Yazılar

“Taş kuşağında” olmak riski artırıyor!

Son yıllarda dünya genelinde artan ve nüfusun yüzde 10-15’ine ulaşan böbrek taşları ülkemizde çok daha yüksek bir seviyede görülüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, bunun başlıca nedeninin Türkiye’nin “Taş kuşağı” ülkeleri arasında yer alması olduğunu belirterek, “Taş kuşağı ülkelerinin en önemli özelliği sıcak bir iklime sahip olmalarıdır. Uzun süreli sıcak havalarda vücutta artan sıvı kaybına ek olarak yeterince su içilmemesi ve aşırı tuz tüketimi gibi bazı hatalı beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlamaktadır” diyor.

Ülkemizde her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna işaret eden Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Genellikle 30-50 yaş arasındaki bireyleri etkileyen böbrek taşları çok şiddetli yan ağrısına neden olmalarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde idrar yolu enfeksiyonu, böbrekte şişme ve böbrek fonksiyon kaybı gibi ciddi sorunlara yol açabilmektedir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Ali Tekin,  bu noktada böbrek taşlarında erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, çok önemli öneriler ve uyarılarda bulundu!

Prof. Dr. Ali Tekin

Prof. Dr. Ali Tekin

Görülme sıklığı giderek artıyor!

İdrarda bulunan mineraller ve kalsiyum, oksalat ile ürik asit gibi tuzların kristalleşerek birikmeleri sonucu oluşan böbrek taşına pek çok etken yol açabiliyor. Yetersiz sıvı alımı,  aşırı tuz tüketilmesi ve hayvansal proteinden zengin beslenme gibi beslenme hataları, obezite, metabolik sendrom, aile öyküsü, bazı metabolik hastalıklar (hiperkalsiüri, hiperoksalüri, vb), bazı ilaçlar (vitamin D, kalsiyum takviyeleri, vb) ile idrar yolu enfeksiyonları, en önemli faktörleri oluşturuyor.  İdrarda taş oluşumunu önleyen sitrat gibi maddelerin yetersiz olması da süreci hızlandırıyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, son yıllarda böbrek taşının görülme sıklığında artış gözlendiğine işaret ederek, “Bu artışın sebepleri arasında iklim değişikliğiyle birlikte sıcaklık artışı, obezite ve hareketsiz bir yaşam tarzı yer almaktadır. Benzer nedenlere bağlı olarak böbrek taşı görülme yaşında da bir düşüş söz konusudur” bilgisini veriyor.

Kışın yetersiz su tüketimi riski artırıyor!

Kış aylarında böbrek taşlarının oluşum riskinin arttığını vurgulayan Prof. Dr. Ali Tekin,  bunun en önemli sebebinin ise soğuk havalarda susuzluk hissinin azalması nedeniyle yetersiz su tüketimi olduğunu söylüyor. Susuzluğun idrarda bulunan minerallerin yoğunlaşmalarına ve çökerek kristal oluşumuna neden olduklarını aktaran Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, “Bu kristaller zamanla birikerek taş halini almaktadır. Dolayısıyla, kış aylarında böbrek taşı oluşumunu önlemek için günde ortalama 2 – 2.5 litre su içilmesi çok önemlidir. Ayrıca, düzenli olarak fiziksel egzersiz yapılması, aşırı tuzlu, şekerli ve fast food ağırlıklı gıdaların tüketiminden ise kaçınılması gerekmektedir” ifadelerini kullanıyor.

En yaygın belirtisi çok şiddetli yan ağrısı!

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, böbreklerde oluşan taşların özellikle üreter adı  verilen ve böbrek ile mesane arasında yer alan kanala düştüklerinde en sık “renal kolik” denilen çok şiddetli yan ağrısına yol açtıklarının altını çiziyor. Prof. Dr. Ali Tekin, şiddetli ağrıya “İdrardan kan gelmesi, sık sık idrara çıkma, idrarı tam boşaltamama hissi, sürekli idrar varmış hissi, idrar yolunda yanma, bulantı ve kusma”  gibi belirtilerin de eşlik edebildiğini belirtiyor.

Erken tanı ve tedavi çok önemli!

Böbrek taşlarında erken tanı ile hem hastada sorunlar yaşanması önlenerek yaşam konforu artırılıyor hem de tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu, böbrek fonksiyon kaybı ve cerrahi müdahale gibi olası riskler önemli ölçüde azaltılıyor. Böbrek taşlarının tedavisinde; üriner (boşaltım) sistemin taşlardan tümüyle temizlenmeleri hedefleniyor. Özellikle 5-6 mm’den küçük böbrek taşları bol sıvı tüketimi ve fiziksel egzersizler (Yürüyüş, zıplama vs) gibi basit yöntemlerle kendiliğinden düşebiliyor. Doktor tavsiyesiyle kullanılacak olan bazı ilaçlarla bu süreç kolaylaştırılabiliyor. Daha büyük taşlarda ise taşın lokalizasyonuna göre, medikal tedaviler, ESWL (beden dışı şok dalga tedavisi) veya kapalı endoskopik cerrahi tedaviler ile (URS, RIRS, PCNL, vb.) üriner sistem taşlardan tümüyle temizlenebiliyor.

Ameliyatlar endoskopik kapalı yöntemle yapılıyor

Böbrek taşlarının tedaviyle düşürülemediği durumlarda, geçmeyen veya tekrarlayan ağrılarda, böbrek fonksiyon kaybı riskinin arttığı tablolarda ve 2 cm’den büyük böbrek taşlarında ameliyat gündeme geliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, günümüzde ameliyatların neredeyse tümünün, açık cerrahiye gerek kalmadan, endoskopik kapalı yöntemlerle yapıldığına değinerek, “Böbrek taşı ameliyatları, ciddi teknolojik gelişmelerle birlikte, son 20-25 yılda büyük değişim geçirdi. Aşırı büyük taşlar hariç, taşları normal idrar yolundan endoskopik kapalı girişimlerle tedavi edebiliyoruz. Sadece 2-3 mm’lik ince esnek aparatlarla böbreğe kadar ulaşıp, yeni nesil lazerler ile taşları yok edebiliyoruz. Kapalı yöntemler sayesinde hastalarımız ameliyatlardan sonra aynı gün evlerine dönebilmektedirler” diye konuşuyor.

Önlemek tedaviden çok daha kolay!

Teknolojik gelişmeler sayesinde böbrek taşı tedavisi büyük ilerleme kaydetse de önleyici tedbirler alınmazsa hastaların hemen hemen yarısında 5-10 yıl içerisinde tekrar taş gelişimi kaçınılmaz oluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, aslında hastaların çoğunda böbrek taşlarının düzeltilebilir sebeplerden kaynaklandığını hatırlatarak “Sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunu önlemek her zaman tedavi etmekten daha kolaydır” diyor.

#BöbrekTaşı #Üroloji #SağlıkHaberleri #TaşKuşağı #SuTüketimi #BeslenmeAlışkanlıkları #ErkenTanı #SağlıklıYaşam #TürkiyeSağlık #AliTekin

Galata Rum Okulu’nda “TÖZ” sergisi başlıyor

Galata Rum Okulu, 17 Ocak – 8 Şubat 2026 tarihleri arasında önemli bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sanat kuramcısı, yazar ve küratör Ali Artun ile çağdaş Türk sanatında disiplinler arası çalışmalarıyla tanınan Ahmet Yiğider, “TÖZ / SUBSTANCE” başlıklı sergide bir araya geliyor.

“TÖZ” sergisi, mimarlığın işlevsel kökenlerinin ötesinde şiirsel, büyüsel ve sembolik diline vurgu yapıyor. Sergi, mimarlığın özünü ve cevherini yeniden keşfetmeye odaklanırken, akılcılığın ötesinde imgesel bir mimarlık anlayışını gündeme taşıyor.

Ali Artun, “TÖZ”ü bir mimarlık sergisi olarak tanımlarken, bunun gündelik yaşamı disipline eden mimarlığa karşı bir yaklaşım olduğunu vurguluyor. Ahmet Yiğider ise sanatın ve varoluşun temelinde insan, tabiat ve evren arasındaki ilişkiye dikkat çekiyor.

Bu kapsamlı sergi, mimarlığın şiirsel köklerine ve çağdaş sanatın evrensel arayışlarına ışık tutarak izleyicilere farklı bir perspektif sunmayı amaçlıyor.

#TÖZSergisi #GalataRumOkulu #AliArtun #AhmetYiğider #ÇağdaşSanat #Mimarlık #SanatSergisi #İstanbulSanat #KültürSanat #Sergi2026

Topaz’ta boğaz manzaralı yılbaşı kutlaması

Çağdaş Akdeniz mutfağının önde gelen temsilcilerinden Topaz, Gümüşsuyu’ndaki adresinde misafirlerini yeni yıl kutlamasına davet ediyor. İstanbul’un sevilen gastronomi noktalarından biri olan Topaz, muhteşem deniz manzarası eşliğinde yılbaşı menüsü, müziği ve DJ performansıyla eğlence dolu bir gece sunuyor.

Michelin Rehberi Tavsiye Listesi’nde yer alan Topaz, Executive Şef Tevfik Alparslan imzasını taşıyan özel menüsüyle konuklarını ağırlamaya hazırlanıyor. Menüde turna balığı tarama, trüf ve kuzu göbeği mantarlı velouté, kuzey Ege’den deniz buketi, kuzu gerdan dolgulu piruhi, Ege olta fener balığı ve fırında süt dana kaburga gibi rafine lezzetler yer alıyor. Tatlı seçkisinde ise altın yapraklı %70 çikolata sphere dikkat çekiyor.

Kutlamaya, 20:30–21:45 saatleri arasında Elif Kalkan’ın vokali ve Ertuğrul Kızmaz’ın akustik gitar performansı eşlik ederken, gece DJ performansıyla eğlence dolu bir atmosfere dönüşüyor.

Adres : Artisan İstanbul MGallery – Ömer Avni Mah. İnönü Cad. No. 42 Gümüşsuyu, Taksim

Tel : 0531 329 41 11

 

#Topazİstanbul #Yılbaşı2026 #MichelinTavsiyesi #AkdenizMutfağı #FineDining #BoğazManzarası #Gastronomi #YılbaşıKutlaması #TurizmHaberleri #YeniYılDeneyimi

DJ performansı ve boğaz manzarasıyla unutulmaz bir kutlama

Çağdaş Japon robatayaki mutfağının sevilen adresi ROKA İstanbul, yılbaşı gecesi için hazırladığı özel menüsü ve boğaz manzaralı atmosferiyle misafirlerini 2026’ya karşılamaya davet ediyor.

Yılın son gecesi için hazırlanan menü; trüflü yuzu soslu akya sashimi, Oscietra havyarlı ton balığı tartar, robata ateşinde pişirilen yuzu miso soslu morina balığı ve Kore baharatlı kuzu pirzola gibi özel lezzetlerle başlıyor. Gece, şefin tatlı seçkisiyle tamamlanarak ROKA’nın imza tatlarından oluşan rafine bir yılbaşı deneyimine dönüşüyor.

ROKA İstanbul, yılbaşı akşamı misafirlerini iki ayrı oturumda ağırlıyor. 18:30’da başlayan ilk oturum iki saatlik akşam yemeği deneyimi sunarken, 20:30’dan itibaren başlayan ikinci oturum DJ performansı eşliğinde uzun bir kutlama gecesi vaat ediyor. Özel yılbaşı menüsünün yanı sıra à la carte seçenekler de misafirlere sunuluyor.

Modern atmosferi, yaratıcı Japon dokunuşları ve İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasıyla ROKA İstanbul, yeni yıla unutulmaz bir gastronomi ve eğlence deneyimiyle güçlü bir başlangıç yapıyor.

Adres: Kılıç Ali Paşa Mahallesi, Meclis-i Mebusan Caddesi, Dış Kapı No:8, İç Kapı No:102, Beyoğlu, İstanbul

#ROKAİstanbul #Yılbaşı2026 #BoğazManzarası #JaponMutfağı #Robatayaki #Gastronomi #YılbaşıKutlaması #İstanbulEtkinlikleri #YeniYılDeneyimi #TurizmHaberleri

Enflasyon Algısı ve Düşen Alım Gücü Kampanya Coşkusunu Bastırdı

2025 yılına ekonomik toparlanma umuduyla giren tüketici, Nisan ayında gerçekleşen faiz artışıyla birlikte yeniden temkinli moda geçti. Ipsos’un “Gündeme Dair” araştırmasına göre, artan enflasyon algısı ve düşen alım gücü, yılın en hareketli indirim dönemi olan Kasım kampanyalarını bile baskıladı.

Farkındalık Yüksek, Alışveriş Düşük

Araştırma sonuçları, indirimlerden haberdar olma oranının yüksek olmasına rağmen alışverişe dönüşme oranında tarihi bir düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. 2025 yılı, “haberdar olup da alışveriş yapmayanların” en yüksek olduğu yıl olarak kayda geçti. Bu durum, tüketicinin artık kampanya dönemlerinde daha seçici davrandığını ve yalnızca gerçekten cazip fırsatlara yöneldiğini gösteriyor.

İndirimlere Güven Azaldı

Tüketicilerin yarısı (%50) sunulan indirimleri yetersiz bulurken, her 10 kişiden 4’ü kampanya dönemindeki ürünlerin kalitesinden şüphe duyuyor. Bu tablo, indirim dönemlerinde tüketicinin güven algısının zayıfladığını ve alışveriş kararlarını daha fazla sorguladığını ortaya koyuyor.

“Fırsat Takibi” Dönemi

Kasım kampanyalarına yönelik genel negatif algıda bir yumuşama görülse de, bu durum tüketicinin ikna olduğu anlamına gelmiyor. Artık karşımızda indirimden haberdar olan ancak alışveriş yapmak için “fırsat gibi fırsat” bekleyen, her zamankinden daha hesaplı davranan bir tüketici profili var. Bu yeni davranış biçimi, markaların kampanya stratejilerini yeniden gözden geçirmelerini zorunlu kılıyor.

Ekonomik Baskı ve Tüketici Psikolojisi

Enflasyon algısının yüksekliği, alım gücündeki düşüş ve faiz artışlarının etkisiyle tüketici, ihtiyaç odaklı alışverişe yöneliyor. Lüks ve gereksiz harcamalar yerine temel ihtiyaçlara odaklanan tüketici, kampanyaları artık bir “alışveriş şöleni” değil, gerçek fırsatların peşinde koşulan bir dönem olarak görüyor.

Bu tablo, markalar için önemli bir uyarı niteliğinde. İndirim dönemlerinde tüketiciyi ikna etmek için yalnızca fiyat avantajı değil, ürün kalitesi, güvenilirlik ve şeffaflık da ön plana çıkmak zorunda. 

Ipsos Türkiye CEO’su Sidar Gedik

Ipsos’un Türkiye CEO’su Sidar Gedik, araştırma verilerini şöyle yorumladı;

Yıl içerisinde tüketicilerin tatil alışkanlıklarından okul harcamalarına, bayram alışverişlerinden hanelerin yeme içme trendlerine kadar pek çok konuyu takip ediyoruz. 2024 yılını faiz indirimiyle kapatmıştık ve 2025 yılında ekonomide yukarı yönlü bir ivme bekliyorduk. Ancak 2025 Nisan ayında gerçekleşen faiz artışıyla ekonomik hareketlilik yeniden yavaşladı.

Gündeme Dair araştırmamızın Ekim sonuçlarına göre ekonomiye yönelik olumsuz beklentiler son 3 ay içinde 4 puan artarak %57’ye çıktı. Her üç kişiden ikisi ise enflasyonun açıklanan resmi enflasyondan yaklaşık iki kat daha yüksek hissedildiğini belirtiyor.

Kasım ayı markaların rekabetini artırdığı ve tüketicilerin kampanyaları yakından takip ettiği bir dönem. Fakat yine de Gündeme Dair araştırmamızın sonuçları, bu yıl Kasım indirimlerinin önceki yıllardaki etkisini tam olarak gösteremediğini ortaya koyuyor.

Her ne kadar indirimlerden haberdar olma oranı 2024 ile aynı kalsa da, 2022 ve 2023’e kıyasla son iki yılda bu farkındalık belirgin biçimde düşük. Daha da kritik olan ise, haberdar olanların alışveriş yapma oranının 2025’te en düşük seviyeye inmiş olması.

18–35 yaş arasındaki kişilerde Kasım kampanyalarından alışveriş oranı 2024’e göre %21 düştü. Erkeklerdeki harcama düşüşü kadınlara kıyasla daha belirgin. Ekonomik zorluklar bizi kısıtlıyor, görünen o ki kesintiyi ilk yapan daha az gelirli genç kesim ve alışverişe daha fonksiyonel bakan erkekler oluyor.

Alışveriş yapanların tercihlerine baktığımızda, giyim, kişisel bakım ve temizlik ürünleri başı çekiyor. Bu kategoriler, tüketicinin Kasım fırsatlarını daha çok temel ihtiyaçlar üzerinden değerlendirdiğine işaret ediyor. Elektronik ve ev tekstili gibi kategorilerde ise daha planlı alışveriş davranışı öne çıkıyor. Her on kişiden yedisi bu kategorilerdeki alışverişleri için Kasım kampanyalarını bekliyor. Kasımda “fırsat gibi fırsat” kovalanıyor, bu nedenle daha seçici alışveriş yapılıyor. Alışveriş kanallarında ise tablo değişmedi. Online platformlar bu sene de en çok tercih edilen mecra. Bununla birlikte, hem online hem fiziksel mağazaları bir arada kullananların oranı geçen yıllara göre kayda değer seviyede artmış durumda.

Kasım kampanyalarına yönelik olumsuz algılarda ise bu yıl bir yumuşama görüyoruz. Kampanyalara tamamen karşı olanların oranı bu sene bir önceki seneye göre daha düşük. Ancak bu olumlu eğilimin yanında dikkat çeken bir diğer bulgu, kampanyaların etkinliğine dair beklentinin düşmeye devam etmesi. Tüketicilerin yarısı indirimleri yeterli bulmuyor, her on kişiden dördü ise indirim dönemindeki ürünlerin kalitesinden emin olmadığını belirtiyor. Alışveriş yapmayanlar kampanyalara karşı değiller ama alacak olsalar avantajlı fiyata alışveriş yapacaklarını da düşünmüyorlar.

Tüm bu göstergeler, ekonomik baskıların tüketici davranışlarını belirgin biçimde şekillendirmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. 2025 yılı boyunca beklentiler, alışveriş eğilimleri ve kampanya dönemlerine verilen tepkiler dalgalı bir seyir izlese de, tüketicinin önceliklendirme biçimi giderek daha rasyonel, daha temkinli ve ihtiyaç odaklı bir yapıya dönmüş durumda. Önümüzdeki dönemde markaların da tüketicinin bu hassasiyetini gözeten, güven, fayda ve şeffaflığa dayalı stratejilere yönelmesi kaçınılmaz görünüyor.

#Kasımİndirimleri2025 #EkonomiHaberleri #TüketiciAnalizi #FırsatTakibi #AlımGücü #EnflasyonAlgısı #İndirimDönemi #EkonomiGündemi #TüketiciDavranışları #IpsosAraştırma

Cem Belevi’den yeni single: “Mucize” dijital platformlarda yayında

Ünlü sanatçı ve oyuncu Cem Belevi, müzikal yolculuğunda yeni bir sayfa açtığı single’ı “Mucize” ile dinleyicileriyle buluşuyor. Söz ve müziği Belevi’ye ait olan şarkı, umudunu yitirmiş bir kalbin aşkla yeniden hayata tutunuşunu anlatan güçlü hikâyesiyle dikkat çekiyor.

Sanatçının son dönem çalışmalarında öne çıkan derinlikli anlatı dili ve müzikal olgunluğu, “Mucize” ile daha belirgin bir şekilde hissediliyor. Modern pop sound’u ile duygusal yoğunluğu aynı potada eriten şarkı, romantik olduğu kadar içten atmosferiyle gündelik hayatın duygusal akışına eşlik eden bir yaşam parçasına dönüşüyor.

“Mucize”, aşkı büyük sözlerle değil; en savunmasız ve en gerçek hâliyle ele alırken, Cem Belevi’nin pop müzikteki anlatı gücünü yeniden hatırlatıyor ve dinleyiciyle doğrudan bağ kuran sade bir samimiyet sunuyor. Şarkı, 19 Aralık Cuma günü tüm dijital platformlarda yayında olacak.

#CemBelevi #Mucize #YeniSingle #PopMüzik #MüzikHaberleri #MagazinGündemi #DijitalPlatformlarda #SamimiMüzik #RomantikSound #TürkPopMüziği

Burkay Adalığ’dan yeni rehber “Viski Tutkununun El Kitabı” raflarda

Gourmand Awards ödüllü kitaplarıyla içki kültürü yazınına yeni bir soluk getiren yazar Dr. Burkay Adalığ, beşinci kitabı “Viski Tutkununun El Kitabı” ile okurlarla buluştu. Epsilon Yayınevi etiketiyle yayımlanan eser, 42. İstanbul Kitap Fuarı’nın açılış günü düzenlenen imza etkinliğiyle ilk kez tanıtıldı.

Adalığ, bu kitabında viskiyi anlamanın, seçmenin ve tadına varmanın inceliklerini sade bir dille aktarırken; damıtımevlerinden fıçı türlerine, üretim tekniklerinden duyusal değerlendirmeye uzanan kapsamlı bir rehber sunuyor. Hem viskiyle yeni tanışanlar hem de deneyimli tutkunlar için vazgeçilmez bir kaynak olmayı hedefleyen kitap, yazarın uzun yıllara yayılan deneyimiyle harmanlanmış pratik bilgiler içeriyor.

“Meleklerin Payı” ve “Maltın Peşinde” kitaplarıyla Gourmand Awards’da iki kez Best Whisky Book of the Year ödülünü kazanan Adalığ, yeni kitabıyla viski kültürüne dair temel bilgileri herkes için erişilebilir hale getiriyor.

#BurkayAdalığ #ViskiTutkunununElKitabı #EpsilonYayınevi #KitapHaberleri #İstanbulKitapFuarı #GourmandAwards #ViskiKültürü #YeniKitap #OkumaKeyfi #KitapGündemi

Sofitel Istanbul Taksim’den “Geleceğe Işık Tutan” yılbaşı ağacı

Sofitel Istanbul Taksim, La Fann iş birliğiyle hazırladığı “Geleceğe Işık Tutan” temalı yılbaşı ağacı ile yeni yılı anlamlı bir sosyal sorumluluk projesiyle karşıladı. Sofitel’in dünyaca bilinen Candle Ritual geleneğinden ilham alan proje, kadın emeği ve kız çocuklarının eğitimine destek misyonunu sürdürülebilirlik anlayışıyla birleştirdi.

18 Aralık’ta düzenlenen davette iş, sanat ve cemiyet dünyasından seçkin isimler bir araya geldi. Genel Müdür Bozkurt Atabek, “Her bir mumun ışığı kız çocuklarının geleceğine umut olsun istedik” sözleriyle projenin anlamını vurguladı.

Kız çocuklarının ritmik jimnastik gösterileri davete duygusal bir dokunuş katarken, yıl boyunca kullanılan 117 mumun yeniden değerlendirilmesiyle oluşturulan yılbaşı ağacı sürdürülebilirliğin güçlü bir sembolü olarak otelin lobisinde sergileniyor.

#SofitelIstanbulTaksim #GeleceğeIşıkTutan #YılbaşıAğacı #Sürdürülebilirlik #KadınEmeği #KızÇocuklarıEğitim #MagazinHaberleri #CandleRitual #SanatVeToplum #YeniYılDaveti

Pop müziğin güçlü sesi, 2025’i “Yalnızlık Korosu” ile kapattı

Türk pop müziğinin sevilen ismi Tuğçe Kandemir, söz ve müziği kendisine ait olan yeni şarkısı “Yalnızlık Korosu” ile yılın son sürprizini yaptı. Onur Özdemir’in düzenlemesiyle hayat bulan şarkı, geleneksel tınıları modern sound’larla buluşturarak dinleyicilere güçlü bir duygusal atmosfer sunuyor.

Yoğun hissi ve çağdaş dokusuyla öne çıkan eser, Kandemir’in etkileyici yorumuyla birleşerek 2025’in en iddialı kapanış şarkılarından biri olmaya aday gösteriliyor.

#TuğçeKandemir #YalnızlıkKorosu #PopMüzik #YeniŞarkı #MagazinHaberleri #MüzikGündemi #2025FinalŞarkısı #TürkPopMüziği #OnurÖzdemir #MüzikVeDuygu

Ülkemizde yaklaşık bir milyon kişide epilepsi görülüyor!

Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen epilepsi, beynin elektriksel aktivitesinin zaman zaman kontrolden çıkarak tekrarlayan nöbetlere yol açtığı nörolojik bir hastalık. Dünyada yaklaşık 65 milyon, Türkiye’de de yaklaşık bir milyon epilepsi hastası olduğu belirtiliyor.  Epilepsi ani gelişen nöbetler nedeniyle hastaların iş, aile ve sosyal yaşamlarında ciddi sorunlara neden olabilirken, nadiren de olsa yaşamı tehdit eden tablolara da yol açabiliyor.  Acıbadem Altunizade Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, oysa epilepsi nöbetlerinin doğru tanı ve kişiye özel tedaviyle çoğunlukla kontrol altına alınabildiğine dikkat çekerek, ”Ancak, tedaviden başarılı sonuç alınabilmesinde erken tanı büyük önem taşımaktadır. Erken tanı ile nöbetler daha hızlı kontrol altına alınmakta, nöbetlerin direnç kazanmaları ve beynin tekrarlayan nöbetlerden zarar görmesi önlenebilmektedir. Bunlar sayesinde hastalarımızın çoğu nöbetsiz bir yaşam sürebilmekte ve eğitim ile iş yaşamlarına sorunsuz devam edebilmektedirler. Erken tanı için özellikle gözden kaçabilen belirtilerin bilinmesi ve zaman kaybetmeden hekime başvurulması çok değerlidir” diyor.

Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural

Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural

 “Dalgın bakışlar” epilepsi sinyali olabilir!

Epilepsi nöbetleri denildiğinde aklımıza ilk olarak ’ağızdan gelen köpükler, bilinç kaybı ve sert kasılmalar’ geliyor. Yaygın inanışın aksine, her epilepsi nöbeti bu şekilde gerçekleşmiyor. Epilepside birçok farklı nöbet tipi mevcut. Belirtiler sorunun beynin hangi bölgesinde başladığı ve ne hızla yayıldığıyla ilgili olarak gelişiyor. Bilinç kaybı, kasılma, dalma, uykuda ani sıçrama, konuşmanın durması, kötü koku duyulması veya déjà-vu gibi tuhaf hisler, epilepsinin en sık görülen belirtilerinden. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, aslında nöbetlerin toplum tarafından bilinmeyen pek çok sinyali de olduğuna işaret ederek, ”Sadece saniyeler süren kısa donakalma, dalgın bakışlar ve sıçrama nöbetleri de epilepside sık görülür ve çoğu zaman fark edilmez. Bu belirtilerin gözden kaçması ise tanıyı ve tedaviyi geciktirmektedir” diye konuşuyor.

Uzayan nöbetlerde her dakika çok kritik!

Epilepsi nöbetlerinin çoğu 1–2 dakika içinde geçiyor. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, ancak 5 dakikadan uzun süren nöbetlerde acil müdahalenin son derece önemli olduğunu vurgulayarak ”Zira, nöbet süresi uzadıkça beynin oksijensiz kalmasına bağlı olarak kalıcı beyin hasarı riski artmaktadır. Bu nedenle, uzayan nöbetlerde her dakika çok kritiktir” uyarısında bulunuyor.

Yapay zeka destekli analizler tanıyı güçlendiriyor

Epilepsinin en yaygın nedenlerini genetik yatkınlık, doğum sırasında oksijen yetersizliği, inme, travma, beyin tümörleri, enfeksiyonlar ve yapısal beyin bozuklukları oluşturuyor. Bazı hastalarda ise belirgin bir neden saptanamayabiliyor ve bu tablo ”idiopatik epilepsi” olarak tanımlanıyor. Epilepsi hastalığında beynin elektriksel sinyallerini kaydederek anormal paternleri gösteren elektroensefalografi (EEG) temel tanı yöntemi olarak kullanılıyor. Gerekli durumlarda manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve video-EEG yöntemlerine başvuruluyor. Yapay zekâ destekli EEG analizleri tanıyı güçlendiriyor ve tedaviyi hastaya özel hale getiriyor.

Tedaviyle nöbetsiz bir yaşam mümkün!

Günümüzde epilepsi tedavisinden oldukça başarılı sonuçlar elde ediliyor. Tedavide amaç nöbetleri tamamen durdurmak ve yan etkisiz bir yaşam sağlamak. Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aykut Kural, epilepsi hastalarının yüzde 65–70’inin doğru ilaç tedavisiyle tamamen nöbetsiz bir yaşam sürebildiklerini vurguluyor.

#Epilepsi #EpilepsiFarkındalık #SessizNöbetler #AbsansNöbeti #DalgınBakışlar #SaraHastalığı #Nöroloji #ErkenTanı #SağlıkHaberleri #NöbetBelirtileri #BeyinSağlığı #Acıbadem #MustafaAykutKural #SağlıktaFarkındalık #TürkiyeSağlık #EpilepsiNedir #EpilepsiİleYaşam #EpilepsiTedavisi #SağlıkGündemi #HastalıkBelirtileri #SağlıkBilinci #ToplumSağlığı