karşılaşabilirsiniz.

Aslan

Aralık ayında şımarmaktan korkmayın. Bu zorlu yılın ardından bunu kesinlikle hak ediyorsunuz. Örneğin, kendinizi olağanüstü bir deneyimle ödüllendirin. Ruh haliniz daha iyi olacak ve çevrenizde görünecek ve size karşı kötü niyetli olan kişi tarafından bile keyfiniz kaçırılamayacak. Onunla rahatlıkla ilgileneceksiniz.

Başak

Aralık ayı ile birlikte kariyerinizde bir değişiklik yapma şansı nihayet gelecektir. Artık yıldızlar daha istikrarlı ve olumlu bir konumdadır ve Başak burcunun iş alanında harikalar yaratacaktır. Zaman çok daha çabuk geçecek ve herhangi bir çaba sarfetmeksizin, tüm görevleri kolaylıkla başarabileceksiniz ve acil sorunlara çözüm bulacaksınız. Çalışmaktan yine keyif alacaksınız.

Terazi

Bu yıl üstesinden gelmek zorunda olduğunuz tüm zorluklara rağmen Aralık ayında mutlu olduğunuzu ve hayatınızın tüm sorunlarınızdan ve meselelerinizden bağımsız olarak güzel olduğunu göreceksiniz Bu yıl Terazi burcunu gerçekten zenginleştirdi. Tüm olumsuz deneyimler kötü sonuçlar doğurmak zorunda değildir. Bu durumlar sayesinde öğrenirsiniz.

Akrep

Bu yılın son ayı Aralık boyunca, enerjinizi kariyerinize doğru yönlendirmeniz önerilir. Özellikle en gayretli olanlara kariyerde ilerleme veya ikramiye şeklinde geri dönüş olabilir. Aynı zamanda etrafınıza daha dikkatli bakmaya başlayın. Akrep burcu, tarihler için yapılan davetiyeleri reddetmelidir.

Yay

Aralık size sonunda huzur ve uyum getirecektir. Bir süreliğine gevşemek, derin bir nefes almak ve geçen yılı değerlendirmek için zamanınız olacak. Yay burcu kişiliğiyle ilgili büyük bir ilerleme kaydetti. Artık daha dengelisiniz ve stresle daha kolay başa çıkabilirsiniz. Şu anda hiçbir şey Noel’inizi bozamaz.

Oğlak

Bu yılın son ayı Aralık’ta pişmanlıklar olmadan tamamen keyif alacaksınız. Geri dönüp önceki olayları incelemek için de zaman bulacaksınız. Ne iyiydi ve neyi geliştirmek istiyorsunuz. Bu dönemde kişisel olarak olgunlaşacaksınız ve önceliklerinizi doğru belirleyeceksiniz. Oğlaklar arkalarında başarılı bir yıl bıraktılar.

Kova

Kova burcunun kariyeri söz konusu olduğunda, yılın sonu istikrarlı bir dönem getirecektir. Kısa günlerin ve sıkıcı olayların çalışma temponuzu düşürmek için sizi yavaşlatmasına izin vermeyin. Çok fazla pasiflik asla iyi bir fikir değildir. Aralık ayında, sağlığınızı ve koruyucu önlemlerinizi de düşünmelisiniz. Noel’de hasta olmak istemezsiniz.

Balık

Eşleriyle henüz karşılaşmamış olan Balıklar Aralık ayında sosyalleşirken ve flört ederken bol bol eğlenceli vakit geçirebilirler. Hatta bunu bilmeden, karşı cinsi cezbedeceksiniz ve yeni kişilerle tanışmanız çok kolay olacak. Bu burç yorumlarına göre, Noel’in keyfine en çok aile çevresinde varacaksınız.

“Bizim ülke olarak etrafımıza bakıp biraz daha vizyoner yaklaşmamız, proaktif olmamız gerekiyor”

Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği’nin mevcut durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

1972 yılında 1618 sayılı yasayla kurulmuş olan Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, bugün 15 bini aşkın üyesi, 34 Bölge Temsil Kurulu ve 15 İhtisas Başkanlığı ile dünyanın en büyük turizm meslek kuruluşu konumunda bulunuyor. Yarım asrı aşkın birikim ve deneyimimizle ülke turizmini ileri seviyelere taşımak ve üyemiz seyahat acentalarını çağın gereksinimlerine hazırlamak için durmaksızın çalışıyoruz.

Son dönemde yaşanan çoklu global krizler, ülkemizdeki ekonomik dalgalanmaların seyahat sektörüne etkileri nelerdir? Bu durumla başa çıkmak için ne tür stratejiler geliştiriyorsunuz?

Turizmin küresel ve yerel düzeyde yaşanan ekonomik kriz ve olaylardan etkilenme potansiyeli çok yüksek olmasına karşın sektörümüzün özellikle de ülkemizdeki sektör temsilcilerimizin kriz yönetimi konusundaki tecrübeleri bu zorlu süreçleri en hızlı şekilde atlatmamıza olanak sağlıyor. Bununla birlikte sektörümüzün uzun yıllara yayılan sorunları da bulunuyor. Ülkemiz açısından değerlendirildiğinde bu noktada en büyük sorunumuzu turizmin mevsimsellik ve sıkışmışlık etkisinden kurtulamaması oluşturuyor.

Bu bakımdan turizmin yıl ve ülke geneline yayılması stratejisi çok daha büyük bir anlam ve önem kazanmış durumda. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı vizyonundan hareketle hayata geçirdiğimiz “Turizm Yüzyılı” projemizin odak noktasını da bu strateji teşkil ediyor. Bu çerçevede önemli turizm potansiyeli barındıran ancak turizmde hak ettiği değeri bulamamış destinasyonları öne çıkarmayı hedefliyoruz. Projemizi, bu tanıma fazlasıyla uyan Burdur’dan başlattık, yeni destinasyonlarla çalışmalarımıza devam edeceğiz.

Sizce bu sektördeki en büyük zorluklar neler ve bu zorlukları aşmak için hangi yenilikçi adımları atmayı planlıyorsunuz? Gelecekteki seyahat trendlerini nasıl şekillendireceksiniz?

Seyahat ve tatil dünya genelinde yaygınlaştıkça küresel turizm hareketlerindeki yükseliş de devam ediyor. Bu da keskin bir rekabeti beraberinde getiriyor. Dünya turizmi pandemi öncesi dönemin ötesine geçen bir rekabet ortamına sahne oluyor. Fransa, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Mısır gibi Akdeniz’e kıyısı olan birçok ülke dünya turizminden daha çok pay almak için mücadele ediyor.

Birleşik Arap Emirlikleri Mısır’ın Akdeniz kıyısında, Suudi Arabistan da Kızıldeniz kıyısında hayata geçirdikleri dev projelerle deniz-kum-güneş turizmi açısından yeni bir rekabet alanı açıyorlar. Deniz, kum, güneş turizmine dinlenceyi, eğlenceyi ve aktiviteyi katarak inanılmaz bir ürün zenginliğine doğru gidiliyor. Yani git gide bizim işimiz zorlaşıyor. Bizim ülke olarak etrafımıza bakıp biraz daha vizyoner yaklaşmamız, proaktif olmamız gerekiyor. Kültürel varlıklarımızı da işin işine katarak ürün zenginliğimizi rekabette üstün olduğumuz alanlarda geliştirmemiz lazım.

Yunan adalarının kapıda vize uygulaması Türk turizmini nasıl etkiledi? TÜİK araştırmalarına göre yurtdışına giden Türk sayısı ilk defa on milyonu aşmış. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? 

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre; vatandaşlarımızın gerçekleştirdikleri yurt dışı seyahat sayısı 2023 yılında 11 milyona ulaştı. Yunanistan’ın kapıda vize uygulaması ise bu yıl devreye girdi. Dolayısıyla kapıda vize uygulaması üzerinden yurt dışı çıkış verilerini değerlendirmek doğru olmaz. Ancak elbette kapıda vize uygulamasının turizmi hareketlendiren yönünü de göz ardı edemeyiz.

Biz turizmin sadece incoming odaklı bir faaliyet alanı olarak görmüyor, turizm ekonomisinin bütüncül bir yaklaşımla çok daha geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Bu bakımdan incoming ve outgoing turizm hareketlerinin birbirini tamamlayan, destekleyen iki alan olduğunu düşünüyoruz.

Vatandaşlarımızın yurt içinde seyahat etmesi kadar yurt dışına seyahatler gerçekleştirmesi de topyekûn turizm hareketleri bakımından önem taşımaktadır. Yurt dışı turların gelişmesi, bu alanda faaliyet gösteren “outgoing acentaları” dediğimiz seyahat acentalarımızın iş hacimlerinin genişlemesini de beraberinde getirdiğinden turizm ekonomisine katkı sunan bir gelişme olarak değerlendirebiliriz.

Sağlık turizmi, Türkiye’nin uluslararası arenada öne çıkmasını sağlayan bir alan. Seyahat acenteleri olarak bu potansiyeli nasıl daha iyi değerlendirebilir? Bu alanda ne tür projeler geliştirmeyi düşünüyorsunuz?

Sağlık turizmi dünyada en hızlı gelişim gösteren turizm segmentlerinden biri konumunda bulunuyor. Türkiye de sağlık turizmi alanında son yıllarda önemli adımlar atmış durumda. Modern hastanelerimiz, nitelikli sağlık personelimiz ve seyahat acentalarımızın nitelikli hizmet sunumuyla birlikte dünyada sağlık turizminde öne çıkan ülkeler arasında yer alıyoruz. Geldiğimiz noktada 3 milyar doları aşkın sağlık turizmi gelirine ulaşmış durumdayız. TÜRSAB olarak, Sağlık Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve ilgili tüm kuruluşlarla birlikte ülkemizde sağlık turizminin gelişimi konusunda çok yoğun bir şekilde çalışıyor, sağlık turizminden elde edilen geliri en yüksek seviyesine çıkartmaya gayret ediyoruz.

Dünyanın dört bir yanından turistleri ülkemize getiren seyahat acentalarımız, sağlık kuruluşları ile uluslararası hastalar arasında adeta bir köprü görevi görüyor. Şu anda yaklaşık 1200 seyahat acentamız doğrudan sağlık turizmi alanında faaliyet gösteriyor. Seyahat acentalarımız tarafından sunulan ve misafir memnuniyetini önceleyen hizmetler Türkiye’nin sağlık turizminde başarısını artırıyor. TÜRSAB olarak biz de düzenlediğimiz çalıştay ve etkinliklerle sağlık turizminin gelişimi için üyelerimizi sürekli destekliyoruz. Sağlık turizmindeki gelişimi hızlandırabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Gastronomi ve sağlık turizmleri, turizmin kaçta kaçını kapsıyor? Neredeyse tüm şehirlerin gastronomi festivalleri var. Tüm şehirlerimiz gastronomide ünlü mü? Dış turizme etkisi var mı? Sadece iç turizme mi etkisi oluyor?

Gerek gastronomi gerekse sağlık turizmi harcama potansiyeli yüksek turistlerin oranının yüksek olduğu segmentler. Seyahat acentaları ise bu kategorideki turistleri ülkemize çekmek için kilit rol oynuyor. Özellikle gastronomi açısından Türkiye’deki mutfak çeşitliliği ve zenginliği de düşünüldüğünde dünyadaki rakip ülkelerle henüz tam anlamıyla yarışabiliyor değiliz. Gaziantep, Afyonkarahisar, Hatay’ın gastronomi alanında yaratıcı şehirler ağına girmesi sevindirici. Olmakla birlikte bu şehirlerimizin sayısını artırmalıyız.

Sağlık turizminde ise kişi başı gelir 2.000 dolardan başlıyor. Yetişmiş insan gücümüz ve gelişmiş sağlık altyapımızla daha fazlasını yapabilecek kapasiteye sahibiz. Bu noktaya gelinmesinde seyahat acentalarının katkısı büyük oldu. Bundan sonra da seyahat acentalarıyla sektör büyümeye devam edecek.

Yerli turizmi teşvik etmek için ne tür kampanyalar veya projeler üzerinde çalışıyorsunuz?

Yurt içi turizm, turizmin gelişmesi bakımından son derece önem arz ediyor. Turizmde bir ülkenin gelişmişliğinin değerlendirilmesinde iç pazar önemli bir parametre olarak kabul ediliyor.  Yurtiçi turizm, en zor dönemlerinde sektörümüz için can suyu olan, kıymetini bilmemiz gereken bir pazar. TÜRSAB olarak bu perspektiften hareketle yurt içi turizme büyük önem veriyoruz. Yıllar önce başlattığımız erken rezervasyon kampanya süreçleriyle birlikte vatandaşlarımızda tatil rezervasyonu kültürünün oluşmasını sağladık. Pandemi döneminde önce “Vazgeçme Ertele” ve sonra da “Erken değil tam zamanı” mottosuyla hayata geçirdiğimiz kampanyalarla iç turizm hareketlerindeki devamlılığı sağlamak için önemli adımlar attık.

Bununla birlikte TÜRSAB olarak iç pazarda vatandaşların makul fiyatlı ürüne ulaşmasının önündeki en büyük engel olan konaklama hizmetlerinin sunulmasında yaşanan tekelleşme, bir diğer ifadeyle tek yetkililik sorununun çözülmesi için de hukuki süreci başlattık. Yurt içi turizmin gelişimi için çalışmalarımıza bundan sonra da devam edeceğiz.

Gelecek yıllarda seyahat sektöründe öne çıkmasını beklediğiniz trendler nelerdir? Seyahat acenteleri bu trendlere nasıl uyum sağlayabilir?

Turizmde geldiğimiz noktada gerek küresel düzeyde gerekse de ulusal ölçekte sürdürülebilirlik kaçınılmaz bir şekilde öne çıkıyor. Sürdürülebilirlik turizmin gelişiminde önümüzdeki yıllarda da belirleyici trend olmaya devam edecek. Bu çerçevede kültürel mirasımızı ve turistik değerlerimizi geleceğe taşımak ve daha çok insanımızın turizmden gelir elde etmesini sağlamak için planlı bir turizm politikası izlememiz gerekiyor. Bunun için kamu ve özel sektörün birlikte çalışması ve halkta turizm bilinci oluşturulması son derece önemli. Öte yandan, özellikle pandemi dönemi ile ivme kazanan doğa macera turizmi, kamp-karavan turizmi gibi segmentlere yöneliş ve ilgi de sürüyor. Kişiye özel turizm ürünlerine olan ilgi artarak devam ediyor. Yeni teknolojik ve dijital imkanlarla hizmetin sunumunun kişiselleştirilmesi artık gelinen noktada daha çok aranıp talep ediliyor. Önemli gelişim kaydeden sağlık turizmi gibi alanlar başta olmak üzere pek çok segmentte kişiselleştirilmiş ürünler öne çıkıyor. Bu noktada seyahat acentalarının ve organize turların önemi daha da artıyor.

Türkiye 3-4 saatlik uçuş mesafesinde 1,5 milyar insanın ulaşabileceği yakın olarak nitelendirilebilecek destinasyonlar arasında yer alıyor. Bu anlamda Türkiye’nin konum avantajı ön plana çıkarken çevre duyarlılığı yüksek sürdürülebilir turizm türlerine olan ilgi artışına yanıt verebilecek bir stratejiyle hareket etmemiz önem taşıyor. TÜRSAB olarak biz de iklim değişikliğinin neden olacağı olumsuz etkilerin önüne geçilmesini sağlamanın yanı sıra seyahat acentalarımızın sürdürülebilir turizm konusundaki duyarlılığını artırmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz.

Dijitalleşmenin, teknolojik yeniliklerin sektördeki rolü hakkında neler düşünüyorsunuz? Seyahat acenteleri olarak dijital dönüşüm sürecinde hangi teknolojik yenilikleri önceliklendiriyorsunuz? Gelecekteki seyahat senaryolarını nasıl hayal ediyorsunuz? Seyahat acenteleri olarak bu değişimlere nasıl hazırlıklı olmalıyız?

Dijitalleşme, çağımızın kaçınılmaz bir gerçeği. Y, Z, kuşakları derken, artık Alfa kuşağı da trendleri belirleyen süreçlere dahil olmaya başladı. Genç kuşakların davranış ve satın alma alışkanlıklarında dijital kanallar hiçbir dönemde olmadığı kadar kullanılır olmaya başladı. Seyahat acentalarının da bu dijital dönüşüme ayak uydurması önemli. Ama bu klasik manadaki seyahat acentalarının önemini de yok etmeyecek. Bunu en net şekilde pandemi döneminde gördük. Seyahat acentaları sahip oldukları organizasyon becerileri, kriz yönetimi konusunda sahip oldukları tecrübeyle misafirlerine en güzel şekilde hizmet vermeye devam ettiler. Pandemi bir kez daha gösterdi ki; turizmin tarihi seyahat acentalarıyla başladı, geleceği de seyahat acentalarıyla şekillenecek.

Bununla birlikte seyahat acentalarının da çağın gereksinimlerine uyum sağlamaları ve dijital imkanları kullanarak potansiyel zorlukları ve değişimleri yönetebilmeleri gerekiyor. Turizm şirketlerinin başarılı olma ve rekabeti sürdürebilme noktasında dijital dönüşümde aktif rol almaları kaçınılmaz görünüyor. Dijitalleşme seyahat etme ve yeni yerleri gezip görme istek ve ihtiyacını ortadan kaldırmayacak. Ancak seyahat planlaması ve rezervasyon süreçleri dijitalleşmenin etkisi ile değişip dönüşürken, bu durum gelecekte daha da ağırlık kazanacak.

TÜRSAB olarak biz de bu gerçekten hareketle sektörümüzü değişen tüketici talep ve beklentileri çerçevesinde geleceğe hazırlamak ve dijitalleşme süreçlerine katkıda bulunmak adına önemli çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Türkiye Bilişim Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz ortak çalışma kapsamında uluslararası araştırma şirketi Ernst & Young ile altı ay süren bir çalışma neticesinde “Turizm Sektörü Dijitalleşme Yol Haritası Raporu”nu hazırlayıp sektörümüzün bilgisine sunmamız bu alanda atılan adımlar arasında yer alıyor.

Birliğimizin dijitalleştirilmesi ve üyelerimizin hizmetlerimize online sistemler üzerinden kolaylıkla ulaşabilmesini sağlayacak birçok çalışmaya da imza attık. Bu kapsamda üyelerimizin TÜRSAB KART, plaka sorgulama, plaka durum bildirimi, dijital doğrulama ve QR kod ile doğrulama sistemlerine ulaşabilecekleri TÜRSAB Mobil uygulamamızı hayata geçirdik. Üyelerimizin, TÜRSAB’daki işlemlerini daha hızlı ve kolay yapabilmeleri için özel yazılımlar geliştirdik.

Seyahat acentalarının dijitalleşen dünyada son gelişmelere uyum sağlamaları ve rekabet güçlerini artırmaları amacıyla TÜRSAB Acenta Yazılımı projesini ücretsiz olarak üyelerimizin hizmetine sunduk. Yüksek maliyetlerden dolayı acenta yazılımlarına ulaşamayan üyelerimizin bu alandaki ihtiyaçlarına yanıt verecek program; rezervasyon alma, veri bankası oluşturma, satış raporlaması yapma, internet üzerinden işlerini takip ederek rezervasyon yapabilme olanağı sağlıyor. Programı kullanan üyelerimiz, telefonla bile her yerden müşteri bilgilerine ulaşabilecek. Sürekli geliştireceğimiz programı, gelecekte online rezervasyonların da yapılabileceği bir platform haline getireceğiz.

Uluslararası seyahatlerde yaşanan (vize vd.) kısıtlamalar ve değişen kurallar hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu durum, seyahat acentelerinin iş modellerini nasıl etkiliyor?

Pandemi sonrası başlayan vize sorunu her sene giderek arttı. Vize başvurularında randevu sürelerinin uzaması yığılmalara yol açıyor ve vize başvurularının yanıtlanması çok uzun zaman alıyor. Bununla birlikte vize başvurularındaki kabul oranlarında da büyük düşüşler yaşanıyor. 2014 yılında AB üyesi ülkelerin Türkiye’den gerçekleşen Schengen vize başvurularını reddetme oranı yüzde 4,4 seviyesinde iken 2023 yılı itibariyle bu oran yaklaşık 4 kat artışla yüzde 16,1 seviyesine yükseldi. Yurt dışına tur düzenleyen üye seyahat acentalarımız bu nedenle iş yapamaz hale geldi.

TÜRSAB olarak vize başvurularında yaşanan sıkıntılarla ilgili; birçok Avrupa ülkesinin temsilcisiyle Türkiye’deki diplomatik temsilcileri ile görüşmeler gerçekleştirerek vize konusundaki mağduriyetleri aktardık ve çözüm talebinde bulunduk. Gerek medya açıklamalarımız gerekse sosyal medya üzerinden konu ile ilgili dönem dönem yürüttüğümüz kampanyalar ile konuya dikkat çekip kamuoyu oluşturduk. Vize sorununa çözüm arayışları çerçevesinde vize aracı kuruluşları ile sürekli temas halinde olmaya özen gösteriyoruz. Vize alımında aracı kuruluşlara yaptığımız ziyaretler dışında söz konusu kuruluşların yöneticilerini Birlik merkezimizde ağırlayarak üye acentalarımızla buluşturuyoruz. Vize başvuruları ve randevu süreçlerinde yaşanan sıkıntılar ve sistemsel sorunların aşılması ya da en aza indirgenmesi hususunda bilgi ve deneyim aktarımında bulunulmasına olanak sağlıyoruz.

Sektördeki iş birlikleri ve ortaklıklar hakkında neler düşünüyorsunuz? Bu tür iş birliklerinin önemi nedir?

Günümüz dünyasında turizm tanıtımı ve pazarlamasında iş birlikleri ve ortak projeler her zamankinden daha fazla önem kazanmış durumda. Buradan hareketle TÜRSAB olarak sektör paydaşlarıyla iş birliğine her zaman önem veriyoruz. Ortak aklın önemine inanıyoruz. Aynı iş kolundaki acentalarımızın birlikte iş yapma kültürlerini geliştirecek, sektörü ileri taşıyacak biçimde ihtisas başkanlıklarımızın çalışmalarını yapmalarını sağlıyoruz. Sektörümüzdeki tüm etkinlikleri destekliyoruz. İstanbul Turizm Fuarı, Antalya Turizm Fuarı ve sağlık turizmi fuarları benzeri sektörel fuarlara destek veriyoruz.

Turizmde İspanya’yı niye geçemiyoruz?

İspanya, Akdeniz çanağındaki en büyük rakibimiz. 2023 yılı itibariyle Türkiye 49.2 milyon yabancı ziyaretçi ve 55,8 milyar dolar turizm geliri elde ederken, İspanya 85.1 milyon yabancı ziyaretçi ve 117,7 milyar dolar turizm gelirine ulaştı. Dolayısıyla İspanya ile Türkiye arasındaki turizm geliri makasının önemli oranda açık olduğunu görüyoruz.

Turizmde İspanya ile yarıştığımız kulvar daha çok kitle turizmi ekseninde paket tur ağırlıklı. Bu noktada turizmde bir vizyon değişikliğine ihtiyacımız var. Türkiye’nin, tarihi ve kültürel değerleriyle İspanya’dan çok daha büyük potansiyele sahip olduğunu öne çıkartmak gerekiyor. Turizmde ürün çeşitlendirmesi büyük önem arz ediyor. Turizmimizi yıl ve ülke geneline yayabildiğimiz ölçüde rekabet gücümüz artacaktır.

Son olarak, seyahat acenteleri birliği olarak, sektörün geleceği için en büyük hayaliniz nedir? Bu hayali gerçekleştirmek için hangi adımları atmayı planlıyorsunuz?

Ülkemiz, turizmde mevcut seviyelerin çok daha üzerine çıkabilecek potansiyel taşıyor. Turizmimizi sürdürülebilir bir başarıya ulaştırmak ise biz turizmcilerin en büyük hayali. Bu noktada seyahat acentalarının rolü ve önemi çok büyük. Biz, seyahat acentalarının meslek örgütü olarak ortak akıl ve iş birliği içinde bunu gerçekleştirmeye hazırız.

Ian Berry ‘Denim Ötesi (Beyond Denim)’

Sanatı ‘denim’ kumaşla anlatan ünlü İngiliz sanatçı Ian Berry’nin Türkiye’deki ilk sergisi olan ‘Denim Ötesi (Beyond Denim)’ Kalyon Kültür’de kapılarını açtı.

Sanatçının yirmi yıllık çalışma serüveninin en özel eserlerinin yanı sıra Kalyon Kültür için hazırladığı eserlerden oluşan bu sergi, 14 Şubat 2025 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.

Sinan Kuran en büyük CZN Burak restoranına imza attı

Ünlü Mimar Sinan Kuran CZN Burak’ın Orta Doğudaki en büyük restoranına imzasını attı.

Yurt iç ve yurt dışında otel, mağaza, kafe, restoran ve ofisler olmak üzere 1500’den fazla projeye imza atan KRN Mimarlık’ın kurucusu Sinan Kuran, Hani Elwakil ve Maysoon Jamal ‘ın Dubaili fon şirketi Elwaki yatırımlarıyla hayata geçirilen Türkiye’nin marka değerlerinden CZN Burak’ın Orta Doğudaki en büyük restoranına imzasını attı.

Mısır’ın tarihine ve coğrafyasına özgün ışık, gölge ve dinginlik unsurlarının birleştiği Alçak katlı Antik Mısır yerleşimlerinden ilham alınarak zemin tavan ve duvarlarda kullanılan geometrik desenler, ikonik semboller ve hiyeroglif motifler, mermer, ahşap ve metal detaylarla buluştuğu mekan misafirlerini adeta büyülüyor.

Işıl Ayman’dan “Gidemem” kalbi kırık bir sonbahar şarkısı…

Işıl Ayman yakın zamanda yayınladığı ve Spotify’da hem Viral 50 listesine üst sıralardan giren ve Trend listesinde halen dinlenen ve sözü müziği kendisine ait “Böyle Sevmek Olmaz ki”nin ardından bu sefer bestesi Can Kazaz’a ait bir sonbahar şarkısıyla karşımızda.

29 Kasım’da Sony Music Türkiye etiketiyle, kalbi kırık bir ayrılık şarkısı olarak sonbahara özel yayınlanacak şarkı, aynı zamanda 2025 yılında yayınlanacak ve 8 şarkıdan oluşacak olan Işıl Ayman’ın ilk albümünün de habercisi sayılır. “Gidemem” in düzenlemesi Oya Erkaya Ayman ’a ait ve şarkının konser görüntülerinden oluşan klibi Melike Beşli tarafından çekildi.

Şarkıları hem dijital platformlarda hem de TV dizilerinde ve filmlerde müzikseverlerin beğenisini kazanan genç yetenek Işıl Ayman, yine sesi ve yorumuyla birçok kişinin kalbine dokunacak.

Nakit alışveriş yerini kredi kartına bıraktı

Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Lider araştırma şirketi Ipsos tarafından paylaşılan bu veriler; Ipsos Consumer Panel yeni verileri “ödeme yöntemleri”nden kredi kartı kullanımı içermektedir.

Eylül 2024 döneminde ilk kez nakit alışverişe kıyasla daha fazla harcama kredi kartıyla yapıldı. Eylül 2024 döneminde Türkiye’deki haneler toplam hızlı tüketim ürünü harcamasının %49’unu kredi kartıyla, %48’ini nakit ödedi.

Ipsos Türkiye

Yılın başına kıyasla market alışverişlerinde nakit ödemeden kredi kartına geçiş net bir şekilde görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Eylül 2024 döneminde Marmara Bölgesi’ndeki haneler her 100 liralık hızlı tüketim ürünü alışverişinin 58’ini kredi kartıyla ödedi. Harcamaların daha fazlasının kredi kartıyla yapılmaya başlanması, Marmara Bölgesi’nde Şubat ayında başladı!Ipsos Türkiye

Marmara, Ege, Akdeniz haricindeki bölgelerde harcamalar ağırlıklı olarak nakit yapılmaya devam ediyor, ancak hepsinde kredi kartına yönelme hareketi farklı derecelerde de olsa görülüyor.

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

Ipsos Türkiye

 Kredi kartına yaslı market alışverişi olan hanelerde zincir marketlerin payı çok daha yüksekken, indirim marketlerinin payı böyle bir değişkenlik göstermiyor. 

Ipsos Türkiye

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK VERİLERİ ŞÖYLE YORUMLADI; Harcamalarda nakit kullanımının düşüşü uzun süredir tüketici davranışlarında bir gündem maddesi olarak karşımıza çıkıyor. Bunun en net yansımalarından birini market alışverişlerinde giderek artan kart kullanımına bağlı olarak görüyoruz: Haftada 4-5 kez yapılan ve hanelerin genel gıda, içecek, kişisel bakım ve temizlik harcamalarından oluşan bu alışverişlerin Eylül ayında %49’u kredi kartı kullanarak, %48’i nakit, %3’ü yemek-hediye çeki gibi diğer yöntemlerle yapıldı. Bu oranlarla Ocak ayından bu yana ilk kez kredi kartıyla yapılan market harcaması miktarı nakit harcamayı geride bıraktı. Tabii Türkiye’nin her bölgesinde ve her perakendeci tipinde bu tablo aynı şekilde değil: Örneğin Marmara Bölgesi’nde kredi kartıyla yapılan harcamalar toplam harcamanın %58i iken Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bu oran %28; zincir marketlerde kredi kartı kullanımı indirim marketlerine göre daha yoğun. Ancak tüm kırılımlarda Ocak ayına göre kredi kartıyla ödemelerde önemli artış görülmekte. Türkiye’deki hanelerin yarıdan fazlası market harcamalarının en fazla üçte ikisini kredi kartıyla gerçekleştirirken kredi kartına geçişin kırılma noktası 300 TL üzerindeki sepetlerde başlıyor.

IPSOS TÜRKİYE CEO’SU SİDAR GEDİK