Yazılar

Fatih Gühan “Eğitim olmadan oyunculuk olmaz”

Genç yaşta oyunculuk kariyerine adım atan Fatih Gühan, “Kızılcık Şerbeti”ndeki İmam İlhami karakterini, mesleki yolculuğunu ve gelecek hayallerini anlattı. “Her karakter, hayatıma yeni bir pencere açıyor” diyen Gühan, oyunculuk dışında yazarlığa olan ilgisini ve hayatında iz bırakan sanatçıları da paylaştı.

Röportaj: Nazan Ortaç nazanortac@outlook.com.tr

 Fatih Gühan

Oyunculuk kariyerinize nasıl başladınız? Sizi bu alana yönlendiren etkenler nelerdi?

Profesyonel anlamda kariyerim, henüz konservatuvarda son sınıf öğrencisiyken “Beni Affet” dizisinde konuk oyuncu olmamla başladı. Ardından aynı yapım şirketi, yeni projeleri “Beni Bırakma” dizisi için benimle çalışmak istedi ve böylece dört sezon süren dizi maceram başladı. Konservatuvarın son sınıfını hem dizide oynayıp hem de sınavlara girerek tamamladım. Dizi seti Ankara’da, okul ise Isparta’daydı; o süreç biraz zorlayıcıydı…

Oyunculukla ilk tanışma ve yönlendirilme sürecim ise ilkokulda başladı. Öğretmenim Yıldızhan Hanım, sahne sanatlarına ilgimi ve kabiliyetimi fark ederek ailemle konuştu. Derslerde çok başarılı olmayan, haylaz bir öğrenciydim ama yıl sonu müsamerelerinde bana her zaman roller vererek destek oldu. Ailemle konuşarak bu alana yönlendirilmemi önermişti. Ailem de uygun gördü ve beni her zaman destekledi. Sağ olsun, hâlâ kendisiyle görüşüyoruz ve her projemde iyi dileklerini alıyorum. Daha sonra Uşak’ta arkadaşlarımla amatör bir tiyatro topluluğu kurduk. Oyunlar sahneledik, kısa filmler çektik. Sonrasında hepimiz farklı şehirlerde konservatuvara dağıldık.Fatih Gühan

“Kızılcık Şerbeti” dizisinde canlandırdığınız İmam İlhami karakteri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Bu rol için nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?

İlhami ideal bir insan. Modern zamanlarda gerçek olduğuna inanamayacağımız kadar tertemiz bir adam. Yaptığıyla söylediği, söylediğiyle düşündüğü, düşündüğüyle hissettiği tutan birisi. Çok hüzünlü bir gönül hikayesi var. Düğün günü, evleneceği eşini bir trafik kazasında kaybediyor. Bundan sonra ise gönlünü kapatıp, kendini Allah yoluna adamış. Hayatına dahil olan Nursema ile birlikte gönlünün kapattığı kapıları aralanmaya başlıyor. Aşk, sadakat ve dostlukla sınanıyor. İlhami kaderi onu çağırdığında başını eğip yürüyor. Bunların dışında soru sormaktan asla çekinmeyeceğiniz bir imam. Kimseyi yargılamıyor. Kendisine zarar veren birisi olsa dahi, onunla empati kurabilmeyi başarıyor. Empati ve sevgi, İlhami’nin sorunları çözmekte ilk refleksi. Nursema’yı mutlu edebilecek birisi. İyi eğitimli, iyi bir entelektüel.

Tanıştığımız günden bu yana benim en yakın arkadaşım. Birçok sorunda benim bambaşka bir perspektiften bakabilmemi sağlıyor. Hayatıma güzel bir pencere açtı ve içeriye bol bol temiz hava ve ışık giriyor. Devam eden bir proje olduğu için İlhami karakterine çalışmaya çok vaktim yoktu. Bir hafta içinde başlamıştı hikâye. Bu süreçte hemen bir hocamdan oyuncu koçluğu için destek aldım.

Önceden de merakım olan Tasavvuf ve Mesnevi’yle ilgili okumalar yapmaya başladım. Bu felsefeyi benimsemiş ve bu konuda yetkin kişilerin içeriklerini izledim. Hayata bakışları, hitabetleri, hâl ve tavırlarını gözlemledim. Sosyal medyada birçok imamın profillerini inceledim. Bunlar elbette çok popüler, herkesçe bilinen isimler değildi. Tabir yerindeyse ‘stalk’ yaparak, İlhami’ye en benzer yaşam biçimine sahip olanları gözlemledim. Çocukluğumdan itibaren zihnimde birçok imam figürü ve tanıdığım insanlar da vardı. Hepsinin bir karması olarak ortaya İlhami çıktı.

Fatih Gühan

Daha önce “Beni Bırakma” dizisinde de önemli bir rol üstlendiniz. Bu projedeki deneyimlerinizden bahseder misiniz?

“Beni Bırakma” projesi benim hayatımda bir dönüm noktasıdır. O kadar sevilen ve başarılı bir dizide rol almasamm, belki de okuldan sonra hayatım bambaşka bir yönde ilerleyebilirdi. Dizide Bora karakterini canlandırdım. Bora, her şeyden önce hırçın, fena bir çocuktu. İstediği şeyler için her şeyi yapabilecek, kötü olmaktan çekinmeyen bir adamdı. Bunun da elbette sebepleri vardı: Yetimhanede geçen bir çocukluk, sokaklarda şiddet ve zorbalık içinde geçen bir ergenlik ve yetimhaneden bu yana çocuk kalbiyle taşıdığı Zeynep’in aşkı. O aşk, onun iyi bir adam olma ihtimaliydi. Aşkıyla, öfkesiyle, kendine has mizahıyla çok sevildi. Seyirciden çok güzel tepkiler aldı. Benim hayatımda da her zaman ‘iyi ki’lerle anacağım bir yerde duruyor.

Oyunculuk dışında başka sanat dallarıyla ilgileniyor musunuz? Hobileriniz ve ilgi alanlarınız nelerdir?

Oyunculukla çok uzak bir yerde değil, yine sahne sanatlarının bir parçası olarak yazarlık ilgili olduğum, sevdiğim bir alan. Yakın çevremdeki arkadaşlarım, güvendiğim üstatlarım bu konuda beni her zaman cesaretlendirdi. Elim biraz kalem tutuyor, çok da seviyorum. Yazdığım oyunlar var, sahnelenenler var, bekleyenler var. Tarih benim için önemli ve iyi vakit geçirdiğim bir alan. Boks yapmak harikaydı; bir süredir eskisi kadar yoğun antrenman yapamasam da hala en sevdiğim hobim.

Fatih Gühan

Sosyal medyada oldukça aktifsiniz. Bu platformlar üzerinden hayranlarınızla iletişim kurmak sizin için ne ifade ediyor?

Sosyal medya oyuncular için artık bu işin bir parçası, böyle bir gerçeklik var. Ben de bunun farkındayım. İşimin bir parçası ve işimle ilgili kısmıyla ilgileniyorum. Ölçülü biçimde orada aktif olmaya çalışıyorum. Bana atılan mesajlara, yapılan yorumlara bakıyorum ve okuyorum. Benim için kıymetli. Yaptığım işin izleyicideki karşılığını görmeye çalışıyorum ama bütün geri bildirimi de oradan almıyorum elbette. Sosyal medya, hem içerik üreten hem de içerikleri izleyenler için ölçülü olunması gereken bir yer. Bazen ben de ekranı kaydırırken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum.

Gelecekte yer almak istediğiniz projeler veya canlandırmak istediğiniz özel bir karakter var mı?

O kadar çok ki! Ben tarihle ilgili okuduğum, izlediğim her şeyden heyecanlanıyorum. Tarihimizde yer alan önemli insanların hepsi için ‘keşke olsa da oynasam’ diyorum. Bunların yanı sıra türkülerin hikayeleri, anonimler beni düşümde sürüklüyor. Elbette uluslararası bir projede oynamayı her oyuncu gibi çok istiyorum. Tiyatroda bir de ‘Hamlet’ değilse bile ‘Macbeth’… Belki bir gün, neden olmasın.

Fatih Gühan

Set dışında günlük hayatınız nasıl geçiyor? Rutinleriniz ve vazgeçilmezleriniz nelerdir?

Setler genel olarak fiziksel açıdan da çok yorucu çalışma ortamları. Her şeyden önce açıkçası dinleniyorum. Mutlaka bir sonraki günün ezberi ve çalışması oluyor. Eğer üst üste set günlerim yoksa yakın arkadaşlarımla buluşmak, kahve içmek benim için bir vazgeçilmez. Spor salonu ve antrenman olabiliyor. Bazen Moda İskelesi’nde bulunan kütüphanede, bazen Kuzguncuk’ta tertemiz bir kafayla okumak…

Hayranlarınızdan aldığınız en ilginç veya unutulmaz geri bildirim neydi?

Bir defasında Ankara’da AVM’de, bir hanımefendi “Siz çok fenasınız, çok kötüsünüz” diye bağırmıştı. İlhami’den sonra yine sokakta bir arkadaş grubu birden “Ailemizin imamı” diye sarılmıştı. İkisi de birden, ansızın ve sonradan eğlenceliydi.
Sizi en çok etkileyen veya ilham veren sanatçılar kimler, yapıtlar neler?

Beni geçmişte Türkiye’deki bütün önemli usta oyuncular etkilemiştir aslında. Örneğin tiyatromuzun ustaları, Yeşilçam’ın starları hepsinden bir parça bir hayranlık, az biraz aşırma ya da ilham alma elbette vardır. Bu isimlerin hepsi aynı zamanda sokakta bu ülke içinde birer anıt. Hepimizin ortak değeri ve adını duyunca gülümsediğimiz, içimizi ısıtan, kapımızda görsek evimizde baş köşede ağırlayacağımız insanlar.
Hayatımda etkisi olan şair ve yazarlar var… Gençliğimin henüz başında kafamın içi Nazım Hikmet, Cemal Süreyya, Ahmed Arif, Özdemir Asaf, Orhan Veli doluydu… Üniversitede Shakespeare ve Çehov öğrendikçe güzelleşti, Bertolt Brecht aklımı başımdan aldı, ‘bu ne acayip abiymiş böyle’ dedim! Ben Brecht’e şaşırırken, geleneksel Türk tiyatrosu ‘o abinin babası biziz evladım’ dedi! Oraya daldım… Ardından Yunus Emre ile tanıştım, Mevlâna ile tanıştım…Tüm bu yazılanlar, sanatçılar, eserler hayatımı şekillendirdi.

Son olarak, takipçilerinize ve izleyicilerinize iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Güzel yorumları ve güzel sözleri için, övgüleri için hepsine çok teşekkür ediyorum. Daha nice güzel işler, roller ve karakterlerde birlikte hissedip, birlikte anlamayı diliyorum. Bir de arkadaşlar; profil ziyaretleri milyon ama takipçi sayısı 60 bin! Bakıp çıkıyorsunuz, böyle ilerleyemeyiz ki (gülüyor)…

Fatih Gühan

Genç oyuncu adaylarına kariyerleri için ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

Oyuncu adayları için ilk tavsiyem mutlaka eğitim… Ülkemizde artık çok sayıda şehirde tiyatro ve oyunculuk bölümü var. Yanı sıra özel üniversitelerin bölümleri var. Çok yetkin önemli kurslar var, kişisel oyuncu koçları var. Konservatuvar olmazsa olmaz demiyorum ama eğitim olmazsa olmaz! Yoksa yeteneğe ve hayallere de yazık olur diyorum. Her meslekte olduğu gibi bunu da bir meslek olarak düşünüp, profesyonel bir şekilde eğitim almak gerekiyor. Mutlaka eğitim aldıkları yer, eğer bir kurs veya kişisel atölye ise kurumun güvenilirliğini ve eğitmenlerin yetkinliğini sorgulamalılar. Daha önce oradan eğitim alanlarla iletişim kurmalılar. Oyuncu adayının yaşı tecrübesi yeterli değilse, aileleri bu konuda dikkatli ve titiz olmalılar. İyi bir eğitimle birlikte zaten benim önerebileceğim tüm tavsiyelerden daha iyilerine sahip olacaklardır. Bir de meslekleriyle ilgili network’lerini sürekli geniş tutmalılar. Her işte geçerli olan profesyonel kurallar bu işte de geçerli.